Güncel Vaaz ve Hutbeler Güncel Vaaz ve Hutbeler
  • ANASAYFA
  • VAAZ BÖLÜMÜ
    • RAMAZAN VAAZLARI
    • BAYRAM VAAZLARI
    • Gençler İçin Vaazlar
  • CUMA VAAZLARI
  • 52 Vaaz
  • HAFTANIN VAAZI

Kadir Gecesi

Kadir Gecesi (Vaaz Projesi)[1]

Mübarek gün ve geceler toplumumuzda büyük şevk ve iştiyakla kutlanan gecelerdir. Bu geceler bayram havası içerisinde geçmektedir. İşte bu gecelerden biri de Kadir gecesidir. Kadir; değer, kıymet ve itibar demektir. Bu geceye Kadir Gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Zaman ve mekânlar; kendilerinde meydana gelen önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir Gecesini bu derece değerli kılan en önemli sebep de Kur’ân-ı Kerîm’in bu gece indirilmeye başlanmış olmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in nüzulü ve Peygamberimizin insanlığa son peygamber olarak gönderilmesi, dünya tarihinin en önemli hadisesidir.

ahmet ünal Vaaz Projeleri 25 Ağustos 2011
Devamını oku …

Camilerin Önemi

CAMİLERİN DİNİ VE SOSYAL HAYATTAKİ ÖNEMİ

Seyid Ali TOPAL

I- Konunun Planı

A- Cami ve Mescit Kavramı

B- İslam’da Mescit / Cami İnşası’nın Önemi

            1-Kur’an-ı Kerimde Cami

            2-Hadis-i Şeriflerde Cami

C- Camilerin Dini Hayattaki Yeri

D- Camilerin Sosyal Hayattaki Yeri

            1-Camiler Birlik ve Beraberliğin Sembolüdür

            2-Kültürel Etkinlikler ve Cami

            3-Mutlu ve Sevinçli Günlerde Cami

            4-Acıların Paylaşıldığı Mekan Olarak Camiler

            5-İslam Kimliğinin Gelişiminde Caminin Yeri

E- Camiler Geleceğimizin Teminatıdır

II- Konunun Açılımı Ve İşlenişi

Konuya cami ve mescid kavramları hakkında bilgi verilerek başlanır. İbadetlerin ifası için ortak mekan olan camilerin, aynı zamanda bir çok ortak değerlerin kazanıldığı ve paylaşıldığı mekanlar olduğu anlatılarak konu genişletilir. Mescid ve cami temalarının işlendiği ayet ve hadislere yer verilerek konu başlıkları bu eksende yorumlanır.

III- Konunun Özet Sunumu

Cami; "Toplayan, bir araya getiren"manasına gelen ve "cem'an" mastarından türeyen bir kavramdır. Dini anlamda; belirli bir amaçla insanları bünyesinde toplayan mekana cami denir. Bu amaç da Allah'a kulluktur. Cami kelimesi, başlangıçta sadece Cuma namazı kılınan "El mescidü'l Câmi" (Cemaati toplayan mescid) tamlamasının kısaltılmış şekli idi. Camiler dinî ve millî kültürümüzden ayrı düşünemeyeceğimiz değerlerimizin başında gelir. Camilerimiz, çok çeşitli fonksiyonları ifa etmesi bakımıdan önemli müesseselerimizdendir. Camilerimiz mabet olarak görev yapmanın yanında, birer halk üniversitesi olarak da görev yapmaktadır. Camilerde, müminlere her türlü kötülüklerden uzak durmalarının yanında; her türlü iyilik ve güzellikler, insan sevgisi, vatan, bayrak, ezan, Kur'an sevgisi, ana-babaya, öğretmene, ulu'l-emre... itaat anlatılır! Camiler, zengin-fakir, köylü-şehirli, amir-memur, resmi-sivil, yaşlı-genç, siyah-beyaz, yerli-yabancı... herkesi bünyesinde toplayan mekanlardır. Bir ülkenin, Müslüman ülkesi olmasının mührü ve tapu senetleridir. Camiler; aynı safta omuz omuza, diz dize namaz kıldığımız mabetlerimizdir. Üzüntülerimizi giderdiğimiz, moralimizi müspet anlamda düzelttiğimiz, birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik duygularımızı, hoşgörü anlayışımızı güçlendirdiğimiz ve pekiştirdiğimiz yerlerdir. Birbirimize merhamet etmeyi, acıları paylaşmayı, kimsesiz-yoksul, dul ve yetimlere yardım etme duygularını kazandığımız mabetlerdir. Kâmil manada insan olmanın yollarını ve esaslarını, camilerimizde yapılan telkin ve nasihatlerden öğrenmekteyiz.

V- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler

مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَن يَعْمُرُواْ مَسَاجِدَ الله شَاهِدِينَ عَلَى أَنفُسِهِمْ بِالْكُفْرِ أُوْلَئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ  إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّهِ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِوَأَقَامَ الصَّلاَةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلاَّ اللّهَ فَعَسَى أُوْلَـئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ الْمُهْتَدِينَ

“Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”[1]

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَاجِدَ اللّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ وَسَعَى فِي خَرَابِهَا أُوْلَـئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَا إِلاَّ خَآئِفِينَ لهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

“Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.”[2]

Konu ile ilgili faydalanılabilecek diğer bazı ayetler:2/114; 7/31; 9/107-110; 22/39-40; 24/36-38; 72/18

IV- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler

قَالَ رَسُولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ: مَنْ بَنَى مَسْجِداً يَبْتَغِى بهِ وَجْهَ اللّهِ بَنَى اللّهُ تَعالى لَهُ بَيْتاً في الْجَنَّةِ؛ وَفي رواية أخْرَى: بَنَى اللّهُ لَهُ مِثْلَهُ في الْجنَّة

Resulullah (s.a.v)buyurdular ki:"Kim Allah'ın rızasını talep ederek bir mescid inşa ederse, Allah ona cennette bir ev inşa eder."Bir diğer rivayette: "Allah, onun için, cennette bir mislini inşa eder"  buyrulmuştur.[3] 

عن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: إِنَّ الْمَسْجِدَ كَانَ عَلى عَهْدِ رَسُولِ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ  مَبْنِيّاً بِاللَّبِنِ، وَسَقْفُهُ بِالْجَرِيدِ، وَعُمُدُهُ مِنْ خَشَبِ النَّخْلِ، فَلَمْ يَزِدْ فيهِ أبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللّهُ عَنه شَيْئاً، وَزَادَ فيهِ عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنه وَبَنَاهُ عَلى بُنْيَانِهِ في عَهْدِ رَسُولِ اللّهِﺼﻠﻌﻡ، ثُمَّ غَيَّرَهُ عُثْمَانُ رَضِيَ اللّهُ عَنه وَزَادَ فيهِ زِيَادَةً كَثِيرَةً، وَبَنَى جُدُرَهُ بِالْحِجَارَةِ الْمَنْقُوشَةِ وَالْقَصَّةِ، وَجَعَلَ عُمُدَهُ مِنْ حِجَارَةٍ مَنْقُوشَةٍ وَسَقْفَهُ سَاجاً

Abdullah İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: "Mescid, Resulullah Aleyhissalâtu vesselâm zamanında kerpiçten  yapılmıştı. Tavanı hurma dallarıyla örtülmüştü. Direklerini hurma kütükleri teşkil ediyordu. Hz. Ebu Bekr (r.a)buna (gerek tezyin ve gerekse tevsi yönüyle) hiçbir ilave getirmedi. Hz. Ömer (r.a), (enini boyunu) artırarak mescidi, Resulullah devrindeki tarz üzere [kerpiç ve hurma dallarıyla] yeniden inşa etti. Onu esaslı şekilde Hz. Osman (r.a)(hem tezyin hem tevsi yönleriyle) değiştirdi ve pek çok ilavelerde bulundu.  Duvarlarını  nakışlı taşlarla ve kireçle inşa etti. Direklerini de nakışlanmış taşlardan yaptı. Tavanını da (pek kıymetli olan) sac ağacından yaptı."[4]

قَالَ رَسُولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ: مَنْ بَنَى مَسْجِداً ِيُذْكَرَ اللّهُ فيهِ بَنَى اللّهُ لَهُ بَيْتاً في الْجَنَّةِ

Resulullah (s.a.v)buyurdular ki:"Kim içerisinde Allah(ın adı) zikredilsin diye  bir mescid bina ederse, Allah da ona cennette bir ev bina eder."[5]

قَالَ رَسُولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ: إذَا اسْتَأذَنَتْ اِمْرَأﺓُ أحَدِكُمْ الَى الْمَسْجِدِ ﻓَﻼَ يَمْنَعْهَا

Resulullah (s.a.v)buyurdular ki: "Birinizin hanımı mescide gitmek için izin talep ederse ona mani olmasın (izin versin)" [6]

إِنَّ رَﺟﹸﻸ نَشَدَ في الْمَسْجِدِ. فقَالَ: مَنْ دَعَا اِلَى الْجَمَلِ اﻻحْمَرِ؟ فقَالَ رَسُولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ: ﻻوَجَدْتَ، إنَّمَا بُنِيَتِ الْمَسَاجِدُ لِمَا بُنِيَتْ لَهُ

Hz. Büreyde (r.a)anlatıyor: "Bir adam  mescidde yitiğini ilan etti ve: "Kim kızıl deveyi gördü?" dedi. Bunu işiten Aleyhissalâtu vesselâm: "Bulamaz ol! Mescidler  neye yarayacaksa onun için inşa edilmiştir (gayesinden başka maksadla kullanılamaz)!"  buyurdular."[7]

عن ابن عمرو رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: قَالَ رَسُولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ:  إذَا نَعَسَ أحَدُكُمْ وَهُوَ في الْمَسْجِدِ فَلْيَتَحَوَّلْ مِنْ مَجْلِسِهِ ذلِكَ اِلى غَيْرِهِ

İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)  buyurdular ki:"Biriniz mescidde iken  uyuklayacak olursa, bulunduğu yerden bir başka yere gidip orayı değiştirsin."[8]

VI- Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar

Buhârî, Salat 33, 35, 36, 39, Mevakîtu's-Salat 8, el-Amel fi's-Salat 12;

Müslim, Mesacid 54, (551);

Nesâî, Taharet 193, (1, 163), Mesacid 35, (2, 52, 53).

Ebu Davud, Salat 220, (1079); 239, (1119);

Tirmizî, Salat 240, (322);

Nesaî, Mesacid 22, 23, (2, 47, 48),

TDV İslam Ansiklopedisi, “Cami” maddesi,

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları,

Diyanet Aylık Dergi 2004 Ekim Ayı Özel Eki.


 

[1] Tevbe,9/17-18

[2] Bakara,2/114

[3] Müslim, Mesacid 24, (I, 378

[4] Ebu Davud, Salat 12, (I, 311)

[5] Nesâî, Mesacid 1, (II, 31)

[6] Buhârî, Nikah 116 (VI, 160)

[7] Müslim, Mesacid 80 (I,379)

[8] Tirmizî, Salat 379 (II, 404)

ahmet ünal Vaaz Projeleri 21 Haziran 2011

Cehennem

CEHENNEMİN ÖZELLİKLERİ

Sabri AKPOLAT

I- Konunun Plânı

A. İman Esasları

B.Cehennem Kavramı

C. A’raf[1]

D. Cehennem Azabının Hak Oluşu [2]

E. Cehennemde Azap Şekilleri

            1-Cehennemliklerin Yatakları Ateştendir:[3]

            2-Cehennemliklerin Elbiseleri Ateştendir:[4]

3-Cehennemliklerin Derileri Devamlı Değiştirilir:[5]

4-Cehennemliklerin Yiyecekleri Zakkum ve Gıslindir:[6]

5-Yiyecekleri Hamim ve Ğassaktır:[7]

            6-Ateş Kafirleri Çepeçevre Kuşatır:. [8]

            7-Cehennem Ateşi Hiç Sönmeyecek:[9]

8-Cehennem Dolmak Bilmez:[10]

            9-Cehennemlikler Boyunlarında Halkalarla Sürünürler: [11]

            10-Cehennemde Ölüm Yoktur:[12]

            11-Cimriler tarafından biriktirilen altın ve gümüş sırtlarını, alınlarını ve yanlarını dağlayacak olan cehennem ateşinden kızdırılır[13]

F. Cehennem Azabının Ebediliği

G. Cehennemin kapıları(tabakaları)

               1-Cehennem: Cehennem tabakalarına ait yedili tasnif sisteminde azabı en hafif olan en üst tabakadır. Cehennem, genel olarak ahiretteki azap yerinin bütününün, özel olarak da en üst tabakasının adıdır. Kur'an-ı Kerîm'in yetmiş yedi ayetinde geçmektedir.

2-Lazâ (Halis ateş): Kur’an’da bir yerde geçmektedir. “Bedenin uç organlarını söküp koparan “ diye nitelendirilmektedir.[14]

3-Saîr (Tutuşturulmuş, alevli ateş): Kur’an’da biri fiil şeklinde olmak üzere on yedi ayette geçmektedir.[15]

4-Sakar (Şiddetli bir ısı ile yakıp kavuran,yaktığı şeyi tüketircesine tahrip etmekle birlikte sönmeyip yakmaya devam eden ve insanın derisini kavuran): Dört yerde cehennem kelimesi yerine kullanılmıştır.[16]

5-Hâviye (Uçurum,derin çukur): Kur’an’da yalnız bir yerde geçmektedir. Kâria, 101/9-11).

6-Hutame (Kırmak, ufalayıp tahrip etmek):[17]

7-Cahîm (Kat kat yanan, alevi ve ısı derecesi yüksek ateş): Kur’an’da altı ayette geçmektedir..[18]

H.Cehennemliklerin Özellikleri

1..Kafirler:  [19]

2. Küfre Götüren Amelleri İşleyenler:[20]

3. İnkar Edip Ayetleri Yalanlayanlar:[21]

4. Allah ve Rasülüne Savaş Açanlar:[22]

5. Faiz Yiyenler :[23]

7. Günahkarlar ve Kötü Kimseler :[24]

8. Yoldan Çıkanlar ve İnananlara İşkence Edenler:[25]

9. Münafıklar :[26]

10. Zalimler :[27]

11.Büyüklenenler :[28]

12.Rasülullah (s.a.v)’ı Alaya Alan ve Allah’ın Emrine Uymayanlar :[29]

13. Ayetlerden Gafil Olup Dünyaya Razı Olanlar:[30]

14. Kötülüğü Kendisini Kuşatanlar:[31]

15. Savaştan Kaçanlar:[32]

16. İlah Benim Diyenler:[33]

17. Allah (c.c.) Dışındakilere Tapanlar:[34]

18. Ayetler Hakkında Yarışanlar :[35]

19. Şeytana Uyanlar :[36]

20. Aşırı Gidenler :[37]

21. Allah ve Rasülüne Karşı Gelenler:[38]

22. Kur’an’a İnsan Sözü Diyenler:[39]

23. Kıyameti Yalanlayanlar:[40]

24. Allah Yolundan Men Edenler:[41]

25. Müşrikler (Allah’a Ortak Koşanlar) :[42]

I. Cehennemliklerin  Feryatları

Cehennemlikler cehennemin içine atılıp da azab çekmeye başlayınca, oradan çıkabilmenin çarelerini aramaya başlayacaklardır. Öncelikle cehennem bekçilerinden yardım isteyecekler, sonra da Allah’a yalvarmaya başlayacaklar, fakat o ateşin içine düştükten sonra oradan kurtulmak, oradaki yalvarmalarla olabilecek bir şey değildir. Bu dünyada oradan kurtulabilmenin şartlarını yerine getirmemişse, oradan nereye sarılsa boş çıkacaktır.[43]

J- Hadislerde Cehennem

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ نَارُكُمْ جُزْءٌ مِنْ سَبْعِينَ جُزْءًا مِنْ نَارِ جَهَنَّمَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ كَانَتْ لَكَافِيَةً قَالَ فُضِّلَتْ عَلَيْهِنَّ بِتِسْعَةٍ وَسِتِّينَ جُزْءًا كُلُّهُنَّ مِثْلُ حَرِّهَا

“Sizin şu yaktığınız ateş, cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür. Oradakiler ; Vallahi ey Allah’ın Rasülü ! bu kadarı da (dünya ateşi kadar da olsa) yeterlidir dediler. Rasülullah (s.a.v); o ateş bu ateşten altmışdokuz kat daha fazla şiddetli kılındı. Cehennem ateşinin herbir katı dünya ateşinin  şiddeti kadardır”[44]

اشْتَكَتِ النَّارُ إِلَى رَبِّهَا فَقَالَتْ: يَا رَبِّ أَكَلَ بَعْضِي بَعْضاً، فَأَذِنَ لَهَا بِنَفَسَيْنِ: نَفَسٍ فِي الشِّتَاءِ، وَنَفَسٍ فِي الصَّيْفِ، فَهُوَ أَشَدُّ مَا تَجِدُونَ مِنَ الْحَرِّ، وَأَشَدُّ مَا تَجِدُونَ مِنَ الزَّمْهَرِيرِ

"Cehennem, Rabbine şikayet ederek: "Ey Rabbim! Bir parçam diğer bir parçamı yemektedir" dedi. bunun üzerine, Allah ona, iki nefes almaya izin verdi: Bir nefes kışta, bir nefes de yazda. (Yazdaki nefesi) sizin rastladığınız en şiddetli sıcaktır. (Kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en şiddetli (soğuk olan) zemherirdir."[45]

إِنَّ مِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَىَ كَعْبَيْهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ إِلَىَ حُجْزَتِهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ إِلَى عُنُقِهِ

 “Ateş cehennemliklerin bazılarının topuklarına kadar ulaşır. Bazılarının dizlerine kadar ulaşır, kiminin uyluklarına kadar ulaşır, bazılarının ise kürek kemiklerine kadar ulaşır”[46]

اِنَّ الحَمِيمَ لَيُصَبُّ عَلى رُؤُوسِهِمْ فَيَنْفُذُ الحَمِيمُ حتىَّ يَخْلُصَ اِلَى جَوْفِهِ فَيَسْلِتُ مَا فِي جَوْفِهِ حَتىَّ يَمْرُقَ مِنْ قَدَمَيْهِ وَهُوَ الصِّهْرُ ثُمَّ يُعَادُ كَماَ كانَ

“Son derece sıcak su başlarından aşağı dökülür, bu su geçtiği yerleri yarıp yol açarak kişinin karnına kadar ulaşır. Karnının içindekilerini de iyice eritip parçalayarak, ayaklarından çıkar. Sonra o kişi yeniden eski haline döndürülür”[47]

أوُقِدَ عَلى النَّارِ ألْفُ سَنَةٍ حَتَّى اِحْمَرَّتْ ثُمَّ أوُقِدَ عَلَيْهاَ ألْفَ سَنَةٍ حَتَّى اِبْيَضّضتْ، ثُمَّ أوُقِدَ عَلَيْهاَ ألْفُ سَنَةٍ حَتَّى اسْوَدَّتْ فَهِيَ سَوْدَاءُ مُظْلِمَةٌ

Ebu Hureyre anlatıyor: "Resûlullah (a.s) buyurdular ki:

"Cehennem ateşi bin yıl yakıldı. Öyle ki kıpkırmızı oldu. Sonra bin yıl daha yakıldı, öyle ki beyazlaştı. Sonra bin yıl daha yakıldı. Şimdi o siyah ve karanlıktır." [48]

II- Konunun Açılımı ve İşlenişi

Konuya iman esaslarını özetleyerek girebiliriz. Sonra cehennem kavramı üzerinde dururuz. İnsanların orada ceza görmeleri ilâhi adaletin tecellisinden başka bir şey değildir. Dünyada Allah’ı ve dinini unutanlar, alaya alıp eğlenenler ahirette cezalandırılacaklardır.A’raf ise cennet ile cehennem arasında bir yerdir. Bu husus A’raf suresi 7/40-51. ayetlerde anlatılmaktadır. Cehennem yaratılmıştır ve ebedidir. Herkes dünyada yaptıklarının karşılığını orada görecektir. Cehennemde kişinin göreceği cezanın şiddeti işlediği günahın büyüklüğüne göre olacaktır. Cehenneme atılan müslümanlar yaptıklarının cezasını çektikten sonra cennete gireceklerdir.

III- Konunun Özet Sunumu

Cehennem, inkarcıların ve günahkârların ahirette cezalandırılacakları yerdir. Cehennem’in varlığı, Allah Teala’nın ilahi adaletinin bir tecellisidir. İyilerle kötülerin, zalimle mazlumun eşit muamele görmesi adalete aykırıdır. Bu sebeple herkes yaptığının karşılığını mutlaka görecektir. Bunun yeri de cennet veya cehennemdir. Kur’an-ı Kerim’de çok ca cennetin nimetlerinden ve cehennemin özelliklerinden bahsedilmek suretiyle, insanlar imana, salih amele çağrılmıştır. Allah Teala’nın rahmeti sonsuzdur. Bununla birlikte müstehak olanlara vereceği ceza da çok şiddetli olacaktır. Bu sebeple müslüman, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemeli bununla birlikte O’na karşı gelmekten sakınmalı ve azabından korkmalıdır.

IV- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Ayet ve Hadisler

Yukarıda yeterli miktarda ayet-i kerime verilmiştir. Hadisler için de yukarıda verilen hadisler dışındaki hadisler için hadis kitaplarının ilgili bölümlerine bakılabilir.

V- Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar

Şa’rabi, Muhammed Mütevelli, Ehval-ü Yevmi’l Kıyame, Kahire, 1989.

Kelam, Şerafettin Gölcük, Süleyman Toprak, Konya,1991,s.399-400

TDV. İslam Ansiklopedisi” Cehennem” maddesi

Kuran-ı Kerim’e Göre Cennet ve Cehennem,Mehmet Tekin,Kayseri

Kur’an’da Kıyamet Sahneleri (Cennet-Cehennem), Seyyit Kutup, çev. Süleyman Ateş, Ankara

Cennet Cehennem, Şemseddin Yeşil, İstanbul, 1991


 

[1] A’raf suresi 7/40-51

[2] Tahrim,66/6;Hicr,15/42-43;Buhari, Bed'ü'l-Halk 59/10 (4/89);Müslim,Cennet  51/33, (III,2175)

[3] Bakara,2/206; Al-i İmran,3/12; Araf,7/41

[4] Hac, 22/19, İbrahim, 14/50

[5] Nisa, 4/56

[6] Bakara, 2/174 ; Saffat, 37/62-63; ; Duhan, 44/43-46; Vakı’a, 56/51-53, Hakka, 60/35-37, Ğaşiye, 88/2-7

[7] Nebe’, 78/24-26; İbrahim, 14/15-17

[8] Tevbe, 9/49

[9] İsra, 17/97

[10] Kaf, 50/30

[11] Mü’min, 40/70-72

[12] Zuhruf, 43/74-77., Fatır, 35/

[13] Tevbe, 9/35

[14] Meâric, 70/15-16

[15] Hac, 22/4; Lokman, 31/21; Sebe’,34/12

[16] Müddessir, 74,28-29

[17] Hümeze, 104/4-7.

[18] Mâide, 5/10

[19] Bakara, 2/24 ; Enfal, 8/14; Tevbe, 9/73; Bakara, 2/257., Al-i İmran, 3/10; Kehf, 18/102

[20] Ankebut, 29/23; İsra, 17/39; Nisa, 4/137

[21] Bakara, 2/39

[22] Maide, 5/33

[23] Bakara 2/275

[24] Taha 20/74 ; İnfitar 82/13,14

[25] Secde 32/20

[26] Nisa, 4/138 ; Nisa, 4/145

[27] Nisa, 4/168-169

[28] A’raf, 7/36

[29] Kehf, 18/106 ; Ra’d, 13/18

[30] Yunus, 10/7-8

[31] Bakara, 2/81

[32] Enfal, 8/16

[33] Enbiya, 21/29

[34] Enbiya, 21/98

[35] Hac, 22/52

[36] Zümer, 38/85

[37] Mü’min, 40/43

[38] Cin, 72/23

[39] Müddessir, 74/21-26

[40] A’raf, 7/44-45

[41] Mücadele, 58/16-17

[42] Tevbe, 9/113

[43] Mü’min, 40/49-50

[44] Buhari, Bed’ül Halk ,10( IV,90)

[45] Buhari, Bed'ü'l-Halk ,10 (4/89)

[46] Müslim, Cennet ,33, (III,2175)

[47] Tirmizi, Cehennem,4 ( IV,705)

[48] Tirmizi, Cehennem , 8 (IV,710)

ahmet ünal Vaaz Projeleri 21 Haziran 2011

Birlik ve Beraberliğin Önemi

BİRLİK VE BERABERLİĞİN ÖNEMİ

Mustafa KILIÇ

I- Konunun Plânı

A-Birlik ve beraberlik kavramları

B-Toplumun birliğini temin eden değerler

         1-İnanç birliği

         2-Kültür birliği

         3-Vatan birliği

         4-Dil birliği

         5-Ülkü ve amaç birliği

C-Kur’an’ın birlik ve beraberliğe bakışı

D-Hadislerde birlik ve beraberlik teşvikleri

E-İhtilaflar ve ayrılıklar

F-Ayrılık ve ayrımcılıkların getireceği  tehlikeler ve zararlar

G-Ayrımcılıkların çeşitleri

         1-Çocuklar ve kardeşler arasında ayrımcılık

         2-Öğrenciler ve emrinde çalışanlara karşı ayrımcılık

         3-Siyasi görüş ayrımcılığı

         4-Bölgecilik ve etnik ayrımcılık

H-Birlik ve beraberliğin getireceği faydalar ve mutluluklar

         1-İslam dininin mü’minleri kardeş ilan ettiği

2-Sevgili Peygamberimizin Medine’de gerçekleştirdiği 

kardeşlik ve vatandaşlık antlaşması.

3-Din birliği olanlar arasında kardeşlik, din ayrılığı

olanlar arasında vatandaşlık  bağlarını kuvvetlendirmek

II- Konunun Açılımı ve İşlenişi

Konuya birlik ve beraberlik kavramları açıklanarak başlanır. Daha sonra ilgili ayetler ve hadislerle birlik ve beraberlik konusunda dinimizin emir ve yasakları izah edilir. Toplumun birliğini temin eden; inanç, kültür, vatan, dil, ülkü ve amaç birliğinin önemi anlatılır. Birlik ve beraberliğin zıddı olan ihtilaf ve ayrılıklardan ve bunların kişiye ve topluma getireceği zararlardan bahsedilir. Aile içinde çocuklar, okullarda öğrenciler, iş yerlerinde çalışanlar arasında ayrım yapmanın birlik ve beraberliği bozucu etkilerinden, kişi ve kuruluşları hedef almayan genel örnekler verilir. Farklı  inançlara mensup, ayrı bölgelerde yaşayan, değişik etnik kökenlerden gelmiş,  farklı siyasi görüşlerdeki insanların, aynı vatanda birlik ve beraberlik içinde yaşamalarının zarureti ve faydaları anlatılır. Her türlü farklılığın hoşgörü ile karşılanması, her değerin saygıya layık olduğu ve saygı ve hoşgörünün;  karşı saygı ve hoşgörüyü getireceği, buna karşılık tahammülsüzlük ve ayrımcılığın da; karşı tahammülsüzlük ve ayrımcılığı getireceği izah edilir.

III- Konunun Özet Sunumu

İnsanlar bir arada yaşamak zorundadırlar. Çağımızın modern araştırmaları, hayvanların bile birlikte yaşadıklarını hatta uyum içinde yaşamak için aralarında bir takım kurallarının olduğunu göstermiştir.

Eşref-i mahlukat olarak  yaratılmış olan[1]  insanların da elbette belli kurallar içinde yaşaması gerekmektedir. Bu kuralların en önemlisi birbirlerine ve tabiata zarar vermeden yaşamaktır. Bunu gerçekleştirebilmek için de; Kur’an’ın ve Sevgili Peygamberimizin getirdiği,  salim aklın da kabul ve tasdik ettiği birlik ve beraberlik içinde yaşamanın kurallarını, hayatımızın her anında uygulamak zorundayız. Dünyanın çok küçüldüğü çağımızda, insanları ayrılıklara, dolayısıyla huzursuzluk ve mutsuzluğa götürecek her şeyi bertaraf etmek zorundayız.  Önce din kardeşi, sonra aynı vatanın ve aynı dünyanın vatandaşları olduğumuzu, en sonunda da hepimiz Hz. Adem’in çocukları olarak insanlıkta kardeş olduğumuzu ön plana çıkararak, birlik ve beraberlik içinde yaşamalıyız. Kendimiz için istediğimizi başkaları için de istediğimiz, kendimiz için istemediğimiz şeyleri  başkaları için de istemediğimiz zaman, herkes için mutlu bir hayata  kavuşacağız.  İnsanların maddi çıkarlar için,  birbirlerinin evlerini eşyalarını yağmaladıkları bir çağda, insanları hidayete ulaştırmak için gönderilen Sevgili Peygamberimiz;  aynı inançtaki insanları kardeş yaparak, farklı inanç sahiplerini vatandaşlık ve dostluk anlaşmaları ile birbirlerine bağlayarak, mutlu bir toplum meydana getirmiş, saadet asrını gerçekleştirmiştir.

IV- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ 

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”[2]

وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” [3]

وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَاخْتَلَفُواْ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَأُوْلَـئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” [4]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ ادْخُلُواْ فِي السِّلْمِ كَآفَّةً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِإِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

“Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.”[5]

وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ 

“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”[6]

V- Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler

عن بن عمر رضي الله عنهما أخبره: أنَّ رسولَ الله صلى الله عليه وسلم قال: المُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ، لا يَظْلِمُهُ ولاَ يُسْلِمُهُ، ومَنْ كانَ فِي حاجَةِ أخِيهِ كانَ اللهُ فيِ حاجَتِهِ، ومَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَباَتِ يَوْمَ اْلقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللهُ يَوْمَ القِيامَةِ. 

 “Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter. ” [7]

أَن رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ باللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ، فَلا يُؤْذِ جَارَهُ ، وَمَنْ كَان يُؤْمِنُ بِاللَّهِ والْيَوْمِ الآخرِ ، فَلْيكرِمْ ضَيْفهُ ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمنُ بِاللَّهِ وَالْيومِ الآخِرِ ، فَلْيَقُلْ خَيْراً أَوْ لِيَسْكُتْ

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”[8]

عن أبي هُرَيرَةَ قال: قال رسُولُ اللَّهِ صلَّى اللَّهُ عليهِ وسَلَّم: "مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُسْلِمٍ كُربةً مِنْ كُرَبِ الدُّنيا نَفَّسَ اللّهُ عنهُ كُرْبَةً مِن كُرَبِ الآخرةِ، ومَنْ سَتَرَ على مُسْلِمٍ سَتَرهُ اللّهُ في الدُّنيا والآخرةِ، واللّهُ في عَوْنِ العَبْدِ ما كانَ العَبْدُ فِي عَوْنِ أخِيهِ".

“Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim bir mü'minin dünyevi kederlerinden birini giderirse, Allah da onun kıyamet günü kederlerinden birini giderir. Kim bir müslümanın sırrını  örterse, Allah da onun dünya ve ahirette sırlarını örter. Kişi kardeşinin yardımında olduğu müddetce, Allah da onun yardımındadır.”[9]

VI- Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar

Buhârî,  Sahih,  Îmân 2/7, (I, 9), 2/9,  (I, 10),  Mezâlim,  46/4, (III, 98),  46/20,  (III, 102),  İkrah, 89/1, (VIII, 56),  Hibe, 51/1, (III, 128), Edeb, 78/30-31, (VII, 78),  78/42, (VII, 83),  Eşribe,  74/24,  (VI, 250), Nikâh,  67/80, (VI, 145), 67/85,  (VI, 150), Rikak, 81/14, (VII, 177), 81/23-24,  (VII, 184-185),   Ezan 10/36, (ı, 161), Zekât,  24/16, (II, 116),  Hudûd,  86/9  (VIII, 16);  Müslim, Sahih,  Zekât,  12/90-91,  (I, 714-715),  Îmân,  1/67, (I, 66), 1/71-72, (I, 67-68),  1/74-75,  (I, 68),  1/77,  (I, 69), 1/93-94. (I, 74), 1/129,  (I, 85),  Müsâkât,   22/136,  (II, 1230),  Zikr,  48/38,  (III, 2074),  Nikâh, 16/56, (II, 1034),  Birr,  45/32,  (III, 1986 ),  45/78, (III, 2004);  Ebû Dâvud,  Sünen , Cihâd,  9/1, (III, 7),  Edeb 35/11,  (V, 156),  35/46,  (V, 202);  Tirmizî, Sünen, Kıyâmet, 38/50,  (IV, 659),  Ahkâm,  13/18, (III, 635),  Birr,  28/18,  (IV, 325),  28/24,  (IV, 329


 

[1] Tîn, 95/4

[2] Âl-i İmrân, 3/103

[3] Âl-i İmran, 3/104

[4] Âl-i İmran, 3/105

[5] Bakara, 2/208

[6] Enfâl, 8/46

[7] Buhârî,  Sahih,  Mezâlim, 46/3, (III, 98);  Müslim, Sahih,  Birr, 45/58,  (III, 1996 )

[8] Buhari, Sahih, Nikah,  67/80,  (VI, 145),  Edeb,  78/31,  (VII, 78)

[9]  Tirmizi,   Sünen,  Hudud,  15/3,  (IV, 34)

ahmet ünal Vaaz Projeleri 21 Haziran 2011
  1. Bidat ve Hurafeler
  2. Berat Kandili
  3. Ameller Niyetlere Göredir
  4. Allah'ın Sevdiği ve Sevmediği Kimseler

Sayfa 1 / 2

  • 1
  • 2

Cuma Vaazları

  • Sosyal Yaşantıyla İlgili Vaazlar
  • Ahlaki İlkelerle İlgili Vaazlar
  • Kur'an-ı Kerim Vaazları
  • Peygamberimizle İlgili Vaazlar
  • Aile Hayatı İle İlgili Vaazlar
  • Önemli Gün ve Haftalarla İlgili Vaazlar
  • İbadet İle İlgili Vaazlar
  • İman Konuları İle İlgili Vaazlar
  • Kadın Haklarına Yönelik Vaazlar
  • Kutlu Doğum Vaazı
  • Mübarek Gün ve Gecelerle İlgili Vaazlar

Kuran-ı Kerim

  • Kur'an-ı Kerimde Ahlak Esasları (Vaaz)
  • Kur’an-ı Kerim’in Özellikleri (Vaaz)
  • Kur'an-ı Kerimde Adab-ı Muaşeret (Vaaz)
  • Dua İbadetin Özüdür
  • Yaz Kur'an Kursları Başlıyor
  • Kur'an-ı Kerim'in İcazının Tarihsel ve Güncel Değeri (Vaaz)

Peygamberimiz

  • Peygamber Efendimizin Hadislerinde Namazın Önemi (Vaaz)
  • Peygamberimizin Çocuk Terbiyesi (Vaaz)
  • Kutlu Doğum Vaazı Peygamberimizin Örnek Ahlakı
  • Peygamber Efendimizin Dua ve Zikirleri (Vaaz)
  • Hz. Peygamberin Eşsiz Ahlakı (Vaaz)

İman

  • Bidat ve Hurafeler (Vaaz)
  • İslam Dininde Tevekkül (Vaaz)
  • İslamda Sihir (Büyü) Yasağı (Vaaz)
  • Müslümanın Sevme ve Güvenme Anlayışı Vaaz
  • Dünya-Ahiret Dengesi
  • Kaza ve Kadere İman (Vaaz)

İbadet

  • Cemaatle Namazın Önemi ve Fıkhi Boyutu (Vaaz)
  • Amel-i Salih (Vaaz)
  • Rabbimize Yakınlık Yolunda Yeni Bir Fırsat: Kurban
  • Ezanın Hayatımıza Kattığı Anlam (Vaaz)
  • Umrenin Fazileti (Vaaz)
  • İslam Dininin Ana Gayesi (Vaaz)
  • ANASAYFA
  • VAAZ BÖLÜMÜ
    • RAMAZAN VAAZLARI
    • BAYRAM VAAZLARI
    • Gençler İçin Vaazlar
  • CUMA VAAZLARI
  • 52 Vaaz
  • HAFTANIN VAAZI