|
03/07/2009 Cuma
İslam Dininin Birlik ve Beraberliğe Verdiği Önem
İnsanoğlu yaşamı tek başına geçirebilecek bir
şekilde yaratılmamıştır. Bunun aksine insan sosyal bir varlıktır ve kendisinden
başka bir varlığa, hele hele bir başka insana muhtaçtır. Nitekim “Komşu komşunun
külüne muhtaçtır” atasözümüz bu hususu ne kadar da güzel vecizeleştirmiştir. Bu
muhtaçlık ise, sadece maddi alanlarda değil manevi alanlarda da söz konusudur.
Nasıl ki, kendimizde bulunmayan maddi bir şeye ihtiyaç duyuyorsak, sevgi,
muhabbet, dostluk, vb. gibi manevi alanlarda da bir başka insana ihtiyaç
duymaktayız.
Yüce Rabbimiz insanoğlunu sadece bir Ademden
meydana getirmemiş, Ademle beraber Havva’yı yaratarak beraberliğin ve
birlikteliğin ilk başlangıcını oluşturmuştur. Bu durum Kuran-ı Kerimde şöyle
bildirmektedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Regaib Kandili
İslam Dinimizde dünya ve ahiret mutluluğunu
kazanmamız için mübarek gün ve geceler vardır. Bu mübarek gün ve geceler çölde
yolculuk yapan kişinin su bulduğu gözeler misalidir. Her bir gözeye gelindiğinde
ayrı bir heyecan, susuzluğun giderilmesi sonucunda yaşanan ayrı bir lezzet
vardır. Ayrıca her bir göze suyunda ise ayrı tatlar vardır. Kandil geceleri de
işte böyle gözelerdir. Manevi hayatımızda çekmiş olduğumuz susuzluğumuzun
giderildiği ve uzun bir müddet manevi âlemde rahatlık getiren gecelerdir kandil
geceleri.
Kandil geceleri, Yüce Rabbimizin biz günah
işleyen kulları için vermiş olduğu bir fırsat zamanıdır. Bu geceler kişilerin
manevi hayatlarında kandillerin yanmasına vesile olan, maneviyatımızı
nurlandıran gecelerdir. Camilerde yanan kandiller gönüllerimize nasıl bir sürur
verirse, işte bu geceler gönüllerimize öyle bir neşe öyle bir huzur vermektedir.
Bu gecelerin bir başka güzelliği ise mevlit
programları, hatim programları vesilesi ile camilerde, mescitlerde birlik ve
beraberlik içersinde bir araya gelmemizdir. Aynı dine inanmış, aynı duygularla,
milli ve manevi değerlerle yoğrulmuş olan bizlerin birbirimizi hatırlamamızda en
önemli zaman dilimlerinin başında gelmektedir kandil geceleri. Bu sebeple bu
gecelerin bütün güzelliklerinden istifade etmeye gayret gösterelim.
Hayatımıza nice güzellikler katan gecelerden
birisi de Regaib kandilidir. Regaib kandili, Üç ayların birincisi olan Recep
ayının ilk cuma gecesidir. Regaib, istenilen, değeri çok olan, bağış, ihsan,
ikram ve nefis şeyler demektir ve "Rağibe" kelimesinin çoğuludur.
|
|
Devamını oku...
|
|
Üç Aylar ve Önemi
Bizlere bazen uzun gelse de, olmayacak
hayallerin peşinden -daha zaman var diyerek- koşsak ta ömür çok kısa. Bu kısa
hayatın sonucunda bahtiyarlardan olmak, iman ile son nefesi vermek için kısa
hayatımıza katmamız gereken birçok değer var. Bu değerlerin başında ise iman
gelmektedir. Yüce Allah kullarının kısa hayatlarını imanla geçirmeleri ve bu
vesile ile ebedi hayatları olan ahiret hayatında kurtuluşa erenlerden olmaları
için birçok fırsatlar sunmuştur. Bu fırsatların en önemli zaman dilimine
kavuştuk. Recep, Şaban ve Ramazan aylarını kapsayan üç aylara 24 Haziran Çarşamba günü
gireceğiz. Bu sebeple Yüce Rabbimize binlerce hamt ediyoruz. Bizleri
bu zamanlara eriştiren, imana kavuşturan, Ümmet-i Muhammed olmayı bizlere nasip
eden Rabbimize şükürler olsun.
Üç aylar kameri ayların yedincisi olan Receple
başlayan, Şaban’la devam eden ve nihayetinde Ramazanla son bulan ayların toplu
adıdır.
Sevgili Peygamberimiz bu aylara girince şöyle
dua ederdi.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yaşam bulduğumuz bu dünyada farklı uğraşlar
içerisinde olarak geçimliliğimizi temin etmeye çalışmaktayız. Bu farklı
uğraşlardan biride ticarettir. Ticaret insan için çok kârlı bir kazanç
kapısıdır. Dürüst yapıldığı zaman, aldatmaya yönelik işlere tenezzül edilmez ise
böyle bir ticaretle uğraşan tüccarlar için dünya kazancı olduğu gibi ahirette
Peygamberlerle, sıdıklarla, şehitlerle beraber olma müjdesi vardır. Bununla
beraber dürüst yapılmayan ticaret için manen tehlikesi büyük olan kul hakkı
vardır. Kul hakkı ise sadece kul tarafından affedilmektedir. Bu sebeple
ticaretle uğraşan kardeşlerimizin Yüce Dinimizin koymuş olduğu ticaret ahlakıyla
ilgili prensipleri bilmesinde ve hayatına aktarmasında fayda vardır. Şöyle bir
örnek vererek konumuzu daha iyi anlayalım. Nasıl ki, bir ibadet yapmak için o
ibadetin farzlarının, sünnetlerinin neler olduğunu bilmemiz gerekirse, ticaretle
meşgul olacak isek ticaretin genel kurallarını bilmemizin yanı sıra Dinimizin de
ticaretle ilgili ortaya koymuş olduğu ilkeleri de bilmemiz gerekmektedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Bu hayata doğumla merhaba diyip, hayatımızı
belli zaman geçirdikten sonra ölümle karşı karşıya geliyoruz. Yaşadığımız dünya
hayatına Yüce Rabbimizin koymuş olduğu kanun bu. Her canlı doğup, gençlik ve
yaşlılık hayatını geçirdikten sonra dünyadan ayrılıyor. Bazen hayat yaşlılığa
varmadan gençlikte de son bulabiliyor. Bu sebeple ne zaman ayrılacağımızı
bilemediğimiz bu dünya hayatında Yaratanın ve insanların razı olacağı davranış
şekillerini yapmak suretiyle mutluluğu yakalamamız mümkün olacaktır.
İnsan hayatının en verimli çağı gençliğidir. Her
şeyin tadının en güzel alındığı, her zorluğun üstesinden gelebilme gücünün en
üst seviyede olduğu, hayatın her renginin insana en canlı geldiği zaman
dilimidir gençlik. Gençliğini güzellikler içinde geçiren insanlar bahtiyar,
gençliğini yanlışlıklar içinde geçirip gençliğinin kıymetini bilmeyenler ise hep
üzüntü içerisine olmuşlardır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|