|
Abdullah ÖZBEY
I- Konunun
Plânı
A-İman Kavramı
B-İnsanın Fıtratındaki İnanma İhtiyacı
C-Yaratılışımızın Gayesi
D-İmanın Hayatımıza Tesirleri
1.Allah’a imanın gereği olarak, ibadetlerimizi
yerine getirmek.
2.İman ve ibadetlerimizin gereği olarak, İslam ahlak
prensiplerine uygun olarak yaşamak.
3.Allah’a imanın gereği olarak, İslam’ın müminleri
kardeş ilan ettiğini unutmamak; Müslümanların birbirleri ile olan ilişkilerinde
sevgi ve saygı prensibine uygun davranmak.
II- Konunun
Açılımı ve İşlenişi
Konuya
iman kavramı açıklanarak başlanır. Daha sonra ilgili ayet ve hadislerle insanın
fıtratındaki inanma ihtiyacı ve yaratılışımızın gayesi izah edilir. Vaazın akışı
içinde imanın dünya ve ahiret saadetini sağlama açısından önemi ve imanın
hayatımıza etkileri üzerinde madde, madde durulur. Vaazın sonuna doğru genel bir
değerlendirme yapılarak, Allah’a imanın hayatımıza etkisi üzerinde durulur.
III- Konunun
Özet Sunumu
Yaratılışımızın gayesi, Yüce Allah’ı tanımak ve O’na kulluk etmektir. İman, hem
dünya, hem de ahiret saadetini sağlayan en değerli manevi sermayemizdir. Sahip
olduğumuz imanın en önemli özelliği ise, kalbin derinliklerine nüfuz etmesi ve
vicdanların onunla huzur bulmasıdır. İman bu özelliği ile şirkin ve
putperestliğin kirlettiği kalplere yeniden hayat vermiş, sahabe örneğinde olduğu
gibi, mensuplarını cehalet ve vahşetten kurtarmış, sevgi, saygı ve adaletin
oluşturduğu İslam medeniyetinin zirvesine yükseltmiştir.
Allah’a
iman bilinci, renkleri, dilleri ve düşünceleri farklı olan insanları ortak bir
duyguda birleştirerek onları din kardeşi yapmıştır. Bu husus Kur’an’da
“Müminler ancak kardeştirler.”, (Hucurat, 49/10) mesajıyla vurgulanmıştır.
Müminler bu duygu ve imanla birbirlerini severek bütün çağlara örnek bir iman
kardeşliği sergilemişlerdir. Mümin, imanı, ibadeti, ahlakı ve davranışlarıyla
dürüst ve örnek insan olma durumundadır. Mümin, her şeyden önce Allah’ın
birliğine, Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna iman eden, sonra
imanın gereği olarak Allah’a ve peygamberin emir ve yasaklarına uygun, haram ve
günahlardan sakınan kimsedir. Mümin, insan haklarına saygılı olan, bütün
insanları Allah’ın kulu olarak gören, geçimli ve uyumlu, birleştirici, tefrika
ve ayrılıklara prim vermeyen insandır.
IV- Konu
İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler
فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّين حَنِيفاً فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ
عَلَيْهَا
لإ
تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ َ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ
النَّاسِ لإ يَعْلَمُونَ
“Hakka
yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde
yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.
İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ
Şüphesiz Allah katında din İslam’dır.
Konuyla
ilgili faydalanılabilecek diğer ayetler şunlardır:
Zariyat, 51/56; A’raf, 7/172; Kıyame, 75/36; Bakara, 2/285; Bakara, 2/277;
Hucurat, 49
V-
Konu
İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler
ﻻ
يُؤْمِنُ اَحَدُكُمْ حتَّى يُحِبَّ ِﻷخِيهِ ما يُحِبُّ لِنَفْسِهِ.
"Sizden
biri, kendi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek imana eremez."
المسلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُؤمِنُ مَنْ
أمِنهُ الناسُ علىَ دِمائِهِم وأمْوَالِهِمْ.
"Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir.
Mü'min de, halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri
kimsedir."
مَامِنْ مولودٍ إّﻻ يوُلدُ علَى الفِطْرَةِ ثُمَّ يقولُ اِقْرؤُا
)فِطرَةَ
اللّهِ التى فطَرَ النّاسَ علَيْهَا(
فأبَواهُ يُهَوِّدَانِهِ أوْ يُنَصِّرَانِهِ أوْ يُمَجِّسَانِهِ .
"Her
çocuk fıtrat üzerine doğar" buyurdu ve sonra da "Şu ayeti okuyun" dedi:
"Allah'ın yaratılışta verdiği fıtrat" (Rum, 30). Sonra Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm) sözünü şöyle tamamladı: "Çocuğu anne ve babası Yahudileştirir veya
Hıristiyanlaştırır veya Mecusileştirir.”
مَثَلُ المُؤْمِنِينَ في تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعاطُفِهِمْ مَثَلُ
الجَسَدِ إذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الجَسَدِ بِالسَّهَرِ
وَالحُمَّى.
"Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte
mü'minlerin misâli, bir bedenin misâlidir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer
uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler."
قال: قلتُ: يا رسولَ اللهِ! قُلْ ليِ في الإسلامِ قَوْلاً، لاَ أسألُ عَنْهُ أحَداً
بَعْدَكَ (وفي حديثِ أبي أسامةَ "غَيْرَكَ") قالَ " قُلْ آمنتُ باللهِ فاَسْتَقِمْ".
Süfyan b.
Abdullah (R.A.) şöyle dedi. “Ya Resulallah, bana İslam’ı öylesine tanıt ki,
onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim”, dedim. Resulullah
(S.A.V.) “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol.”
buyurdu.
VI-
Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar:
Prof. Dr.
Süleyman Ateş, Yüce Kur’anın Çağdaş Tefsiri, C.1/477-488 ; 1/499-5/06 ;
2/23-26 ; 7/20-22 ; 8/517-522 ; 9/64-67 ; 10/181-182
D.İ.B.
Kur’an Yolu, 1/299-312 ; 1/320-322 ; 1/377-382 ; 4/285-294; 5/80-84; 5/435-436;
T.D.V.
İslam Ansiklopedisi, İman Maddesi, 22/212-219 ;
T.D.V.
İslam Ansiklopedisi, İslam, Maddesi, 23/ 1-42 Allah Maddesi, 2/471-501
|