|
Mehmet KAPUKAYA
I- Konunun
Plânı
A- Hz. Muhammed
(a.s)’ın Aile İçindeki Örnek Davranışları
B- Evlilik ve
Aile Hayatı
C- O’nun
Nazarında Ailenin Önemi
D- Bir Eş ve
Baba olarak Hz. Peygamber (a.s)
E- Hz.
Muhammed’in Örnek yaşantısı
П- Konunun
Açılımı ve İşlenişi
Konuya
ailenin önemine ve kudsiyetine vurgu yapılarak başlanır.Hz. Peygamber (a.s)’ın
aileye verdiği önem anlatılarak O’nun aile yaşantısından örnek kesitlere yer
verilir.Her konuda örnek bir rehber olan Hz. Muhammed (a.s)’ın aile hayatındaki
uygulamalarında, topluma verdiği mesajın iyi algılanması gerektiğine dikkat
çekilerek konu özetlenir.
Ш- Konunun Özet
Sunumu
İslam
dini, aileyi yaratılıştan itibaren varolan, insanlığın en eski ve en köklü
kurumu olarak kabul etmiş; bütün insanlığın, bu saygın kurum sayesinde neşv-u
nema bulduğunu bildirmiştir. Bu birlikteliğe bütün insanlık tarihinde
rastlanmış olup, aile bugün dahi, önemini korumaktadır.
Kur'an-ı
Kerim aile hayatını, karşılıklı anlayış, saygı, sevgi ve olgunlukla
yürütülebilecek insani bir müessese saydığından, aile fertlerinin hak ve
görevlerini tam olarak yerine getirebilmeleri için, aile bireylerinde temel
insani ve ahlaki erdemlerin oluşmasını, kişilerin Allah'tan çekinir, kuldan
utanır bir sorumluluk bilincine ulaşmasını, aile müessesesinin sağlam kurulması
ve iyi işlemesi için vazgeçilmez bir ön şart olarak belirlemiştir.
Hz.
Peygamber yirmi beş yaşına kadar, hemşehrileri arasında iffetli, şerefli ve
namuslu bir şahsiyet olarak tanınıyordu. Yirmi beş yaşında iken, kendisinden
yaşça büyük ve iki defa evlenip dul kalmış olan Hz. Hatice ile evlenmiş; onunla
uzun yıllar mutlu bir hayat geçirmiştir. Hz. Peygamber'in, Hz. Hatice ile
beraberliğinde göze çarpan en önemli husus, sıcak bir dostluk ve arkadaşlıktır.
Hz.
Peygamber, Allah'tan aldığı vahyi, gelip ilk defa O’na anlatmış ve O’nunla
paylaşmıştır. Hz. Hatice de kendisini anlayış ve olgunlukla karşılamıştır. Hz.
Hatice'nin vefat ettiği yıl, Rasul-i Ekrem'in en çok üzüldüğü yıl olarak "hüzün
yılı'' tabiriyle anılmıştır. Hz. Peygamber, onun sağlığında başka bir kadınla
evlenmemiştir. Halbuki, o dönemin örf ve adetleri, çok kadınla evliliğe
müsaitti. Hz. Hatice'nin vefatından sonra, O’nun aziz hatırasına saygı duyarak,
yaklaşık iki buçuk yıl yalnız ve bekar olarak yaşadıktan sonra Sevde bint-i
Zem'a ile evlenmiştir.
Hz.
Peygamber, Hz. Hatice'ye olan saygısını, onun sağlığında olduğu gibi, vefatından
sonra da unutmamış, her fırsatta onu sevgi ve saygı ile anmıştır. Yine O’nun
hatırasını andığı bir günde; Hz. Aişe:
"O yaşlı
kadını ne diye anıp duruyorsun? Allah onun yerine sana daha iyisini verdi"
deyince; Peygamberimiz buna tepki göstermiş ve:
"Allah
bana ondan daha hayırlısını vermedi. O, hiç kimsenin kabul etmediği bir zamanda
bana iman etti, herkesin beni yalanladığı bir zamanda O beni tasdik etti,
kimsenin bana bir şey vermediği esnada; O, malını benim için harcadı ve kimsenin
çocuk vermediği bir dönemde O, bana çocuk verdi" diye cevap vermiştir.
Sevgili
Peygamberimiz (a.s)’ birçok hadislerinde, ailenin önemine işaret etmiş ve
ailenin bir huzur yeri olduğunu belirtmiştir. O, aile reisi olarak bir
müslümanın aile fertlerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleriyle
ifade ettiği gibi, bizzat kendi uygulamaları ile de örnek olmuştur.
O'nun,
iman, ahlâk ve aile fertlerine yumuşak davranma arasında kurduğu bağlantıyı dile
getiren şu sözü çok manidardır:
عَنْ أَبِي هُرَيْ.رَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ أَكْمَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا وَخِيَارُهُمْ
خِيَارُهُمْ لِنِسَائِهِمْ
''Mü'minlerin iman bakımından en mükemmel olanı, onların ahlak bakımından en
güzel olanlarıdır, onların en hayırlıları da aile fertlerine karşı hayırla
muamelede bulunanlarıdır.''
İnsanın
üzerinde hakkı olan kişilerin başında aile fertleri gelmektedir. Kişinin
sevincini ve üzüntüsünü ilk önce paylaştığı kimseler aile fertleridir.
Sevgili
Peygamberimiz örnek aile reisi idi. Hanımlarına ve çocuklarına karşı görevlerini
en iyi şekilde yerine getirirdi. O'nun evi örnek bir evdi, hanesinde her zaman
burcu burcu mutluluk kokardı.
Hz.
Peygamber (a.s)’ın aile hayatı ve aile içindeki davranışları, taşıdığı
özellikler nedeniyle, maddi alanda olduğu kadar, manevi alanda da örnek
konumdadır. O’nun aile hayatında uyguladığı prensipler, her dönemde önemini
kaybetmeden varlığını sürdürmüştür.Toplumların en küçük ünitesi olan ailenin
mutlu ve huzurlu olmasının, toplumun huzurunu sağlayacağı gerçeğini, en güzel
örnekleriyle Hz. Peygamber'in aile hayatında görmek mümkündür.
IV- Konu
İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler
َقَدْ كَانَ لَكُمْ في رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا
اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثِيرًا
“Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı
uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”
Kur'an-ı
Kerim'de Hz. Peygamber'in hanımları ve aile hayatı hakkında bilgi verilmektedir.
Eşleri ile aralarında geçen tartışmalarda hem Peygambere ve hem de hanımlarına
öğütlerde bulunulmakta ve yol gösterilmektedir. Bunun yanısıra Hz. Peygamber'in
eşlerinin mü'minlerin anneleri oldukları bildirilmekte ve mü'minlerin O'ndan
sonra, O’nun eşleriyle asla evlenemeyecekleri belirtilmektedir.
“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de
mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına
göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden
daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm)
Kitap’ta yazılıdır”.
“Ey
Peygamber! Hanımlarına de ki, “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız,
gelin size mut’a vereyim ve sizi güzelce bırakayım. Eğer Allah’ı, Resülünü ve
ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir
mükafat hazırlamıştır.”
Aile
hayatı, evlenme ile başlar. Evlilik eşlerin evlenerek cinsel ihtiyaçlarını
karşılamasına, böylece neslin devam ettirilmesine, hem de eşlerin birbirlerine
maddî ve manevî destek olarak hayat arkadaşlığı kurmasına vesile olduğundan çok
yönlü yarar ve hikmetler taşır.
“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve
aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin)
delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler
vardır.”
V- Konu
İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler
Hz.
Peygamber, kadınları erkeklerin şiddetinden korumak için gerekli uyarılarda
bulunmuş ve daima onlara hayırla muamelede bulunmayı tavsiye buyurmuşlardır.
عَنْ
عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّه صلى الله عليه وسلم
خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ
“En
hayırlılarınız hanımlarına karşı iyi davrananlarınızdır."
Hz. Peygamber,
çeşitli vesilelerle erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler
üzerinde hakları bulunduğunu söylemiştir. Kadınlar hakkında Allah'tan
korkulmasını, onlara
haksızlık
yapılmamasını istemiştir. Kocasını şikayet için kendisine gelen
kadınların sayısı artınca, kadınlara kötü davranışta bulunanların iyi kimseler
olmadıklarını söylemiştir.
Peygamberimiz, karı- kocaya karşılıklı sorumluluklar yüklemiştir:
أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه
وسلم يَقُولُ " كُلُّكُمْ رَاعٍ، وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ،
الإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ فِي أَهْلِهِ
وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ فِي بَيْتِ زَوْجِهَا
وَمَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا، وَالْخَادِمُ رَاعٍ فِي مَالِ سَيِّدِهِ
وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
Abdullah
b. Amr, Rasulullah (s.a.s)’i şöyle söylerken işittiğini söylüyor:
“Hepiniz
çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur. İmam çobandır ve sürüsünden
sorumludur.Erkek ailesinin çobanıdır ve aile efradından sorumludur. Kadın
kocasının evinin çobanıdır ve ondan sorumludur. Hizmetçi efendisinin malının
çobanıdır ve onu korumaktan sorumludur."
Bu hadis,
aynı zamanda aile içerisinde edep, ahlak, fazilet ve bilgi açısından eğitime de
işaret etmektedir. Peygamberimiz de tasvip ettiği veya etmediği durumları
açıklamak suretiyle, aile içi eğitimin en güzel örneklerini vermiştir. Diğer
yandan Hz. Peygamber, çocuklarını İslami terbiye altında yetiştirmiş,
evliliklerinden sonra da onlarla ilgilenmeye devam etmiştir. Bu ilgi, onların
birtakım maddi ihtiyaçları yanında, manevi ihtiyaçlarını da kapsamaktadır. Bu
konuda kendi çocukları ile daha sonra evlendiği hanımların önceki
evliliklerinden olan çocukları arasında bir farkta gözetmemiştir. Onlara da aynı
sevgi ve şefkati göstermiş, zaman zaman da gerekli uyarılarla onları eğitmiştir.
Bir defasında Hz. Peygamber, Ümmü Seleme'nin önceki eşi Ebu Seleme'den olan oğlu
Ömer'in yemek yerken tabağın her tarafından yediğini görünce onu:
يَا غُلاَمُ سَمِّ اللَّهَ، وَكُلْ بِيَمِينِكَ وَكُلْ مِمَّا يَلِيكَ ".
فَمَا زَالَتْ تِلْكَ طِعْمَتِي بَعْدُ.
"Oğul,
besmele çek, sağ elinle ye ve hep önünden ye. (Ömer diyor ki:) Bundan sonra bu
benim huyum olmuştur."
Medine
döneminde kızı Fatıma ile damadı Ali'nin evlerine, her gün sabah namazına
kalktığı zaman, uğrayıp onları namaza kaldırması ,
O'nun çocuklarının evliliklerinden sonra bile eğitimlerine verdiği önemi
göstermesi açısından son derece önemlidir.
Hz.
Peygamber'e Medine hayatı boyunca on yıl hizmet eden ve O'nun aile hayatını en
iyi bilenlerden biri olan Enes b. Malik şöyle der: "Çoluk-çocuğuna ve aile
fertlerine karşı Hz.Peygamber’den daha şefkatli olan bir kimse görmedim."
Hz.
Peygamber, evinde bulunan hizmetçi ve işçilere son derece şefkat ve merhametle
muamele eder, hiçbir zaman onları incitecek söz ve davranışta bulunmazlardı. Hz.
Enes bu konuda şöyle der:
عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَدَمْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
عَشْرَ سِنِينَ وَاللَّهِ مَا قَالَ لِي أُفًّا . قَطُّ وَلاَ قَالَ لِي لِشَىْءٍ
لِمَ فَعَلْتَ كَذَا وَهَلاَّ فَعَلْتَ كَذَا
"Rasul-i
Ekrem'e on yıl hizmet ettim. Allah'a yemin ederim ki, bana hiçbir zaman 'öff'
demedi. Herhangi bir şey için de bana: "Bunu niçin böyle yaptın? Şöyle yapsaydın
ya" dememiştir.
Hz.
Peygamber, bir baba olarak, çocuklarının sevinçleriyle sevinmiş, üzüntüleriyle
üzülmüştür. Büyük kızı Zeyneb'in kocası Ebu'I-As, Bedir Harbi’nde müşrikler
safında savaşa katılmış ve müslümanlara esir düşmüştü. Fidye karşılığında
esirlerin serbest bırakılması esnasında Ebu'l-As, hanımının bir gerdanlığını
vermek suretiyle serbest kalmak istemişti. Hz. Peygamber, Hz. Hatice'nin evlilik
hediyesi olarak kızına verdiği bu gerdanlığı görünce çok üzülmüş ve ashabına:
"İsterseniz bunu alır, isterseniz geri verirsiniz" demişti.
Peygamberimizin çok üzüldüğünü gören ashabı da bu gerdanlığı hemen kendisine
iade etmişlerdi. Daha sonra Hz. Peygamber, Ebu'I-As'dan kızını Medine'ye
getirmesini istemiş, o da verdiği söz üzerine Zeyneb'i Rasulüllah'a getirmişti.
Kızının kendi yanına gelmesine sevinen Hz. Peygamber, bu konuda Ebu'l-As'ı
takdir etmiştir. Aynı şekilde kızı Rukiyye, kocası ile Habeşistan'a hicret
ettikten sonra, Peygamberimiz, uzun süre O’ndan haber alamaması nedeniyle
üzülmüş, bir kadının onları gördüğünü ve iyi olduklarını haber vermesi üzerine
de sevinmiştir.
Yine
diğer kızı Ümmü Gülsüm'ün kabri başında göz yaşı dökmüştür. Diğer kızı Fatıma,
damadı Ali ile torunları Hasan ve Hüseyin hakkında buna benzer birçok örneği,
tarih ve hadis kaynaklarında görmek mümkündür.
VІ-
Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar
1-A. H. BERKİ,
O. KESKİOĞLU, Hz. Muhammed ve Hayatı, D.İ.B.yay. Ankara 1991
2- Doç. Dr. İbrahim
SARIÇAM, Hz. Peygamber'in Çağımıza Mesajları, T.D.V. yay. Ankara, 2000
3- Dr. M. Bahaüddin
VAROL, Hz. Muhammed'in Ailesi ve Yakın Akrabaları İle İlişkileri (Makale),
Diyanet İlmî Dergi, Özel Sayı 2000, I49-160.
4- Prof. Dr. Hüseyin
ALGÜL, Alemlere Rahmet Hz. Muhammed, T.D.V. yay. Ankara 1994
|