|
Yüce Allah, yaratmış olduğu her bir varlık için,
kendisinin varlığını devam ettirebileceği bir alan meydana getirmiştir.
İnsanoğlu için bu dünya hazırlanmış, ona hayatını devam ettirebilmesi için
sayısız nimetler verilmiş, ihtiyaçlarına cevap bulabilecek yaşam alanları
oluşturulmuştur. Bu dünyada can bulan insan, kısa bir yaşamdan sonra ölümle bu
dünya hayatını nihayete erdirmektedir. İnsan yaşantısının asıl yaşam alanı ise,
ölümden sonra başlayan Ahiret hayatıdır. Dünya hayatının önemi ve anlamı işte bu
noktada ortaya çıkmaktadır.
Dünya ahiret için önemlidir. Peygamber
Efendimizin ifadesiyle
اللَّهُمَّ لا عَيْشَ إِلاَّ عَيْشُ الآخِرَةِ
“Allah’ım! Gerçek hayat sadece âhiret hayatıdır.” (Buhârî, Rikak 1) Dünya
hayatında insana verilen her şey dünyada kalıcıdır. Bu sebeple Ahiret hayatına
iman edildiği, ahiret hayatı için gerekli hassasiyet gösterildiği kadar bu hayat
önem kazanmaktadır. Ebedi hayat olgusu zihinlerde canlı tutulursa ve gönülde bu
iman baki kalırsa dünya hayatının asıl manası ortaya çıkacaktır. Bu mananın adı;
İmtihandır.
İmtihan her bir birey içim ayrı cereyan
etmektedir. Her ferdin imtihanı ayrı ayrıdır. Kimi zenginliğiyle, kimi
fakirliğiyle, kimi evlatlarıyla, kimi eşiyle, kimi ana-babasıyla, kimi
hastalıkla vb. nice imtihan şekilleri. İmtihanlar ayrı ayrı olsa da imtihanlarda
başarılı olma şekli ise tek. Oda; Sabır. İmtihanların zorluğunu hafifletecek
olan, başarının anahtarı, Sabırdır. İmtihan hayatın bir gerçeği ise, bu
imtihanda takınacağımız tavır sabır ise bu imtihanın sonucunda kavuşacağımız şey
nedir diye aklımıza bir soru gelebilir. İşte Yüce Rabbimiz, imtihan şekillerini,
sabrın önemini ve sonuçta sabrın kazanımlarını Kur’an-ı Kerim’de bizlere şöyle
bildirmektedir.
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ
وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ
{} الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا
إِلَيْهِ رَاجِعونَ
{} أُولَـئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَـئِكَ
هُمُ الْمُهْتَدُونَ
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de
mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar;
başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve
şüphesiz O’na döneceğiz” derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet
onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.
Hz. Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadislerinde
cehennemliklerin dünyada çekmiş olduğu ferahın, cennetliklerin ise dünyada
çektikleri sıkıntıların cehennem ve cennete nispetle şöyle anlatmakta ve dünyada
çekmiş olduğumuz imtihanın neticesinde cennet var ise dünyalık meşakkatin hiçbir
öneminin olmadığına şöyle işaret etmektedir. “Cehennemliklerden olup, dünyada
pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere
daldırılır. Sonra:
– Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü?
Herhangi bir nimete nâil oldun mu? denilir. O kişi:
– Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim,
der. Cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul olanı getirilir cennete
bir kere daldırılır. Ona da:
– Ey âdemoğlu! Sen herhangi bir yoksulluk ve
sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? denilir. O kişi de:
– Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve
sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der.”
Dünya hayatında verilenler geçici birer metadır ve insanoğlu ölümle bu
geçici metaların tümünden istese de istemese de ayrılacaktır. Kendisiyle kalacak
olan amelleridir. Allah-u Teala bir ayette şöyle buyurmaktadır.
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء
وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ
وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ
الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ
“Nefsânî arzulara, özellikle kadınlara, oğullara,
yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve
ekinlere karşı aşırı düşkünlük insanlara süslü gösterildi. Bunlar, dünya
hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah’ın
katındadır.”
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadislerinde bu hususa şöyle dikkat
çekmektedir.
يَتْبَعُ المَيِّتَ ثَلاثَةٌ : أَهْلُهُ وَمالُهُ وَعَمَلُهُ :
فَيَرْجِعُ اثْنَانِ . وَيَبْقَى وَاحدٌ : يَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَيَبْقَى
عَمَلُهُ
“Ölen kimseyi peşinden üç şey takip eder: Aile
çevresi, malı ve yaptığı işler. Bunlardan ikisi geri döner, biri ise kendisiyle
birlikte kalır. Aile çevresi ve malı geri döner; yaptığı işler kendisiyle
birlikte kalır.”
Asıl yaşam alanı olan Ahiret için bu dünya,
imtihan sahası olarak belirlenmiştir. Bu hayata gelen her bir birey için ayrı
bir imtihan gerçekleştirilmiş, bu imtihanda niceleri başarılı olurken niceleri
de kaybetmiştir. Hz. Adem, Cennette bir meyveyle imtihana tabi tutulmuş,
imtihanında başarısız olunca yeryüzüne gönderilmiş, hatasını anlayınca Rabbine
niyazda bulunmuş hatasından dönmüş, dünya ve Ahiret için kazananlardan olmuştur.
Firavun dünyada yaratılış hikmetini anlamamış, yaratıldığını unutup tanrılık
iddiasında bulunmuş, Yüce Allah kendisinin yanlış yolda olduğunu ve gerçek
doğruya dönmesi için kendisine peygamber göndermiş, buna rağmen hatasından
dönmeyen firavun, imtihanını kaybetmiştir. Hz. Eyüp, kendisine verilen hastalığa
sabretmiş, kendisinden hiçbir zaman isyan sözcükleri çıkmamış ve imtihanını
kazananlardan olmuştur. Hz. Nuh’un oğlu tufan koptuğu zaman babasının gemide
olduğunu gördüğü halde, Babasının kendisine uzattığı eli tutmamış, boğulup
imtihanını kaybetmiştir. Sevgili Peygamberimiz, kendisine verilen görevleri
harfiyen yerine getirmiş, dünya hayatını bir ağaç gölgesinde bir müddet kalıp
oradan ayrılan yolcuya benzetmiş, bu hayatın önemini ahiretin kazanılması
açısından değerlendirmiştir. Hz peygamberin tebliğine kulak vermeyen Mekke
müşrikleri geçici dünya hayatını ebedi zannetmişler ve imtihanlarını
kaybetmişlerdir.
Dünya hayatında bizlere verilen her şey imtihan
içindir. Dünya insanlar için çekici kılınmıştır. Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle
buyurmaktadır.
إِنَّا
جَعَلْنَا مَا عَلَى الْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ
عَمَلاً
“İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını
deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.”
Bir diğer ayette ise dünya hayatının bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğu
bizlere şöyle hatırlatılmaktadır.
وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ
لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَلَلدَّارُ الآخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلاَ
تَعْقِلُونَ
“Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir.
Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır.
Hâlâ akıllanmayacak mısınız?”
Dünya hayatının geçiciliğine, oyun ve eğlencesine, çekiciliğe aldananlar,
Allah’ı ve ahireti unutanlar kaybedenlerden olmuşlardır. Bu aldanışa
düşmeyenlerin sonu ise huzur, mutluluk ve bahtiyarlık olmuştur.
Dünya hayatının bitmeyeceğine aldanmak insan
için sıkıntıların başlangıcıdır. İmtihanın unutulmasının temel sebeplerindendir.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de akıllarımız için bir benzetme yaparak dünya
hayatının faniliğine ve dünya hayatının çekiciliğine aldanmanın insana açmış
olduğu sıkıntıyı şöyle anlatmaktadır. “Dünya hayatının hâli, ancak gökten
indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri
yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o
bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun
üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin
veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün
yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir
toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.”
Bir diğer ayet ise şöyledir. “Onlara dünya hayatının neye benzediğini söyle!
Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir suya benzer ki, onunla yeryüzünün
bitkileri gelişip birbirine karışır ve sonunda rüzgârların savurup uçurduğu kuru
bir çöp kırıntısı haline döner. Allah, her şeyi meydana getirmeye gücü yetendir.
Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Ebedî kalacak iyi işler ise Rabbinin
katında hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.”
Dünya var edildiğinden beri nice insanlar
yaratılmıştır. Yaratılan her insan, ayrı bir imtihana tabi tutulmuştur. Dünya
hayatı ölümle bitecek ve biten bu hayatta yapılan her şey sorguya tutulacaktır.
Bu dünyamızı ahretimizi de güzelliğe ve mutluluğa kavuşturmak için Yüce
Rabbimizin bizlerden istemiş olduğu emir ve yasaklara riayet etmeli ve beraberce
yaşadığımız insanlarında haklarını da çiğnememeliyiz.
Üç aylar denen yeni ve yine bereket, mağfiret ve
merhamet aylarına kavuşmuş bulunuyoruz. Bu ayların bizlere sağlamış olduğu bu
manevi iklimde hayat imtihanımızın başarılı geçmesi ve ahirette mutluluğu
yakalayanlardan olmak için tüm çabamızı sarf etmeliyiz. Bize verilen
imtihanların farkında olmalıyız. Ne ile imtihan olduğumuzun farkında olursak o
hususlarda alacağımız tedbirler bizler için daha faydalı olacaktır. Dünya
hayatını geçiciliğini unutmayalım. Her daim aklımızda olmasına gayret
gösterelim. Ölümden sonraki asıl hayatımız için amellerimizi çoğaltalım.
Vaazımızın bu kısmında yapmış olduğumuz
açıklamaları şu ana başlıklar altında özetleyerek yapmamız gerekenleri yeniden
hatırlatmak istiyorum.
1.Dünya hayatı geçicidir. Mutlaka ölümle
sonlanacaktır. Ahiret hayatı ise bakidir, ölümle başlayıp ebediyen devam
edecektir. Dünya hayatıyla ahiret hayatını birbirine benzetmek bu haliyle pek
doğru olmayacaktır.
2.Dünya hayatı nefsanî istekler için süslü,
cazibeli yaratılmıştır. Dünyanın her türlü süsü, makamı, malı-mülkü, zenginliği
geçicidir. Bu cazibeye, zenginliğe, mala-mülke, makama aldanmamalıdır. İnsanın
asıl hedefi ahreti kazanmak olmalıdır. ahreti kazanmanın yolu ise bu dünya
hayatında bizlere sunulmuş imtihanları değerlendirmekle gerçekleşecektir.
3.Dünyada bir imtihan vesilesi olarak verilmiş
konumlarımıza çok fazla sevinmemeli veya çok fazla üzülmemeliyiz. Zenginlik bir
imtihan vesilesi olabileceği gibi fakirlikte bir imtihan vesilesi
olabilmektedir. Çalışmakta olduğumuz işlerimizde böyledir. Makamca en yüksekte
olmakta imtihan vesilesidir, aşağıda olmakta imtihan vesilesidir. Önemli olan
ise bulunduğumuz halde yaşantımızı insanların ve Allah’ın rızası doğrultusunda
sürdürmüş olmamızdır. Bu sebeple bizden üstündekilere bakıp hayıflanmak veya
bizden aşağıdakilere bakıp kibirlenmek yerine bize verilen nimetler için şükürde
bulunmak bize fayda sağlayacaktır.
4.Ahiret yurduna insanların mal-mülk olarak
hiçbir şey götüremediklerini her gün etrafımızda ölenler aracılığı ile
görmekteyiz. Peygamber Efendimizin bildirdiği üzere bizimle ahiret yurduna
gelecek olan -iyi veya kötü olsun- amellerimizdir. Bu sebeple Yüce Rabbimizin
bizden istediklerini yerine getirmeye özen gösterirken yasaklarından da
kaçınmaya gayret gösterelim.
5.Dünyadan ayrılmak veya dünya malından el-etek
çekmek istenilen davranış şekli değildir. Önemli olan insanı Allah’tan gâfil
kılacak, ibadet ve tâatine engel olacak derecede dünya malına dalmamaktır. Maddi
bir ayrılık değil kalbi bir ayrılıktır dünya malından ayrılış. Bu sebeple bitmek
tükenmez bilmeyen nefsanî isteklerimize esir olmamalıyız.
6.Bu hayatta bize verilen her şey bir ganimet
bir fırsattır. Başımıza gelenin lehimize mi aleyhimize mi olduğunu bilemiyorsak,
hayır gördüklerimizde şer, şer gördüklerimizde hayır olabiliyorsa, gaybı
bilemiyorsak o zaman bize verilenlere sabır ve şükür yapabileceğimiz en doğru
davranış şekli olacaktır. İsyan etmekle hiçbir sıkıntıya çare bulamayacağımız
ise aşikâr değil midir?
Sonuç itibariyle imtihandan başarılı olmak
imtihanı yapanın istediklerine uymakla sağlanacaktır. Dünya hayatını bizlere
imtihan alanı olarak Allah-u Teala belirlemiştir. Bu imtihandan başarılı olmanın
yolunu ise yine kendisi belirlemiştir. İstenilenlere isyan etmek yerine
istenilenlere icabet etmek ve yasaklananlardan kaçınmak imtihanda başarılı
olmanın anahtarıdır.
Vaazımızı Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.s)
bizlere sunmuş olduğu şu tavsiye ile bitiriyorum. Efendimiz şöyle buyuruyor.
مَا الدُّنْيَا في
الآخِرَةِ إِلاَّ مِثْلُ مَا يَجْعَلُ أَحدُكُمْ أُصْبُعَهُ في الْيَمِّ .
فَلْيَنْظُرْ بِمَ يَرْجِعُ
“Âhirete göre dünya, sizden birinizin parmağını
denize daldırmasına benzer. O kişi parmağının ne kadarcık bir su ile döndüğüne
baksın.”
Yüce Rabbim bu günler hürmetine imtihanımızı
başarıyla tamamlayıp dünya ve ahiret huzurunu yakalamayı cümlemize nasip etsin.
Sabırla her türlü zorlukların üstesinden gelmeyi nasip etsin.
Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|