|
İnsanoğlu yaşamı tek başına geçirebilecek bir
şekilde yaratılmamıştır. Bunun aksine insan sosyal bir varlıktır ve kendisinden
başka bir varlığa, hele hele bir başka insana muhtaçtır. Nitekim “Komşu komşunun
külüne muhtaçtır” atasözümüz bu hususu ne kadar da güzel vecizeleştirmiştir. Bu
muhtaçlık ise, sadece maddi alanlarda değil manevi alanlarda da söz konusudur.
Nasıl ki, kendimizde bulunmayan maddi bir şeye ihtiyaç duyuyorsak, sevgi,
muhabbet, dostluk, vb. gibi manevi alanlarda da bir başka insana ihtiyaç
duymaktayız.
Yüce Rabbimiz insanoğlunu sadece bir Ademden
meydana getirmemiş, Ademle beraber Havva’yı yaratarak beraberliğin ve
birlikteliğin ilk başlangıcını oluşturmuştur. Bu durum Kuran-ı Kerimde şöyle
bildirmektedir.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ
شُعُوباً وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ
إِنَّ اللَّهَ
عَلِيمٌ خَبِيرٌ
“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir
dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere
ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok
sakınanınızdır…”
Bu dünyada yaşam bulmuşsak, diğer yaşam bulanlara da saygı göstermek ve
kendilerini rahatsız edecek davranışlardan kaçınmak mecburiyetindeyiz. İslam
Dini’de kendi müntesipleri arasında manevi bir kardeşlik geliştirmekle kalmamış,
aynı toplum içinde yaşayan ve kendi dinine inanmayan insanlar içinde hak
ihlallerini yasaklamıştır.
İslam Dini Birlik ve beraberliğe çok büyük önem
vermiştir. Getirilen ilkelerin hepsinde toplum faydası da amaçlanmıştır. İslam
Diniyle getirilen emirler ve yasaklar iyice incelendiği zaman sadece bireyin
mutluluğunu hedefleyen bir özelliğin olmadığı, bununla beraber toplum yapısına
da birçok fayda verilmek istediği gözlenebilmektedir. Alkol, zina, adam öldürme,
faiz, rüşvet, vb. gibi haramlar, yalan, alaya almak, iki yüzlülük, koğuculuk,
gıybet, suizan, kibir, haset, bencillik vb. çirkin ahlaki davranışlar sadece
bireye değil, topluma zarar veren unsurlardır. Namaz, oruç, zekat, hac vb. gibi
ibadetler ile, doğruluk, emanete riayet, temizlik, cömertlik, sabır, haya,
tevazu, kanaat, tevekkül vb. gibi ahlaki güzellikler bireye dünya ve ahiret
mutluluğu getirdiği gibi topluma huzur sağlamaktadır.
Beraber yaşadığımız birçok insan grubu vardır.
Öncelikle bir aileden dünyaya geldik. Bu vesile ile bir aile birlikteliğimiz
var. Ayrıca eğer evli isek, o zamanda eş ve çocuklardan oluşan başka bir
beraberliğimiz var demektir. Aileden başka aynı mahallede yaşıyorsak komşuluk
birlikteliğimiz, aynı toplumda yaşayanlar arasında toplumsal birlikteliğimiz ve
aynı dine inanan insanlar arasında da ayrı bir din birlikteliğimiz mevcuttur.
Yüce Dinimiz bütün bu birlikteliklerde ahlaki ilkeler getirmiş ve kendisinden
razı olacağımız dünya ve ahiret mutluluğunu, birlikte yaşadığımız insanlarında
rızasına bağlamıştır.
Sevgili Peygamberimiz İnananlar arasında
bulunması gereken birlikteliği şu benzetmeyle bizlere aktarmıştır.
مثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وتَرَاحُمِهِمْ وتَعاطُفِهِمْ ، مَثَلُ
الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداعَى لهُ سائِرُ الْجسدِ بالسهَرِ
والْحُمَّى
“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine
acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta
olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa
tutulurlar.”
Beraber yaşadığımız en önemli birliktelik aile
birlikteliğidir. Aile toplumun en temel yapı taşı ve toplumun en
vazgeçilmezlerindendir. Aile sadece anne-babanın kendi arzu ve isteklerini
gerçekleştirmek için kurdukları bir husus değildir. Aile, hem madden hem de
manen sağlıklı bireylerin yetişmesine ve bunun sonucunda da insan soyunun devam
etmesine ve topulumun sıhhatli bir şekilde yol almasına katkı sağlayan en önemli
birlikteliktir. Gayri meşru ilişkiler sonucunda meydana gelen birlikteliğin adı
ise aile olamaz. Bu sebeple Sevgili Peygamberimiz ailenin meşru yollardan
kurulmasını tavsiye edici hadisler bizlere aktarmıştır. “Ey gençler
topluluğu, sizlerden kimin evlenme külfetine gücü yeterse evlensin! Çünkü
evlenme, gözü (haramdan) son derece men edicidir. İffeti de o oranda
koruyucudur. (Evlenme masrafına) gücü yetmeyen kinişe-de (nafile) oruç tutsun.
Çünkü şüphesiz oruç, şehvet için kuvvetli bir kırıcıdır.”
Birlikte yaşam sürdürdüğümüz ailede ise
bireyler kendilerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikleri müddetçe
güzellikler ve mutluluklar ortaya çıkacaktır. Bu sebeple,
hayatın birlikte en mutlu bir şeklide geçirilmesi ise, ancak eşlerin
birbirlerinin hak ve hukukuna riayet etmekle sağlanacağı unutulmamalıdır. Koca,
eşi ile güzel geçinmeli, eşini aldatıcı haram yollara girişmemeli, onu korumalı,
onun nafakasını (yeme-içme, giyim ve barınma) karşılamalı, kendisine karşı her
zaman doğru olmalıdır. Kadın ise, kocasının dine ve benliğine uygun olan
emirlerini tutmalı, onun namus ve şerefini korumalı, bulunduğu hale kanaat
etmeli, kocasının gücü nispetinde isteklerde bulunmalı, eşini günaha sevk edecek
isteklerden uzak durmalı, israftan kaçınmalıdır.
Ana-baba’nın kendilerine karşı sorumlulukları
olduğu gibi çocuklarına karşı sorumlulukları vardır. Ailesinde ister erkek ister
kız olsun ayrım yapılmadan her bir çocuğun,
düzgün bir yaşam, eğitim ve öğretim, işkenceye maruz kalmama, kötü ortamlarda
bulundurulmama, küçük yaşlarda ve zor şartlarda çalıştırılmama, sıcak bir aile
ortamında hayat sürme ve erkek kız ayrımı gözetilmeksizin kendilerine karşı
adaletli davranılma gibi hakkı vardır. Bu haklardan başka onların ahlaki eğitimi
de ihlal edilmeli, milli ve manevi değerlere bağlı birer insan yetiştirmeye özen
gösterilmelidir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz
مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ
“Hiçbir anne-baba çocuğuna edep ve terbiyeden daha
iyi ikramda bulunmamıştır.”
buyurarak, ana-babanın çocuklarına karşı sorumluluklarının sadece yeme-içmeyle
sınırlı olmadığını onların ahlakı gelişmelerinin de göz önünde bulundurulması
gerektiğini ifade etmektedir.
Çocuklarda kendilerinin dünyaya gelmesine vesile
olan ve kendilerini yetiştirmek için emek besleyen ana-babalarına karşı
sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bunun içindir ki Allah Teâlâ kendisine
ibadetten sonra ikinci derecede anne ve babaya iyilik yapılmasını emretmiş,
şöyle buyurmuştur. “Rabbin sadece kendisine ibadet etmenizi, anne-babanıza da
iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi sizin
yanınızda yaşlanırsa kendilerine “öf" bile deme; onları azarlama ikisine de
güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve.
''Rabbim, küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara
(öyle) rahmet et” diyerek dua et"
İslam Dinimizin emri olan ve toplum örfümüzün en temel unsurlarından olan
ana-babamıza karşı göstereceğimiz sevgi ve saygı, aile içindeki
birlikteliğimizin bölünmemesi açısından en önemli hususların başında
gelmektedir. Sevgili Peygamberimizin şu hadisini hiçbir zaman unutmamamız
gerekir. Efendimiz şöyle buyurmaktadır.
رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ
“Allah’ın rızası, anne ve babanın
rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.”
Sosyal hayatta dikkat edilmesi gereken
birlikteliklerin biriside akraba ilişkileridir. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde
akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme, maddi ve manevi yardımlaşma
gibi çeşitli yollarla korunması ve güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle
durulur. Akraba arasındaki bu ilişkiye “Sıla-i Rahim” denmektedir. Akrabalık
bağlarının koparılmaması, hakka ve hukuka riayet etmek şartıyla ister maddi
isterse manevi ilişkilerin korunup gözetilmesi İslam Dininin üzerinde durduğu
konuların başında gelir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle
buyurmaktadır. “Rızkının geniş ömrünün uzun olmasını arzu eden (akrabalarını
ziyaret etsin) onlarla olan bağlantısını devam ettirsin.”
Bugün özellikle şehirleşmenin, maddeye ve menfaate önem vermenin getirmiş
olduğu aileler arasındaki soğukluğu, hatta parçalanmaları ve akrabalar
arasındaki bağların yeniden canlılaştırmak kendi menfaatimize olacaktır. Çünkü
biz insanız. Sevinçlerimizi paylaşmakla çoğaltır, üzüntülerimiz paylaşmakla
azaltırız. Bu sebeple ana-babımızı, akrabalarımızı ve huzurevinde unuttuğumuz
büyüklerimizi yeniden hatırlamalı onlara el uzatmalıyız.
Aileden başka bir birlikteliğimiz vardır ki;
aile kadar önemli bir birlikteliktir. Buda toplum birlikteliğidir. Toplumumuzda
yaşayan bütün insanlar için birlik ve beraberliği sağlamak üzerimize düşen
vazifelerdendir. Bu vazifeye gerçekleştirmenin en önemli yolu ise insan
haklarına saygı duymaktır. İnsan hakları, diline, dinine, ırkına cinsiyetine, milliyetine, sosyal
statüsüne ve rengine bakılmaksızın insana insan olduğu için tanınan hakların
genel adına denmektedir. Bütün canlıların elde ettiği en temel hakların başında
yaşam hakkı gelmektedir. Yüce Dinimiz yaşam hakkına önem vermiştir. Nitekim bir
ayette şöyle buyrulmaktadır.
مَن قَتَلَ
نَفْساً بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ
النَّاسَ جَمِيعاً وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ
جَمِيعاً
“Kim,
bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı
olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini
(hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır.”
Dikkat etmemiz gereken haklardan biride din
hakkıdır. Hangi dine inanıyorsa inansın hangi farklı görüşleri benimserse
benimsesin hiçbir insan inandığı bir dinden diğerine geçmeye zorlanamaz. Kur’an-ı
Kerim bu hususu bize şöyle hatırlatır. “Allah sizi, din konusunda sizinle
savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara
âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever”
Nitekim Sevgili Peygamberimiz hiçbir zaman zorla insanları İslam Dinine sokmak
için çaba göstermemiş ve Yüce Ecdadımızda hiçbir zaman insanları dinlerinden
dolayı baskı altına almamıştır. Bu sebeple bugün gerçekleştirilen din hakları
ihlalinin temel nedeni asla İslam Dini olamaz. Aynı toplumda yaşadığımız
insanlara karşı haset, kin, düşmanlık gibi Dinimizin yasakladığı çirkin
davranışları bir tarafa bırakmalı, merhamet, şefkat, muhabbet, dostluk gibi
güzel davranışları yaşantımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Çünkü Müslüman,
başkalarının hakkına saygı gösteren ve insanlara zarar verecek davranışlardan
sakınandır. Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır.
اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
“Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin
olduğu kimsedir.”
Yüce Ecdadımız asırlarca aynı toplumda farklı
dinlere mensup ve farklı milletlere ait insanlarla bir arada yaşamanın en güzel
örneklerini vermiştir. Peygamber Efendimizin
yukarıda okumuş olduğum hadis-i şerif doğrultusunda Yüce Milletimiz, beraber
yaşadığı bütün insanlara ne yaptıklarıyla nede konuştuklarıyla asla bir zarar
vermemiştir. Bizler özümüzden getirdiğimiz o eşsiz değerler ve Yüce Dinimizden
aldığımız ölçüler ile bütün insanlığa faydalı olacak davranış şekillerini
geliştirmişizdir. Nitekim bu davranış şekilleri Yunus Emre’nin şiirlerinden
bizlere şöyle aktarılmaktadır.
Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim, sevilelim
Dünya kimseye kalmaz.
İslam Dini inanlar arasında manevi bir kardeşlik
kurmuştur. Yüce Rabbimizin bizler için istemiş olduğu ve Sevgili Peygamberimizin
ümmetinin hayatında değiştirmiş olduğu en önemli ahlaki ilkelerden biride
kardeşliktir. Sadece kan bağıyla değil, inananlar birbirlerine gönül bağıyla
kenetlendirilmiştir. Yüce Rabbimiz bir ayette müminleri şöyle
vasıflandırmaktadır.
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا
اللَّهَ
لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin
arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”
Sevgili Peygamberimizde bir çok hadislerinde inanalar arasında bulunan
kardeşliği ve bu kardeşliğin gereksinimlerini şöyle ifade etmektedir.
المسلمُ أَخــو المسلم لا يَظلِمُه ولا يُسْلِمُهُ . ومَنْ كَانَ فِي حاجةِ
أَخِيهِ كانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ، ومنْ فَرَّجَ عنْ مُسلمٍ كُرْبةً فَرَّجَ
اللَّهُ عنه بها كُرْبةً من كُرَبِ يومَ القيامةِ ، ومن سَتَرَ مُسْلماً سَتَرَهُ
اللَّهُ يَومَ الْقِيامَةِ
“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu
düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da
ihtiyacını karşılar. Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet
günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah
da kıyamet gününde ayıplarını örter.”
Bir başka hadiste “Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin,
birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman’a,
üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.”
Sevgili Peygamberimizin Veda hutbesinde dile
getirdiği önemli tavsiyeleri ile vaazımızı bitiriyoruz.
“Ey İnsanlar!
Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu
aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir
ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden
korunmuştur.
Ashabım!
Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine
versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun
aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle
faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü
ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam)
Abbas'ın faizidir.
Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da
tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu
(amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.
İnsanlar!
Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta
Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak
aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal
edindiniz.
Müminler!
Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı
sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
MÜ'MİNLER! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın
kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan
herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile
kendisine vermiş olsun...
İnsanlar!
Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz
Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli
olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı
ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
Yüce Rabbim bizi birbirimizden ayırmasın.
Birlikteliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin. Vatanımıza dirlik
Milletimize birlik nasip etsin.
Allah’a emanet olun. Cumanız mübarek olsun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|