|
Müslüman Olmamızın ve İnsanlığımızın Gereğini Yapalım
Yaratıldığımız dünya imtihan dünyası. İmtihan dünyasından sonra karşılaşacağımız
ebedi yurt ise ahiret yurdu. Ahiret yurdunun tarlası olan bu dünyada hepimizin
başına farklı farklı sıkıntılar gelebilmektedir. Bu husus Kur’an- Kerim’de şöyle
buyrulmaktadır.
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ
وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ
{} الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا
إِلَيْهِ رَاجِعونَ
{} أُولَـئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَـئِكَ
هُمُ الْمُهْتَدُونَ
“Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden
biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele. Onlara bir musibet geldiğinde:
"Biz Allah'ınız ve elbette O'na döneceğiz" derler. Rablerinin mağfiret ve
rahmeti onlaradır. O'nun yolunda olanlar da onlardır.”
21. yüzyıl dünyamızda toplumlar farklı farklı imtihanlara tabi tutulmaktadırlar.
Bu imtihanların en zorlarında birisi de açlıkla imtihandır. Somali bu açlık
imtihanıyla yüz yüze. Bu vesile ile bu vaazımızda Müslümanlığımızın ve
insanlığımızın gereği olan yardımlaşmadan bahsedeceğiz. Hepimize düşen
vazifelerimizin olduğunun farkına varacağız. Yarın hepimizin başına gelebilecek
olan bu duruma düşmemek ve elimizde bulunan imkânları bulunmayanlara aktarmanın
yollarını beraberce paylaşacağız.
Öncelikle Rahmet Peygamberi (s.a.s.)’den bir hadisle başlayalım.
مَنْ لا يرْحَم النَّاس لا يرْحمْهُ اللَّه
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah’ta merhamet etmez”
Hadiste dikkat edeceğimiz üzere insanlara merhamet edilmesi gerektiği
vurgulanmaktadır. Yani insanları din, dil, ırk, cinsiyet ayrımına gitmeden
herkese merhamet edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Veda Hutbesinde Efendimiz
(s.a.s.) şöyle buyuruyor. “Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbiniz birdir,
babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç
kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük,
ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar
kardeştir.”
Yüce Yaratanımız “Rahman” ismi tecellisi ile bütün yarattıklarına merhamet
etmektedir. Bizde bu rahmet tecellisinden nasibimizi almalı, Yaratılanı
Yaratandan dolayı hoş görmeli, sevmeli ve yardımsız bırakmamalıyız. İnsan
süresinde Allah-u Teala paylaşmayı hayatına aktaran müminlerin özellikleri ve bu
özelikte bulunan inananları şöyle müjdelemektedir.
وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ مِسْكِيناً
وَيَتِيماً وَأَسِيراً {} إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ
مِنكُمْ جَزَاء وَلَا شُكُوراً
{} إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْماً عَبُوساً قَمْطَرِيراً
“Kendileri ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, sırf Allah rızasına ermek
için fakire, yetime ve esire ikram ederler. Ve derler ki: ‘Biz sadece Allah
rızası için ikram ediyoruz, yoksa sizden karşılık istemediğimiz gibi bir
teşekkür bile beklemiyoruz’. Biz yüzleri ekşiten o günde Rabbimizin gazabından
korkarız”
Müslüman olmamız neyi gerektirmektedir?
Öncelikle her zaman dile getirilen bir ayeti bu gün vesilesiyle yeniden ifade
ederek konumuzu anlamaya başlayalım. Yüce Rabbimiz hepinizce de malum olan
Hucurat süresi 10. ayette şöyle buyurmaktadır.
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا
اللَّهَ
لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise kardeşlerinizin arasını
düzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın.”
Müminler hem bütün insanlıktan hem de iman kardeşlerinden sorumludurlar; dünyada
haksızlığın engellenmesinde, din ve vicdan özgürlüğü başta olmak üzere temel hak
ve hürriyetlerin uygulanmasına katkıda bulunmak, Ülkede ise, bunlara ek olarak
mümin kardeşler arasındaki anlaşmazlıkları adaletle çözüme kavuşturmak,
haksızlıkta ısrar edenlere karşı haklının yanında yer almakla yükümlüdürler.
Hz. Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.s.) müminler olarak birbirimize takınmamız
gereken tavrı şöyle ifade etmektedir.
مثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وتَرَاحُمِهِمْ وتَعاطُفِهِمْ ، مَثَلُ
الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداعَى لهُ سائِرُ الْجسدِ بالسهَرِ
والْحُمَّى
“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini
korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer
uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”
Bugün mümin kardeşlerimiz zor durumda. Bugün ihtiyaç sahipleri bizleri
beklemede. Bugün yapacağımız yardımlarla onları sıkıntıdan kurtaracağımız gibi
yarının nesillerine de örneklerin en güzelini sunacağız. Biz Mü’min ve
Müslümanız. En güzel örnekler bizlerden ortaya çıkmalıdır. Somali’de bulunan
Müslüman kardeşlerimiz ve diğer insanlar yapacağımız yardımlardan dolayı hem
ihtiyaçlarını gidermeli hem de Müslüman olmanın ne kadar güzel bir hal olduğunun
farkına varmalıdır. Bu sebeple bugünün yardımının çok daha farklı bir anlamı
var. Lütfen bu şuurla hareket edelim.
Nitekim Efendimiz (s.a.s) bir başka hadislerinde Müslümanların birbirlerini
yardımsız bırakmaması gerektiğini bizlere şöyle bildirmektedir.
المُسْلِمُ أخُو المُسْلِمِ ، لا يظلِمُهُ ، ولا يخذُلُهُ ولا يحْقرُهُ
“Müslüman müslümanın kardeşidir: Ona haksızlık etmez, onu yardımsız bırakmaz,
küçük görmez.”
Bir diğer hadiste ise Efendimiz (s.a.s) Müslümanların birbirleriyle alakayı
kesmemelerini şöyle emretmektedir.
لا تَقَاطَعُوا ، وَلا تَدَابَرُوا ، وَلا تَبَاغَضُوا ولا تحَاسدُوا ، وَكُونُوا
عِبَادَ اللَّهِ إخْوَاناً
"Birbirinizle alâkayı kesmeyin! Birbirinize sırt dönmeyin! Birbirinize kin
tutmayın! Haset etmeyin.
Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun!”
Müsüman kardeşlerimizin sıkıntısını gidermek, dünyada bize iyilikler getireceği
gibi ahirette de sıkıntılarımızın giderilmesine vesile olacaktır. Bu hususta Hz.
Resul-i Ekrem (s.a.s.)’den şöyle bir hadis bizlere aktarılmaktadır.
المُسْلِمُ أَخُو المُسْلِمِ ، لا يظْلِمُه ، ولا يُسْلِمهُ ، منْ كَانَ فِي
حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ ، ومَنْ فَرَّج عنْ مُسْلِمٍ كُرْبةً
فَرَّجَ اللَّهُ عنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يوْمَ الْقِيامَةِ ، ومَنْ ستر
مُسْلِماً سَتَرهُ اللَّهُ يَوْم الْقِيَامَةِ
“Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana
teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da
ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o
kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın
ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.”
Bu dünyada hayır olarak ne yapmışsak ahirette bulacağımız odur. Bu sebeple
Müslüman olarak hayrımızı çoğaltmaya, hatalarımızı ise azaltmaya gayret
göstermeliyiz. Kur’an-ı Kerim’de bu hususta şöyle buyrulmaktadır.
وَمَا تُقَدِّمُوا لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ
عِندَ اللَّهِ هُوَ خَيْراً وَأَعْظَمَ أَجْراً وَاسْتَغْفِرُوا اللَّهَ إِنَّ
اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“…Hayır olarak kendiniz için önceden ne gönderirseniz, onu Allah katında daha
hayırlı ve mükâfatı daha büyük olarak bulursunuz.”
İnsan olmamız neyi gerektirmektedir?
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’den bizlere bildirilen bir uyarıyla insan
olmamızın gerekliliğini sizlerle paylaşmaya başlamak isterim.
Tirmizi’de geçen bir hadiste Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır.
لا تُظْهِرِ الشَّمَاتَة لأخيك فَيرْحمْهُ اللَّهُ وَيبتَلِيكَ
"Kardeşinin uğradığı felâketi sevinçle karşılama! Allah onu rahmetiyle o
felâketten kurtarır da seni derde uğratır."
Bu hadiste ifade edildiği üzere öncelikle başına sıkıntı gelen hiç kimsenin
durumuna sevinilmez. Sevinilirse de sevinenler bilmelidir ki; felakete
sevinenler bir gün felaketle karşılaşabilir. O zaman insan olmamızın ilk
gerekliliği Müslüman olsun olmasın, insanların başına gelen felaketlere asla
sevinmemeliyiz. Atalarımız nü güzel bu hadis-i şerifi vecizeleştirmişlerdir.
“Gülme komşuna gelir başına”
Netice itibariyle;
Şimdi bir Müslüman ve bir insan olarak geçici olan bu dünyanın süsüne aldanıp
ihtiyaç sahiplerini başkasına muhtaç mı bırakacağız? Yüce Rabbimiz bir ayette
şöyle buyurmaktadır.
وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئاً وَبِالْوَالِدَيْنِ
إِحْسَاناً وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ
ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ
وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن
كَانَ مُخْتَالاً فَخُوراً
“Allah'a kulluk edin, O'na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara,
yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa,
yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini
beğenip öğünenleri elbette sevmez.”
Bir başka ayet bizi iyiliğe şöyle davet etmektedir
لَّيْسَ الْبِرَّ أَن تُوَلُّواْ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ
وَلَـكِنَّ
الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالْكِتَابِ
وَالنَّبِيِّينَ وَآتَى الْمَالَ عَلَى حُبِّهِ ذَوِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى
وَالْمَسَاكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَالسَّآئِلِينَ وَفِي الرِّقَابِ وَأَقَامَ
الصَّلاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا
عَاهَدُواْوَالصَّابِرِينَ فِي الْبَأْسَاء والضَّرَّاء وَحِينَ الْبَأْسِ
أُولَـئِكَ الَّذِينَ
صَدَقُوا وَأُولَـئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir.
Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman
edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara,
yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere
verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında
sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı
zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru
olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.”
Bugün iyilik yapma zamanıdır. Bugün iyiliğin nasıl yapılması gerektiğinin tüm
dünyaya gösterilmesi vaktidir. Bugün sadece Yaratanın Rızasını kazanma niyetiyle
yola çıkma vaktidir. Bugün dertli olanların dertleriyle dertlenme vaktidir.
Bugün bir şairimizin dediği gibi;
Afrika’da öldürülse bir yerli,
Canı bende çıkıyor, deme vaktidir.
Bugün hiçbir beklenti olmadan yardım yapma vaktidir. Bugün incitmeden, başa
kakmadan, sağ elimizin verdiğini sol elimizin duymayacağı bir tarzda sadece
Allah için kardeşlerimize yardım zamanıdır. Böyle yardımların mükafatını
Rabbimiz bizlere şöyle müjdelemektedir.
مَّثَلُ الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ
أَنبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنبُلَةٍ مِّئَةُ حَبَّةٍ وَاللّهُ
يُضَاعِفُ
لِمَن يَشَاءُ وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ {} الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ
فِي سَبِيلِ اللّهِ ثُمَّ لاَ يُتْبِعُونَ مَا أَنفَقُواُ مَنّاً وَلاَ أَذًى
لَّهُمْ
أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
“Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak
üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir.
Allah'ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan,
sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül
incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur.
Onlar üzülmeyeceklerdir de.”
Diyanet İşleri Başkanlığımızın Afrika’da yaşanan kıtlığın giderilmesi noktasında
başlatmış olduğu yardım kampanyasına katılmanızı hepinizden istirham ediyoruz.
Bu Cuma toplanılacak yardımla çocuğuna bir lokma veremeyen annelerin yürek
sızlamalarına son vermede yardımcı olabilirsiniz. Ağlayan çocukların
ağlamalarını dindirebilirsiniz. Gözyaşlarına çare, umutsuzluğa umut
olabilirsiniz.
Ayrıca bugünkü toplanılan yardımdan başka kısa mesajla Afrika yazıp 5601’e
göndermek suretiyle 5 tl’lik yardımda bulunabilirsiniz. İzlenildiğinde yürekleri
sızlatan bu acının giderilmesine sizlerde yardımcı olabilirsiniz.
Bu vesile ile öncelikle dünyada sıkıntı içerisinde olanlara yardım yapma ve bu
yardım vesilesi ile insanların sıkıntısını giderme gibi bir gücü bize
verdiğinden dolayı Rabbimize şükrediyoruz. Sıkıntı içerisinde olan
kardeşlerimizin sıkıntılarının giderilmesi Yaratanımızdan niyaz ediyoruz.
Diyanet İşleri Başkanımızın ifade ettiği şu sloganla vaazımızı sonlandırıyoruz.
“Her evden en az bir fitre, bir iftar Afrika’ya”
Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|