|
Hoş Geldin Merhamet Ayı: Ramazan
Bu gece Teravih namazıyla Ramazanı karşılıyoruz. Bu
gece ilk sahurumuza kalkacağız. Bir ramazana daha ulaşmanın verdiği sevinçle
Rabbimize hamd ediyor, Sevgili Peygamberimize salât ve selam ediyoruz. Bu
gecenin heyecanı ile Rabbimize sığınıyor el açıp âmin diyoruz. “Ey Rabbimiz!
Bizleri bu ramazandan en güzel şekilde istifade edenlerden eyle. Peygamber
Efendimiz her ramazanda okuduğumuz bir hadiste şöyle buyuruyor. "Evveli rahmet,
ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş" Ey Rabbimiz! Bizleri evvelinde
rahmete nail olanlardan, ortasında mağfirete uğrayanlardan sonunda da
cehennemden azat olanlardan eyle. Bu gecede kendisiyle sevindiğimiz Ya Şehri
Ramazan! Hoş geldin. Hoş geldin merhametin tecellisi ramazan.
Allah merhametlidir. Bizlerin yaratılmış olması O’nun
merhametinin tecellisi değil midir? Biz yok idik. Eğer yaratılmasaydık hiç
olmayacaktık. Bizi yoktan var eden bize hiç merhametli olmaz mı? Yaratılmış
olanların bizim istifademize sunulması merhamet tecellisi değil midir?
Namazlarımızın her rekâtında okumuş olduğumuz Fatiha süresinde Cenab-ı Mevla
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ {}الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ {}
“(Her çeşit hamd ve övgü yalnızca bütün âlemlerin
Rabbi olan Allah’a mahsustur. O Rahmandır (sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir),
O Rahimdir ( çok şefkatli ve merhametlidir).”
buyurarak hem bu dünyada hem de ahiret yurdunda merhametinin her şeyi
kuşattığını bizlere bildirmektedir..
Efendimiz (s.a.s.)’den bir hadisle Allah-u Telanın
kullarına karşı merhametini daha iyi anlamaya çalışalım.
İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir
gün mescide otururken bir gurup esir getirildi. İçinde kadınlar ve çocuklar da
vardı. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir de ne görsün... Baktı ki, esirler içinde
bir kadın çocuğunu kaybetmiş, aklını kaybetmişçesine, deli olmuşçasına bir sağa
bir sola koşuyor. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra
bırakıyordu. Sonra kendi yavrusunu buldu, bağrına bastı. Doyma bilmeyen bir arzu
ile onu öpüyor, kokluyor, tekrar bağrına basıyordu. Allah Resulü (s.a.s.) bu
manzara karşısında iyice doldu ve:
"Şu kadını görüyor musunuz?" dedi. Sahabi cevap
verdi: "Evet Ya Resûlallah!" Allah Resûlü (s.a.s.) tekrar "Bu kadın şu
kucağındaki çocuğunu cehenneme atar mı?"diye sordu. Sahabi "Hayır ya
Resûlallah!" karşılığını verdi. Ve işte bunun üzerine Rahmet Peygamberi şu
hikmet dolu sözleri söyledi:
"Allah o kadından daha şefkatlidir, kullarını
cehenneme atmaz."
Ramazan merhamet tecellisidir.
Kur’an- Kerim ramazan ayında kadir gecesinde
indirilmiştir. Ramazanı karşıladığımız bu ilk gecede bu ayetleri yeniden
hatırlayalım.
شَهْرُ
رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ
وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ
فَلْيَصُمْهُ
“(O sayılı günler, Ramazan ayı), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun
ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın
kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa
onu oruçla geçirsin.”(1)
Böylece Kur’an-ı Kerim indirildiği ayı onbir ayın
sultanı yapmış, indirildiği geceyi ise bin aydan daha hayırlı kılmıştır.
Kur’an-ı Kerim ise yaratanın kullarına karşı merhametidir. Bu sebeple Kur’an-ı
kerime uymakla Yaratanın merhametine de nail olacağımız unutulmamalıdır. Bu
hususla ilgili şu ayeti sizlerle paylaşmak isterim.
وَهَـذَا كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ
وَاتَّقُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Bu Kur’an bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
Şu halde ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”
En güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz ise Ramazan
ayının nasıl bir merhamet tecellisi olduğunu bizlere şöyle bildirmektedir.
الصَّلَواتُ الخَمْسُ والجُمُعةُ إلى الجُمعةِ ، وَرَمَضَانُ إلى رمَضَانَ ،
مُكَفِّرَاتٌ ما بيْنَهُنَّ إذا اجْتُنِبَتِ الكبَائِرُ
“Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile iki cuma ve iki
ramazan, aralarında geçen günahlara keffaret olur.”
Efendimiz (s.a.s.)’in ifade ettiği üzere Ramazana ulaşmak ve bu aydan istifade
etmek suretiyle günahlarımızı affettirebileceğiz. Bu zaman dilimi bizim içen ne
kadar büyük merhamettir.
Oruç Merhamet Tecellisidir
Ebu Hureyre’den aktarılan bir kutsi hadisle orucun nasıl bir merhamet tecellisi
olduğunu yeniden hatırlayalım.
قال اللَّه عَزَّ وجلَّ : كُلُّ عملِ ابْنِ آدم لهُ إِلاَّ الصِّيام ، فَإِنَّهُ لي
وأَنَا أَجْزِي بِهِ . والصِّيام جُنَّةٌ فَإِذا كَانَ يوْمُ صوْمِ أَحدِكُمْ فلا
يرْفُثْ ولا يَصْخَبْ ، فَإِنْ سابَّهُ أَحدٌ أَوْ قاتَلَهُ ، فَلْيقُلْ : إِنِّي
صَائمٌ . والَّذِي نَفْس محَمَّدٍ بِيدِهِ لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائمِ أَطْيبُ عِنْد
اللَّهِ مِنْ رِيحِ المِسْكِ . للصَّائمِ فَرْحَتَانِ يفْرحُهُما : إِذا أَفْطرَ
فَرِحَ بفِطْرِهِ ، وإذَا لَقي ربَّهُ فرِح بِصوْمِهِ
Aziz ve celîl olan Allah "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi
içindir.
Oruç benim
içindir, mükâfatını
da ben
vereceğim" buyurmuştur.
Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin.
Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.
Muhammed'in canı kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun
ağız kokusu,
Allah katında misk
kokusundan daha güzeldir.
Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman,
diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır."
Teravih Merhamet Tecellisidir
Bir hadisle bugün ilkini kılacağımız teravih namazımızın bizlere nasıl bir
merhamet tecellisi olduğunu anlayalım.
منْ قام رَمَضَانَ إِيماناً واحْتِساباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
"Kim ramazanın faziletine inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek terâvih
namazını kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır."
Yaratan yarattıklarının hep iyilikler içerisinde
olmasını ister. Bunun içinde Kutsal Kitaplar göndermiş, bu kitapların yaşantıya
aktarılması için ise örnek olarak Peygamberler göndermiştir. Hata yapan kullar
için ise merhamet kapısı hiçbir zaman kapatılmamıştır. Hatta hatasından dönenler
için Allah her zaman bağışlayıcı olarak kulunun yanında olmuştur. Nitekim bu
hususta birçok ayetten birkaçı şöyledir.
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن
رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ
الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
“Ey kendilerinin aleyhinde çalışarak haddi aşan
kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları
bağışlar.”
وَأَنِ اسْتَغْفِرُواْ
رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ يُمَتِّعْكُم مَّتَاعاً حَسَناً إِلَى أَجَلٍ
مُّسَمًّى وَيُؤْتِ
كُلَّ ذِي فَضْلٍ فَضْلَهُ وَإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنِّيَ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ
يَوْمٍ
كَبِيرٍ
“Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş
bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her
fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben
sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.”
İnsanlar içinde en merhametli olan ve en güzel örnekleri bize sunan Hz.
Peygamber (s.a.s.)’den iki örnek;
“Üsâme b. Zeyd (r.a) anlatıyor: Hz Peygamberin
yanındaydık. Kızı Zeynep ona, "Çocuğum ölmek üzeredir, lütfen bize kadar
geliniz" diye haber gönderdi.
Sevgili Peygamberimiz, hayatın insana verilmiş bir
ilahî emanet olduğunu ve sabrederek mükâfat kazanmanın iyi bir fırsatını
yakaladığını kızına hatırlatarak haber gönderdi:
-Kızım, Veren de, alan da Allah'dır. Her şeyin belli
bir ömrü vardır. Sabret, yavrum! Göstereceğin sabrın Allah katında büyük sevabı
olduğunu hatırla!
Fakat Hz. Zeynep babasının bir an önce gelmesini ve
ciğerparesini son bir defa kucağına alarak onu ebedî âleme hayır ve bereket
kazanmış olarak göndermesini istediği için tekrar haber saldı.
O zaman Efendimiz, büyük sahabilerinden birkaçıyla
birlikte kızının evine gitti. Ölümün eşiğinde olan ve "zayıflıktan ötürü vücudu
eski bir kırbaya dönmüş bulunan" yavruyu O'nun kucağına verdiler. Merhamet
Peygamberi ağlamaya başladı. Mübarek gözlerinden dökülen inci tanelerini gören
büyük sahabi Sa'd ibni Ubade hayretler içinde kaldı:
-Ya Resûlallah! Bu hâl nedir? deyince, Peygamberimiz
de:
-Bu gözyaşı, Allah Teala'nın, kullarının gönüllerine
koyduğu, kendi rahmetinin bir eseridir. Cenab-ı Hak bu duyguyu, kullarından
istediğine ihsan eder.”
“Sene Miladi 620.... Mekke'de hüzün senesi.. Sevgili
Peygamberimizin en yakınları vefat etmiş, Sevgili eşi Hz. Hatice, en zor
günlerinde her zaman kendisini destekleyen amcası Ebû Tâlib üç gün arayla vefat
etmiş...
Zulüm ve baskılar artmış, Mekke daralmış...
Taif Mekke'ye iki günlük mesafede bir yerleşim merkezi... Oraya gitse, acaba bir
nefes alma imkanı bulabilir mi? Mukaddes emaneti taşıyacak bir yürek çıkar mı
karşısına?
Taif...Eşrafın kapısı çalınıyor. Bir yürek aranıyor...
Yok... Üstelik alay ve hakaret var, eza ve cefa var, aşağılama var, hatta öfke
var...
Sonra ayak takımını örgütleyip O güzeller güzelinin üstüne sürme var...
Yollarda taş sağanağı...
Nereni savunacaksın... Baş, göz, beden... Allah Resûlü kan revan içinde
kalıyordu.
O'nu, atılan taşlardan korumaya çalışan fedakâr sahabi Zeyd b. Hârise
(r.a) de yaralanıyor. O, Allah Resûlü'ne atılan taşlara kendi vücudunu
siper ederek:
"-Ey Tâif halkı! Taşladığınız kimsenin bir peygamber olduğunu
biliyor musunuz?!." diyor, diyor ama nafile...
Kendilerini zor-zahmet Mekkelilere ait bir bahçeye, bir hurma
ağacının altına atıveriyorlar.. Yer ve gök mahzun... Melekler mahzun...
Birdenbire Cebrail (a.s) beliriverir ve eğer izin verilirse, çevredeki dağı, bu
azgın insanların başına geçirebileceğini teklif ediyor. Allah Resûlü çok
rencide olduğu bu dakikalarda bile, "Hayır!" diyor. Evet O, çok ileride
bile olsa, onların neslinden (kıyamete kadar) yalnızca Allah'a ibadet edip O'na
şirk koşmayan birileri çıkacaksa, belâlara karşı "Hayır!" diyor...
Ve sonra merhamet Peygamberi ellerini açıp Allah'a şöyle dua ediyor:
“Allah'ım, kuvvetimin yetersizliğini, çarelerimin tükenişini ve insanlarca
horlanışımı sana havale ediyorum. Ey acıyanların en merhametlisi, sen
horlananların Rabbi, Beni kime bırakıyorsun, hayatımı cehenneme çevirecek
düşmanıma mı, yoksa işimin sahibi kıldığın akrabalarıma mı! Eğer bana kızgın
değilsen, aldırmam! Senin bana ihsan ettiğin afiyet, benim için daha önemli ve
yararlıdır"
Yâ Rabb gazabına uğramaktan, rızandan mahrum kalmaktan, senin karanlıkları
aydınlatan, din ve dünya işlerini dengeleyen yüzünün nuruna sığınırım, sadece
senin rızanı isterim, yeter ki sen razı ol, çare de ancak seninle, güç de ancak
seninledir”.
Alvarlı
Muhammed Lütfi (Efe Hz.)’in şu beyti ramazanda bizim merhamet ve şefkat yolumuz
olsun.
İhtiyara eyle hürmet
Sabîlere kıl merhamet
Misafire sarf et ni'met
Allah'dan istersen rahmet
Sakın incitme bir canı
Yıkarsın arş-ı Rahman'ı
Bu ramazan merhamet kanatlarımızı herkesin her şeyin
üzerine indirdiğimiz bir ay olsun.
Bu ramazanda günahlarımıza tövbe ederek ve bir daha
dönmemeye çaba göstererek, ibadetlerimizi yerine getirerek, ahlakımızı
güzelleştirerek, imanımızı kâmil hale getirme yollarını gözeterek kendimize
merhamet edelim. Cennetlik için yaratılan bu bedeni cehenneme götürmeyelim.
Bu ramazanda çocuklarımıza ibadet alışkanlığı
kazandırarak, İslam’ın en güzel ilkelerini öğreterek ve kendimizde onlara örnek
olarak ailemize merhamet edelim. Onları da cehennemin dehşetli azabında korumaya
çalışalım.
Bu ramazanda ihtiyaç sahiplerine yardım ederek onlara
merhamet edelim. Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada yaşayan kardeşlerimize
özelliklede son elli yılının en kurak zamanını geçiren ve açlıktan dolayı
insanların yaşamını yitirdiği Somali’de bulunan kardeşlerimize yardım edelim.
Biz onlara merhamet edelim ki, Rabbimizde bizlere merhamet etsin.
Bu ramazanda bitkilere, hayvanlara merhamet edelim.
Onları da gözetelim. Bir ağaç kesmek yerine bir ağaç dikelim. Bir hayvana aş
verelim. Oda ramazanın merhametinden istifade etsin.
Her ramazan olduğu gibi bu ramazanda bizim için bir
fırsat. Bu fırsatı değerlendirenler için Allah’ın rahmet deryası onları
beklemektedir. Haydi, hep beraber, birlik ve beraberlik içerisinde Rabbimizin şu
ayetine sımsıkı sarılalım.
وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْ
وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ
قُلُوبِكُمْ
فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ
النَّارِ
فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.
Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz
de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler
olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan
kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola
eresiniz.”
Bu ramazan bizim için bir dönüm olmalı. Çünkü bu hayatı ne zaman ve nerede
sonlandıracağımızı bilmiyoruz. Ebu Turab Hz. Ne güzel ifade etmektedir.
Bugünü düşünürüm.
dün geçti, yarın var mı?
gençliğime de güvenmem,
ölen hep ihtiyar mı?
Şu an yaşıyorsak bu bizim için çok değerli. Çünkü şu
an itibariyle tövbe ederek günahlarımızı affetirme imkânımız var. Çok geç olmadan,
eyvah demeden ölüm gelmeden uyanalım. Merhametin tecellisi olan Ramazandan
istifade edelim, Rabbimizin rızasına nail olalım.
Yüce Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de bizlere öğrettiği
şu dua ile vaazımıza son veriyoruz.
رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ
لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra
kalplerimizi hakikatten saptırma ve yüce katından rahmetini bizlere bağışla.
Şüphesiz sen çok lütuf sahibisin.”
Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun. İbadetlerimiz
makbul, amelimiz Salih, niyetlerimiz halis, ahlakımız güzel olsun. Rabbim bizi
merhamet edenlerden ve merhamete nail olanlardan eylesin. Allah’a emanet olun.
Ahmet ÜNAL
Vaiz
www.guncelvaaz.com
|