|
Ramazan sabır ayı. Nitekim Ramazanda tutulan oruç Efendimiz tarafından sabrın
yarısı olarak değerlendirilmiştir. Bu ay dışında başımıza gelen zorluklara
dayanma gücümüzün oluşması için bu ayda oruç ile sabrı öğrenmeliyiz.
Sevgili Peygamberimiz kutsi bir hadiste oruç hakkında şöyle buyurmakta ve
sabırlı olmamızı tavsiye etmektedir.
قال اللَّه عَزَّ وجلَّ : كُلُّ عملِ ابْنِ آدم لهُ إِلاَّ الصِّيام ، فَإِنَّهُ لي
وأَنَا أَجْزِي بِهِ . والصِّيام جُنَّةٌ فَإِذا كَانَ يوْمُ صوْمِ أَحدِكُمْ فلا
يرْفُثْ ولا يَصْخَبْ ، فَإِنْ سابَّهُ أَحدٌ أَوْ قاتَلَهُ ، فَلْيقُلْ : إِنِّي
صَائمٌ . والَّذِي نَفْس محَمَّدٍ بِيدِهِ لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائمِ أَطْيبُ عِنْد
اللَّهِ مِنْ رِيحِ المِسْكِ .
للصَّائمِ فَرْحَتَانِ يفْرحُهُما : إِذا أَفْطرَ فَرِحَ بفِطْرِهِ ، وإذَا لَقي
ربَّهُ فرِح بِصوْمِهِ
“Aziz ve celîl olan Allah "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi
içindir.
Oruç benim
içindir, mükâfatını
da ben
vereceğim" buyurmuştur.
Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin.
Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.
Muhammed'in canı kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun
ağız kokusu,
Allah
katında misk
kokusundan daha güzeldir.
Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman,
diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.” (1)
Sabır kolay bir şey değildir. Efendimiz (s.a.s.)’in buyurduğu üzere birsi bize
kötü bir şey söyleyecek ve biz ona kötü bir şeyle cevap vermeyeceğiz ve “ben
oruçluyum” diyeceğiz. Bu kolay bir şey değildir. Ancak kötülüğe karşılık hemen
kötülük gerçekleştirmek işin en kolayıdır. Zor olan ise kötülüğü iyilikle
karşılık verip kötülüğü büyümeden bertaraf etmektir. Bu ise zor, meşakkatli ve
sabır isteyen bir durumdur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in bir hadisini
beraberce hatırlayalım.
لَيْسَ الشديدُ بالصُّرَعةِ إِنمَّا الشديدُ الَّذي يمْلِكُ نَفسَهُ عِنْد
الْغَضَبِ
“Gerçek babayiğit, güreşte rakîbini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim
olan kimsedir.” Hepimiz bilmekteyiz ki, sabrın sonu selamettir. Sabrın
neticesinde elde edilecek yer cennettir. Kur’an-ı Kerim bize şu tavsiyeyi
sunmaktadır.(2)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اصْبِرُواْ
وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَاتَّقُواْ اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
“Ey İnananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır
bulunun, Allah'a karşı gelmekten sakının ki başarıya erişebilesiniz.”
(3)
Peki, neden sabredeceğiz? Çünkü zorlu bir dünya hayatı geçirmekteyiz. Yaşamak
zor, hayatı her an aynı seviyede yaşamak zor, imansız bir hayat geçirmek çok
sıkıntılı bir durum, imanı muhafaza zor. Zenginin zenginliğini koruyabilmesi,
fakirin fakirliğin vermiş olduğu sıkıntılara göğüs germesi zor. Hayatın
zorluğuna karşı çaresiz miyiz? Hayır. Çare sabırdan geçmektedir. Bir zorluk
varsa o zorluğa dayanıldığı müddetçe, sabır gösterildiği müddetçe kolaylık
elbette vardır. Yüce Allah (c.c.) ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır.
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً {} إِنّ
مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً {} فَإِذَا فَرَغْتَ فَانصَبْ {} وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
“Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir
kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel
ve yalvar.(4)
Her güçlükle beraber bir kolaylık var ise o zaman güçlük başımıza geldiği zaman
feryat figan etmeden sabır göstermek gerekir. Çünkü sabır gelen sıkıntı
karşısında katlanmak değildir, gelen sıkıntıya göğüs germektir. Sabır
gösterilmeyip de kişinin kendisini perişan etmesi ve daha sonra “başa gelene
katlanacağım, bana sabır etmekten başka bir şey düşmez” doğru olmayacaktır.
Sabır sıkıntının geldiği anda ona göğüs germekle gösterilir. Sabır gösterilecek
ise, işte tam bu noktada –yani zorluk geldiği anda- gösterilmelidir. Peygamber
Efendimiz bir hadislerinde sabır gösterilmesi gereken zamanı şöyle
vurgulamaktadır.
Enes İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem, (çocuğunun) mezarı başında (bağıra-çağıra)
ağlayan bir kadının yanından geçti.
Ona: “Allah’dan kork ve sabret!” buyurdu.
Kadın: Çek git başımdan; zira benim başıma gelen felâket, senin başına
gelmemiştir, dedi.
Kadın Hz. Peygamber’i tanıyamamıştı. Kendisine, onun Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem olduğunu söylediler. Bunu duyar duymaz Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem’in kapısına koştu, orada kapıcılar yoktu. (Özür
beyân etmek üzere Hz. Peygamber’e):
- Sizi tanıyamadım, dedi.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de: “Sabır dediğin, felâketle
karşılaştığın ilk anda dayanmaktır” (5)
Sabır hayatımızın vazgeçilmezleri arasındadır. Sabır ahlakımızın olgunlaşması
için gerekli olan prensiplerdendir. Sözlükte “dayanma, dayanıklılık” gibi
anlamlara gelen sabır, ahlâkî bir kavram olarak, başa gelen musibetlerden dolayı
Allah’tan başka kimseye şikayetçi olmamak, yakınmamak, sızlanmamak; nefse ağır
gelen ve hoşa gitmeyen şeyler karşısında dünya ve âhiret yararını düşünerek,
ruhi dengeyi bozmamak için insanın kalbinde bulunmakta olan sükûnet ve dayanma
gücü demektir.(6)
Dünya hayatında başımıza türlü türlü sıkıntılar gelmektedir. Bazen yapmış
olduğumuz hatalarımızın ceremesini çekmekteyiz. Bazen de bir imtihanla karşı
karşıya kalmaktayız. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.s.) bir
hadislerinde ise şöyle buyurmaktadır.
مَا يَزَال الْبَلاءُ بِالْمُؤْمِنِ وَالْمؤمِنَةِ في نَفْسِهِ وَولَدِهِ ومَالِهِ
حَتَّى يَلْقَى اللَّه تعالى وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ
“Erkek olsun, kadın olsun mü’min, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar
kendisinden, çoluk çocuğundan, malından belâ eksik olmaz.”(7)
Hangi sebeple olursa olsun isyan etmemek başa gelen için sabretmek en doğru
davranış şekli olacaktır. Yüce Rabbimiz bir ayette imtihan için başımıza
gelenler için nasıl bir davranış benimsememizi şöyle bildiriyor.
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ
وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ
{} الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا
إِلَيْهِ رَاجِعونَ
{} أُولَـئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَـئِكَ
هُمُ الْمُهْتَدُونَ
“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden
eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar (sabredenler) ; başlarına bir
musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na
döneceğiz” derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru
yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.” (8)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ
آمَنُواْ اسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
“Ey iman edenler! Başınıza gelecek her şeye sabretmekle ve namaz kılmakla
Allah’tan yardım isteyin. Allah sabredenlerle beraberdir.”(9)
Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde müminin halini şöyle tasvir etmektedir.
عَجَباً لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ لَهُ خَيْرٌ ، وَلَيْسَ ذَلِكَ
لأِحَدٍ إِلاَّ للْمُؤْمِن : إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْراً
لَهُ ، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خيْراً لَهُ
“Müminin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır
sebebidir. Böylesi bir özellik sadece müminde vardır: Sevinecek olsa, şükreder;
bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun
için hayır olur.”(10)
İnanan insanların başına bela ve musibet gelmesi onlar için bir imtihan
vesilesi, hatalarının affedilmesine bir sebep, sabır gösterilebilirse dünya ve
ahiret hayatında mutluluğa ulaşılmada bir fırsattır. Bu sebeple mümin başına
gelenlere şer gözüyle bakmamalıdır. Çünkü gaybı bilen Allah’tır. Başımıza
gelenlerin bizim için hayır mı? şer mi? olduğunu ancak Allah bilmektedir. Bu
sebeple hangi durum olursa olsun inanan bir gönül için fırsattır. Feryatlarla,
ağıtlarla gelen sıkıntıyı karşılamak yerine sabır göstermek, Allah’tan gelenin
hoş olduğunu kabul etmek zorda olsa en doğru davranış şeklidir. Bu husus şu
dizelerde ne güzelde özetlemiştir.
Hoştur bana senden gelen:
Ya hil’at ü yahut
kefen,
Ya taze gül, yahut diken...
Kahrın da hoş, lûtfun da hoş.
Sabır belayı nimete dönüştürür. Nimet sabırla şükre dönüşür. Bir hadislerinde
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgililer Sevgilisi şöyle bir müjde
vermektedir.
مَا يُصِيبُ الْمُسْلِمَ مِنْ نَصَبٍ وَلاَ وَصَبٍ وَلاَ هَمٍّ وَلاَ حَزَن وَلاَ
أَذًى وَلاَ غمٍّ ، حتَّى الشَّوْكَةُ يُشَاكُها إِلاَّ كفَّر اللَّه بهَا مِنْ
خطَايَاه
“Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan
dikene varıncaya kadar Müslüman’ın başına gelen her şeyi, Allah, onun hatalarını
bağışlamaya vesile kılar.”(11)
Sabır nurdur. Kişiyi karınlıklar içerisinde aydınlatır. Sabır göz aydınlığıdır.
Sabır hayatı hayat yapar. Belaları savar, zorlukların üstesinden gelinir. Kalbin
içinde bulunduğu hüznü hafifletir. Yaratanı unutturmaz. Sabır hayrı hatırlatır.
Alemle bakış değişir sabırla. Ferahlık gelir sabırla. Sükûnet iner sabırla.
Bunalımlardan kurtuluş sebebidir sabır. Sabrın sonu selamettir. Selamet yurdu
ise cennettir. Sabır cennete götürür. Sabır kişiyi Rabbine götürür. Sabır dünya
ve ahiret huzuruna, mutluluğuna götürür.
Ramazan sabır ayı. Sabrı hayatımıza aktarma ayı. Bu aydan istifade edeceğiz. Bu
ayda nefsimizin isteklerine, şeytanların vesveselerine karşı sabırlı olacağız.
Başımıza gelenlere sabredeceğiz. İnsanlardan bizlere gelen sıkıntılara göğüs
gereceğiz. Kötülüğe karşı kötülük yapmanın kolay olduğunu, kötülüğe karşı iyilik
yapmanın zor olduğunu, zoru başarmanın ise mükâfatının cennet olduğunu
unutmayacağız.
Geceniz mübarek olsun. Sabır hayatımızda bizimle beraber olsun. Allah’a emanet
olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
1.
Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1218
2.
Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 46
3. Bakara,
2/153
4. İnşirah,
94/5-8
5.
Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 32
6. Dini
Kavramlar Sözlüğü, DİB yayınları, “Sabır” md.
7.
Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 50
8. Bakara,
2/155-157
9. Bakara,
2/153
10.
Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 28
11.
Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 38
|