|
Helal-Haram Bilinci
İslam dininin temel amacı yaratılmış olan
şerefli mahlûkata hayatı boyunca kılavuz olmaktır. Bu kılavuzluk neticesinde
insanoğlunun dünya ve ahiret mutluluğu hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda
ise bazı helaller ve bazı yasaklar getirilmiştir. Getirilmiş olan bu ilkelerin
hepsi insan için onun kendi menfaati içindir. Dünyalık huzur insan için olduğu
gibi uhrevi mükâfat (cennet) insan içindir. Bunun zıddını ifade edersek dünyevi
sıkıntı insan içinse uhrevi ceza (cehennem) insan içindir.
Yüce Allah’a karşı kulluk vazifemiz olan ibadet
hayatımızı yerine getirmemekteyiz. Din sadece ibadet hayatıyla sınırlı hükümler
ihtiva etmemektedir. İbadet hayatıyla beraber günlük yaşantımızda dikkat etmemiz
gereken ilkelerde İslam Dininde mevcuttur. Yeme-içme, giyinme, eğlence, aile
hayatı, cinsel yaşam, sosyal hayatla ilgili beşeri ilişkilerde takınılması
gereken prensipler Dinin genel çerçevesi içinde yer almıştır. İnsan için çizilen
bu çerçeve, yaratılmış insanın fıtratına ters olmayan, hakeza fıtratı
destekleyen, onuru güçlendiren bir çerçevedir.
Sözlükte "yasak, memnu" anlamına gelen haram,
dini bir terim olarak, kesin bir delille, açık bir şekilde yapılmaması istenen
fiildir. Haram, dinî bir kavram olup, bunu tespit ve tayin yetkisi sadece
Allâh'a aittir. Bu konuda insanların yetkisi yoktur. Hz. Peygamber'in bu
konudaki hadisleri, Allâh'ın koymuş olduğu hükmü açıklamaktan ibarettir. Bu
nedenle İslâm âlimleri, hakkında nass bulunmayan konularda ihtiyatlı davranarak
haram tabirini kullanmaktan kaçınmışlardır.
Dinen yapılması veya yenip içilmesi
yasaklanmayan, serbest bırakılan şey demektir. Allâh ve Rasûlü'nün bir şeyin
helâl olduğunu belirtmesi veya işlenmesinde günah olmadığını bildirmesi, o
fiilin helâl olduğunu gösterdiği gibi, o fiil veya şeyin yasaklandığına dair bir
delil bulunmaması da helâl olduğunu gösterir. Zira eşyada aslolan helal
oluşudur. Buna göre bir şey, dinin açık bir hükmüne, yasağına ve ilkesine aykırı
olmadıkça helâldir, meşrudur. Helâl kavramının, meşru, caiz, mubah tabirleri ile
yakın ilişkisi vardır. Çoğu zaman da eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.
Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah iyi ve güzel olan
şeyleri Peygamber vesilesi ile helal kıldığını çirkin ve kötü şeyleri haram
kıldığını bizlere şöyle bildirmektedir. “Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü
ve pis şeyleri haram kılar.”
Ayet-i kerime haram kılınan şeylerde kötülük ve pislik olduğunu, helal kılınan
şeylerde ise iyilik ve temizlik olduğu vurgulanmaktadır. Bu yönüyle “helal ve
haramı insanın kendi yaşantısını güzele ulaştıran, kötülüklerden alıkoyan
emirlerdir” diye ifade edebiliriz. Bir başka ayet-i kerimeyi sizlerle paylaşmak
isterim. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. “(Ey Muhammed!) Sana, kendilerine
nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler…
helal kılındı.”
Kur’an-ı Kerim bizlere helal ve haram kılma
yetkisinin Allah’a ait olduğunu bizlere bilmediğimiz şeyler hakkında şu helaldir
veya şu haramdır dememizi yasaklamaktadır. Bu husus ile ilgili iki ayet-i
kerimeyi sizlerle paylaşmak isterim. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır.
قُلْ أَرَأَيْتُم مَّا أَنزَلَ اللّهُ لَكُم مِّن رِّزْقٍ
فَجَعَلْتُم مِّنْهُ حَرَاماً وَحَلاَلاً قُلْ آللّهُ أَذِنَ لَكُمْ أَمْ عَلَى
اللّهِ
تَفْتَرُونَ
De ki: “Allah’ın size indirdiği; sizin de, bir
kısmını helâl, bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De
ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”
Diğer bir ayette ise mealen şöyle buyrulmaktadır. De ki: “Allah’ın, kulları için
yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar, dünya
hayatında mü’minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte
bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz.”
Bu ayetler açıkça, haram ve helâli belirleme
hakkının sadece Allah'a ait olduğunu göstermektedir. Bu nedenle helâl ve haramı
kendisinin belirlemesi olacağı kanaatinde olan herkes Allah’ın haklarına tecavüz
etmiş olur. Buda çok büyük bir günahı gerektirmektedir.
Allah’ın helal kıldıklarını helal olarak kabul
edip onlara yönelmeli, haram kıldıklarını da haram kabul ederek onlardan
kaçınmalıyız. Bize düşen en doğru davranış şekli bu olacaktır. Yoksa haramı
helali belirlemeye kalkışırsak o zaman haddimizi aşmış oluruz. Yüce Rabbimizin
bu husustaki ayet-i kerimeler şöyledir.
وَلاَ
تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ
الْكَذِبَ هَـذَا حَلاَلٌ وَهَـذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُواْ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ
إِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ لاَ يُفْلِحُونَ
“Lisanlarınızın yalan yere vasıflandırdığı şeyler
hakkında "Şu helâldir ve şu haramdır" demeyiniz ki, Allah'a karşı yalan iftirada
bulunmuş olursunuz. Şüphe yok ki, Allah'a karşı yalan da bulunanlar felâha
eremezler.”
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ
لاَ تُحَرِّمُواْ طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللّهُ لَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ
اللّهَ
لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
“Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve
temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları
aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”
Yukarıda sizlerle paylaşmış olduğum ayetler
bizlere şu hususu hatırlatmaktadır. Bu hatırlatmada Allah’ın helal kıldığını
haram kılmak, haram kıldığını ise helal kılmanın çok büyük günah olduğudur. Bu
sebeple hakkında kesin bilgi olmadığımız veya herhangi bir hüküm çıkarma
kabiliyetimiz olmadan az bir bilgi ile bir şeye helal veya haram dememeliyiz.
Çünkü böyle bir davranışın vebali çok ağırdır. Hakkında bilgi sahibi olmadığımız
bir konu hakkında helal ve haram dersek o zaman dinle ilgili prensipleri
bozabiliriz. Bu durum ise bizlere çok büyük sıkıntılar doğuracaktır.
Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde ise helal
ve haram hakkında şu hususu bizlere bildirmektedir.
اَلْحَلاَلُ مَا أحَلَّ اللّهُ في كِتَابِهِ، وَالْحَرَامُ مَا حَرَّمَ اللّهُ في
كِتَابِهِ، ومَا سَكَتَ عَنْهُ فَهُوَ عَفْوٌ، فَلاَ تَتَكَلَّفُوا السُّؤَالَ
عَنْهُ.
“Allah Resulullah (a.s) buyurdular ki:
"Helal, Allah Teala’nın kitabında helal kıldığı şeydir. Haram da Allah Tealanın
kitabında haram kıldığı şeydir. Hakkında sükût ettiği şey ise affedilmiştir.
Onun hakkında sual külfetine girmeyiniz.”
Herhangi bir konu veya herhangi bir hareketin
haram mı veya helal mi olduğunu naslardan çıkarabilecek insanlar yok mudur?
Sorusu aklımıza gelebilir. Bu soruyu şu maddeler ışığında cevap verebiliriz.
1.Bir konu hakkındaki bütün her şeyi tam olarak
bilinmesi,
2. Konuyla ilgili Dini nasların tamamına vakıf
olunması,
3. Güncelleme ve yorumlama yapılabilmesi,
4. Dinin ana maksatlarını iyi bilinmesi ve
verilecek hükümlerde bunların gözetilmesi,
Bu maddelere tam bağlı kalınmak ve ilahi emri
helal ve haram koymada otorite olarak kabul ettikten sonra müçtehit elbette
belirli bir şeyin veya belirli bir hareketin helal mi haram mı olduğunu
naslardan çıkarabilir. Böyle bir uğraş yapılmadıktan sonra helal ve haram
hükmünü bir şeye koymamız bizler için çok yanlış bir tutum olacaktır.
Yüce Rabbimiz İslam dini ile bizlere zorluğu
değil kolaylığı getirmiştir. Bu kolaylıklardan biride zaruret halinde olunduğu
durumlarda haddi aşmamak helalleri haram saymamak üzere haram olan bir şeyi
yiyebilir veya bir işi yapabilir. İlgili ayette Yüce Allah (c.c.) şöyle
buyurmaktadır. “Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına
kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret
ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok
bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Haram günün şartlarına göre helal olarak
görülmemeli, helal günün değişen ve gelişen şartlarına görü haram
sayılmamalıdır. Bize düşen görev helalleri haram, haramları helal saymak yerine
tespit edilen helallere uymak ve haramlardan kaçınmaktır.
Vaazımızı Hz. Peygamber (s.as.) Efendimizin
haram ve helal hususunda takınmamız gereken tavrı bildiren bir hadisiyle
sonlandırıyoruz. "Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de
apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar
vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden
kaçınırsa, dinini de, ırzını da muhafaza etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere
düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban
gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin
bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette
bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı sağlıklı olur,
eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir.
Yüce Rabbim helallerine uymayı haramlarından
kaçınmayı, dünya ve ahiret mutluluğunu yakalamayı, bu mutluluk için uğraş
içerisinde olmayı bizlere nasip etsin. Geceniz mübarek olsun. Allah’a emanet
olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|