|
Fıtır Sadakası sağ olarak yaşam bulma ve
sağlıklı bir şekilde ramazan bayramına ulaşma sadakasıdır. Bizlere hayat hakkı
tanıyan ve Ramazan ayına ulaştıran Rabbimize karşı bir şükür ifadesidir. Ramazan
ayı ki, küçük günahların mağfiret bulduğu, sevapların bol bol insanlığı
sunulduğu, ibadetlerin kemale ulaştığı, ahlaki olgunluğun yaşandığı, Kur’an-ı
Kerim’lerin hayata aktarıldığı bir aydır. Ramazan ayı, feyiz ve bereketiyle on
bir ayın sultanı olduğu, içerisinde bulunan bir gecesinin (kadir gecesinin) bin
aydan daha hayırlı olduğu bir aydır. Bu sebeple bu aya erişmek büyük bir
lütuftur. Bizlere bu lütfü sunan Yüce Rabbimize karşı bir şükür ifadesi olarak
Fıtır Sadakamızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalıyız.
Zekat maddi gücü olanlar tarafından verildiği
için verilenler bütün fakirlerin ihtiyaçlarını karşılayamamış olabilir. Ama
fıtır sadakası böyle değildir. Ramazana ulaşan ve maddi gücü yerinde olan herkes
tarafından verilmesi zaruri olduğundan dolayı fıtır sadakası bayrama rahat ve
huzurlu girmek isteyen bütün fakirlerin ihtiyaçlarını karşılayan bir sadaka
çeşididir. Bu yönüyle zekattan daha kapsamlıdır ve fakirleri bayrama hazırlık
yapma hususunda acil ihtiyaçlarını karşıladığı bir ibadettir.
Sadaka-i fıtır hiçbir kimsenin bayrama neşesiz
girmemesini sağlayan çok büyük bir yardımlaşmadır. Bu yönüyle toplumsal birlik
ve beraberlik açısından çok büyük bir etkiye sahiptir. Özellikle Ramazan
bayramları çocuklar için çok önemlidir. Bu bayramda çocukların beklentisi bir
başka olur. Bu durumu biz kendi çocukluğumuzdan çok iyi bilmekteyiz. Fakir
kardeşlerimizin çocukları da bizim çocuklarımızdır. Nasıl ki bizim
çocuklarımızın bayrama hüzünle girmemesini arzu ediyorsak ihtiyaç sahibi
kardeşlerimizin çocuklarını da aynı şekilde bayrama hüzünle girmemelerine engel
olmalıyız. İşte bu mutluluğun adı fıtır sadakasıdır.
Namazlarımız, oruçlarımız, Kur’an-ı Kerim
okumalarımız kişisel olarak bizleri olgunlaştırmakta ayrıca Rabbimize karşı
kulluğumuzu yerine getirmekteyiz. Bununla beraber toplumsal birlikteliğin
sağlanması için, kişinin benliğinde bulunan cimrilik, bencillik, nemelazımcılık
gibi kötü huylardan arınması için, ekonomik dengenin daha rahat
oluşturulabilmesi için zekat ve sadaka vazgeçilmez ibadetlerimiz arasındadır.
Aynı dine iman etmiş, aynı kıbleye yönelmiş, aynı kutsal kitaba gönül vermiş
inananlar olarak birbirlerimizin ihtiyaçlarını görmezlikten gelmemiz asla
düşünülemez. Ramazan ayının vermiş olduğu haz ve bereketle bizde olanları
olmayanlara ulaştırmak ve bayram namazından önce Fıtır Sadakamızı vermek
suretiyle, kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermiş olacağız ki, bu manada hem
insanlar hem de Rabbimiz razı olacaktır.
Bizler bir bedenin bütün uzuvları gibiyiz.
Birbirimizi öyle görmeliyiz. Bir organda bulunan bir ağrı bütün vücudumuzu
etkilemekte ise, Müslüman kardeşimizin sıkıntısı da bizi aynı şekilde etkilemeli
ve çözüm yollarına gitmeliyiz. Ramazan ayında belki çok az bir meblağ olarak
görünse de tüm inananlar tarafından fakirlere dağıtıldığından dolayı Fıtır
Sadakası çok büyük bir yardımın adıdır.
Halk arasında fitre de denilen sadaka-i fıtır,
sadaka kelimesi ile iftar etme, Ramazan Bayramı, yaratılış anlamına gelen fıtır
kelimesinin bileşiminden meydana gelmiştir. Sadaka-i fıtır, dinen zengin olarak
Ramazan ayının sonuna yetişen Müslüman’ın belirli kimselere vermesi vacip olan
bir sadakadır.
Fıtır sadakası ramazan orucunun farz kılındığı hicretin 2. yılında Şaban ayında
ve zekattan önce farz kılınmıştır. Fıtır Sadakasının dini bir vecibe olarak
algılanmasının temel sebepleri Sevgili Peygamberimizin bu husus ile ifade ettiği
hadisler ve kendisinin de yerine getirdiği davranışlardır. Bu sebeple öncelikle
vaazımızın bu kısmında Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizden bizlere ulaşan
Sadaka-i fıtır ile ilgili hadisleri sizlerle paylaşmak isterim. “Rasûlullah
(s.a.s.) fıtır zekâtını Müslümânlardan köle, hür, erkek, kadın, küçük, büyük
üzerine hurmadan bir sâ' yahut arpadan bir sâ' olarak farz kıldı. Ve bu zekâtın
insanların bayram namazına çıkmasından önce verilmesini emretti.”
Müslim’de geçen bir hadis ise şöyledir. “Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Ramazanda sadaka-i fıtri Müslümanların hür veya köle, erkek veya kadın her
birine hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' olmak üzere farz kıldı.”
Fıtır sadakası mali bir ibadettir ve yerine
getirmekle Müslümanlar mükelleftir. Fıtır sadakasının verilmemesi neticesinde
dini sorumluluk vardır ve dünyadaki bu sorumluluk ahirette cezayı
gerektirecektir.
Sadaka-i fıtır ramazan bayramından önce
verilmesi gerekmektedir. Peygamber Efendimizden bu husus ile şöyle bir rivayet
aktarılmıştır. “Abdullah b. Ömer'den naklen haber verdi ki, Resülüllah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) sadaka-i fıtrin halk bayram namazına çıkmazdan evvel
verilmesini emir buyurmuştur.”
Fıtır sadakasının bayramdan sonraya bırakılması caiz değildir. Bununla beraber,
bayram gününden önce ödenmemiş ve sonraya bırakılmış sadaka-i fıtır yükümlülüğü
devam eder ve ilk fırsatta verilmesi gerekir.
Fıtır Sadakasını Müslüman olanlar, mal varlığı
yerinde olanlar ifa ederler. Mal varlığı yerinde olmaktan kasıt, Ramazan bayramı
öncesinde borcundan ve temel ihtiyaçlarından ayrı olarak 85 gram altın veya bu
altına denk gelen bir meblağı elinde bulunan kimselerdir. Elde bulunan bu
meblağın zekatta olduğu gibi artıcı olması veya üzerinden bir yıl geçmesi gibi
bir şart yoktur. Böyle nisap miktarına malik olan kimselerin hem kendilerinin
hem de bakmakla yükümlü küçük çocuklarının, ayrıca eğer velayeti altına bulunan
ve mal varlığı fıtır sadakası ödemeye elverişli olmayan küçüklerin fıtır
sadakalarını vermeleri üzerine vaciptir. Bir kimse zengin olan karısının ve
büyük çocuklarının, babasının ve annesinin, kardeşlerinin fitresini vermekle
mükellef değildir. Eşi ve ergenlik çağını geçmiş büyük çocukları zengin iseler,
bunlar fıtır sadakalarını kendileri verirler. Bununla beraber bir kimse eşinin
ve büyük çocuklarının iznini almadan onların adına fıtır sadakasını verebilir.
Böyle bir durumda fıtır sadakası onlar adına yerine getirilmiş olur.
Fıtır sadakası verilirken kalben niyet
edilmelidir. Kalben niyet edildikten sonra ihtiyaç sahibine ben bunu fıtır
sadakası olarak sana veriyorum demeye gerek yoktur. Ayrıca bir fakirin borcu
affedilmek suretiyle fıtır sadakası mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. Fıtır
sadakası fakirin eline geçmelidir. Fıkıh literatüründe bu duruma temlik
denilmektedir.
Fıtır sadakası, zekat verilebilecek durumda
olanlara verilir. Zekatın verilmediği kişilere de fıtır sadakası verilmez. Buna
binaen kişi bakmakla yükümlü olduğu eşine, çocuklarına, babasına, annesine,
dedesine, nenesine, torunlarına ve torunlarının çocuk veya torunlarına fıtır
sadakası veremez. Yine dinen zengin sayılanlara, Müslüman olmayanlara fıtır
sadakası verilmez. Bir başka husus fıtır sadakası ihtiyaç sahibinin hakkıdır.
Fakirin eline geçmelidir. Bu sebeple herhangi bir hayır için yapılmakta olan
bina müştemilatına veya binaya yapılacak olan harcamalar için de fıtır sadakası
verilmez.
Fıtır sadakasını kişi dağıtırken ister uzakta
otursunlar isterse yakınlarda otursunlar öncelikle yakın akrabalarını
gözetmelidir. Fıtır sadakası zekat gibi kardeşlere, teyze, amca, hala, dayı veya
onların çocuklarına verilebileceğinden dolayı öncelikle onlar gözetilmelidir.
Eğer akrabalarımız arasında yardıma muhtaç birisi yok ise o zamanda yakın
komşularımızdan başlayarak, köyümüzde bulunanlara, beldemizde veya ilçemizde
bulunanlara, sonra şehrimizde ve daha sonra ülkemizde bulunanlara, daha sonrada
tüm İslam aleminde yaşayan kardeşlerimize Sadaka-i fıtırı ulaştırmalıyız.
Bir fıtır sadakası bir fakire verilir. Bir fıtır
sadakası ikiye bölünerek ayrı ayrı verilmez. Bununla beraber birden fazla fıtır
sadakası verecek isek bunu bir fakire verebileceğimiz gibi birkaç fakire ayrı
ayrı verebiliriz.
Günümüzde fıtır sadakasının asgari miktarı
Diyanet İşleri Başkanlığımızca tespit edilmektedir. Bu seneki fıtır sadakasının
en alt sınırı 6,50 TL olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu rakam en alt sınır
olması sebebiyle her kesimde bulunan insanlar kendi durumlarına göre bu sadakayı
artırabilirler. Burada şu ölçüyü esas alabiliriz. Fıtır sadakasını verecek olan
kişi, normal şartlarda yediği sabah ve akşam yemeklerinin parasal değerini hesap
etmeli ve sadakasını bu meblağ üzerinde vermelidir.
Bütün yardımlarımızda olduğu gibi zekatlarımızı
ve fıtır sadakalarımızı fakirlere aktarırken dikkat etmemiz gereken şu ana
prensibi sizlerle paylaşmak suretiyle vaazımı sonlandırmak istiyorum. Her ne
yardımda bulunursak bulunalım, yapmış olduğumuz yardımların karşılığını sadece
Yüce Rabbimizden beklemeliyiz. Minnet duygusuyla hareket etmek, yapmış olduğumuz
yardımlardan dolayı fakirleri aşağı görmek, yapılan yardımları başa kakarcasına
dağıtmak ve gösteriş yapmak yapılan yardımları boşa çıkaracaktır. Biz Rabbimizin
bize ikram ettiğini ve fazlalığından bizlere bahşettiğini ihtiyaç sahiplerine
dağıtmaktayız. Yani biz Rabbimizin malını fakirlere ulaştırmaktayız. Vesile
olduğumuzu unutmayalım. Bizler birer vasıta değiliz.
Rabbimiz yaratmış olduğu bütün mahlukatını
rızıklandırmaya gücü yetendir. Bizlerin verecekleri şeylere muhtaç değildir.
Bizler zekatımızı ve sadakalarımızı vermeye muhtacız ve mecburuz. Yüce
Rabbimizin bizlere bildirdiği bir ayet ile vaazımızı sonlandıralım. Allah-u
Teala (c.c.) şöyle buyurmaktadır.
قَوْلٌ مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَا
أَذًى وَاللّهُ غَنِيٌّ حَلِيمٌ {} يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ
تُبْطِلُواْ
صَدَقَاتِكُم بِالْمَنِّ وَالأذَى كَالَّذِي يُنفِقُ مَالَهُ رِئَاء النَّاسِ
وَلاَ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ
عَلَيْهِ
تُرَابٌ فَأَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْداً لاَّ يَقْدِرُونَ عَلَى
شَيْءٍ مِّمَّا كَسَبُواْ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ
“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma
gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir,
halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret
gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse
gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın.
Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli
yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar
kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete
erdirmez.”
Yüce Rabbim yaptığımız ve yapacağımız tüm
ibadetlerimizi kabul eylesin. Fıtır sadakalarımızı ihtiyaç sahiplerine
ulaştırmayı bizlere nasip eylesin. Birlik ve beraberlik içerisinde bir hayat
geçirmeyi, fakirlerin ihtiyaçlarının giderildiği, bayramların sevinçle
geçirildiği, zengin fakir kaynaşmasının yaşandığı bir hayat göstersin. Allah’a
emanet olun. Geceniz mübarek olsun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|