|
Yüce Rabbimizin yaratmış olduğu biz kullara
rahmetinin bolca tecelli ettiği bağışlanmak için tövbede bulunanlar için tövbe
kapılarının açıldığı dualara icabet edildiği yeni bir kandil gecesine Miraç
Kandiline kavuşmuş bulunmaktayız. Bu sebeple bizi bu güne eriştiren Allah-u
Tealaya hamd ediyoruz.
Miraç kandili Recep ayının 27. gecesidir.
Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. Hz. Peygamber bir gece
Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş
onu Burak adlı, -bizce mahiyeti bilinmeyen- bir binite bindirerek, önce
Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş, oradan da göklere yükseltmiş
“Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. Hz. Peygamber bu makamı
da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir.
Bu gece Sevgili Peygamberimiz şahsında “Miraç
Mucizesi” olarak gerçekleşen, İsra ve Mirac olarak iki bölümden oluşan olayın
ortak adıdır. İsra, gece yürüyüşünün yani Peygamber Efendimizin bir gece Mescid-i
Haramdan Mescid-i Aksaya gidişinin, Miraç ise Efendimizin Mescid-i Aksa’dan
semaya yükselişinin adıdır.
İsra olayı Kur’an-ı Kerimde Miraç olayı ise
Sevgili Peygamberimizin hadislerinde bizlere şöyle bildirilmektedir.
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ
إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ
آيَاتِنَا إِنَّهُ
هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye
kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz
Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla
işitendir, hakkıyla görendir.
Sevgili Peygamberimizin birçok hadisinde Miraç hususu
bizlere aktarılmıştır. Bu hadislerin en meşhuru ise şöyledir. Bir kerresinde ben
Beyt'in (yânı Ka'be'nin) yanında uyurla uyanık arası bir hâlde bulunuyordum".
Peygamber burada iki kişi arasındaki adamı (kasdederek) zikretti ve şöyle devam
etti; "Derken bana içine hikmet ve imân doldurulmuş altından bir tas getirildi.
Göğüsten karnın alt tarafına kadar yarıldı. Sonra karın Zemzem suyu ile
yıkandı. Sonra hikmet ve îmân ile dolduruldu. Ve bana katırdan küçük, eşekten
büyük beyaz bir hayvan getirildi ki, o Burak'tır. Akabinde ben Cibril'in
beraberinde gittim. Nihayet alt semâya vardık.
— Kim o? denildi.
— Cibril'dir, dedi.
— Yanındaki kimdir? denildi. Cibril tarafından:
— Muhammed'dir, diye cevap verildi.
— Ona buraya gelsin diye (da'vet) gönderildi mi? diye
soruldu. Cibril:
— Evet, dedi.
— Merhaba gelen Zât'a Bu gelen kişinin gelişi ne
güzeldir! denildi. Hadis-i Şerifin devamında Efendimiz Rabbimiz tarafından
gönderilmiş olan Peygamberlerle buluştuğunu dile getirmiş, namazın farz
kılınışını bizlere aktarmıştır.
Miraç hadisesinde Sevgili Peygamberimize O’nun
vesilesi ile bizlere çok büyük müjdeler verilmiştir. Bu müjdeler ve bu
müjdelerin mahiyetleri şöyledir. İlk olarak verilen ve ümit var olmamıza ve
imanımıza sahip olmamızın ne denli önemli olduğunu vurgulayan müjde “Hz.
Peygamberin ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların Cennete gireceği” dir.
Müslüman hayta düşebilir, günahlar içinde olabilir, asla imani konularda inkara
gitmemeli Allah’ın emir ve yasakları inkar etmemelidir. Çünkü günahı işlemek
günahı, günahı inkar etmek inkarı gerektirir.
Müminler için bir başka önemli müjde namazdır.
Namaz müminler için bir göz aydınlığıdır. Müminlerin günahlarını silen onları
fuhşiyata düşmekten koruyan bir ibadettir namaz. Namaz kulu Allah’a yaklaştıran,
müminin miracıdır. Namaz sevenin sevdiğiyle buluşma vaktidir. Namaz kulun
kendisini Allah’a arz etme zamanıdır. Namaz ile kalbimiz nurlanır, gönlümüz
şenlenir, muhabbetimiz derinleşir, imanımızın lezzetini alır hataların bizlere
vermiş olduğu hoşnutsuzluğu gideririz. Yüce Rabbimizin bizlere bildirmesiyle
namazın ehemmiyetini şöyle anlamalıyız. “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana
vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı
hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük
ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.”
Müminler için bir başka müjde Bakara süresinin
son iki ayetidir. Yüce Rabbimiz bizlere şöyle buyurmaktadır. “Peygamber,
Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri;
Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle
dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de
dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda
dönüş yalnız sanadır. Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü
kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır.
(Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu
tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey
Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla,
bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
Bakara süresinin son iki ayetinde iman esasları
ve nasıl iman edeceğizin sırrı açılanmakla beraber inananlara kaldırılamayacak
zorlukların yüklenmeyeceği beyan edilmektedir. Ayrıca müminler için dualar
öğretilmektedir. Mekke döneminde müşriklerin inananlara karşı şiddetlerini
artırdığı bir dönemde gelen bütün bu müjdeler hem Peygamberimize hem de
inananlara destek olmuştur. Bu sebeple Miraç hadisesi ve miraç hadisesinde
verilenler sadece dünde değil bu günde inanalar için bir umuttur.
Miraç hadisesinden bizlere birçok önemli
hususlar çıkmaktadır. Bu hususları şu başlıklar altında zikredebiliriz.
1.Miraç hadisesi gerçekleştiği zaman müşrikler
bu hadise sebebiyle Efendimiz için iftira kampanyası başlatmışlar ve böyle bir
hadisenin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı hususunda akıl yürütmüşler Efendimizi
yalancılıkla ve sihirbazlıkla suçlamışlardır. Oysaki Hz. Ebubekir Efendimiz bu
hadise kendisine aktarıldığı zaman “O ne demişse doğrudur” diyerek Sıddık
unvanını almıştır. İşte bizlerde Efendimiz hakkında bizlere aktarılan ve
aklımızla bazen idrak edemediğimiz şeyleri inkâr yoluna gitmeyelim. Efendimizden
bizlere aktarılanlar için Hz. Ebubekir gibi tasdik içinde olalım. Unutmayalım
ki, Hz. Allah’ın (c.c.) bizlerden razı olmasının ve bizleri sevmesinin yolu Hz.
Peygamber (s.a.s.) Efendimize tabi olmak ve O’nun bizlere aktardığını kabul
etmekle mümkündür. Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyurmaktadır.
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ
فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ
غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki,
Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır,
çok merhamet edendir.”
2.Miraç hadisesi Efendimizin şahsında vuku
bulmuş bir mucizedir. O’nun ümmeti olarak Miraçta kendisine verilenlere tabi
olmakla bizlerde kendi miracımızı gerçekleştirebiliriz. Namaz günde beş vakit
Yüce Rabbimizle buluşma vaktimizdir. Secde anı Rabbimize en yakın olduğumuz
andır. Kadelerde okuduğumuz tahiyyat Efendimizin Miraç anını yaşama
zamanımızdır. Tahiyyat’ın anlamı şöyledir.
et- Tahiyyâtü lillahi:
Senâ, selam ve merhaba sana ey yüce
Allahım!
Ve's-salevâtü:
Niyaz, dua, yalvarış sana ey yüce Allahım!
Ve't-tayyibât:
Arınmışlığın ve güzelliğin en hoşusun.
Senden güzel, senden hoş ve arınmış olamaz.
es-Selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü
ve rahmetullâhi ve berekâtüh: Bu
selâm, rahmetim ve bereketim ilâvesiyle senin üzerine olsun ey sevgili
Peygamberimiz!
es-Selâmü aleynâ ve lâ
ibâdillahi's-sâlihin: Yâ
rabbi! Bu selâm bizim ve salih kullarının üzerine de olsun.
3.Miraç olayı bize Yüce Allah’ın desteğinin her
zaman inananların üzerinde olduğunun en önemli ispatadır. Miraç olayı
gerçekleşmeden önce Hz. Peygamber (s.a.s) Efendimizin eşi Hz. Atice Annemiz
vefat etmiş, Peygamberimizin Mekke’deki en büyük destekçisi Ebu Talip ölmüştür.
Mekke’deki müşrikler bu olayların neticesinde iyice cesaretlenmişlerdir. İşte
tam bu zamanda Miraç hadisesiyle Allah-u Teala kulunun destekçisi olduğunu ve
kendisinin desteğinin en büyük destek olduğu vurgulanmıştır. İşte nasıl ki,
Allah-u teala kulu Muhammed’i (s.a.s.) yalnız ve desteksiz bırakmadıysa bizleri
de öylece yalnız bırakmamıştır. Onu unutmadıkça Rabbimizin bizlere yardımı
tamdır. Onun sevgisi kalbimizde olduğu müddetçe O’nun da bize karşı rahmeti ve
bereketi, afv ve mağfireti boldur.
Kandil geceleri manevi iklimin en güzel şekilde
yaşanmaya başlandığı gecelerdir. Bu gecelerde bedenen ve ruhen canlılık arz
etmeliyiz. Bu gecelerde şu hususları yapmayı unutmayalım.
Öncelikle yapmış olduğumuz hataları gözden
geçirerek tövbe edelim. Allah-u Teala bu hususta şöyle buyurmaktadır. “Hepiniz
Allah’a tövbe edin, ey mü’minler! Belki böylece korktuğunuzdan kurtulur,
umduğunuzu elde edebilirsiniz.”
Bizlere hidayet rehberi olarak gönderilen,
gözümüzün nuru, kutsal kitabımız Kuran- Kerimi okumak bu geceye daha güzel bir
anlam katacaktır. Miraç ile Efendimiz nasıl ki, Rabbimiz ile buluşmuş ise
bizlerde Kuran okumak suretiyle miracımızı gerçekleştirelim. Faziletlerin en
büyüğü olan Kuran-ı Kerim’i bu gecemizde okumaya özen gösterelim. Çünkü Kuran
hem diriler hem de ölüler için bir rahmet ve mağfirettir.
Geçmiş günlerimizde kılamadığımız namazlarımız
var ise bu geceyi kaza namazıyla geçirelim. Hiç değilse, Bu Kandil Gecesinde en
az beş vakit (bir günlük) geçmiş namazlardan kaza edelim. Üzerimizde kaza borcu
yok ise nafile namaz kılalım. Böylelikle içinde bulunduğumuz mübarek Miraç
gecesini, bu feyizli, bereketli geceyi ibadetle ihya etmiş değerlendirmiş
oluruz.
Miraç gecesi ruhumuzu miraca erdirme gecesidir.
Bu gecede Anne ve babalarımızın hayatta ve
yanımızda ise ellerini öpmeli, onların hayır dualarını almalı, uzakta iseler bir
telefon açmak suretiyle bu feyizli gecede kendilerini memnun etmeye çaba
göstermeli, dualarıyla hayatımızı güzelleştirmeliyiz. Yakın ve uzak
akrabalarımızın, komşularımızın kandillerini kutlamak suretiyle birlik ve
beraberliğimizi pekiştirmeye özen gösterelim.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgililer
Sevgilisi Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) bu gecemizin misafiri
olmalıdır. Kendisine salat ve selam olsun. Her daim kendisine yapılan selama
karşılık veren Sevgili Peygamberimize bu gecede salat ve selamlar getirelim.
Müminler birbirlerinin kardeşleridir. Kardeşler
arasında küslük, dargınlık olması ise hoş olmayan bir durumdur. Bu sebeple Miraç
gecemizi hata yapmış ve gönlümüzü kırmış bile olsalar kardeşlerimizi affederek
daha bir aydınlatabiliriz.
Vaazımızı Kur’an-ı Kerimde İsra Süresinde bulunan, dünya ve ahretimizi
huzura ve mutluluğa kavuşturacak olan tavsiyeler ile sonlandırıyoruz. Yüce
Rabbimiz bizlere şöyle buyurmaktadır.
“-Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa
itilmiş olarak kalırsın.
-Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi
davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin
yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları
azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu
kanadını indir ve de ki: “Rabbim!, Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri
gibi sen de onlara acı.” Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi
kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.
-Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp
savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine
karşı çok nankörlük etmiştir. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için
onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. Eli sıkı
olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. Şüphesiz
Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten
kullarından haberdardır ve onları görmektedir.
-Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz
rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.
-Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir
yoldur.
-Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana
kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir.
Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine
yardım edilmiştir.
-Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın,
verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
-Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı,
sonuç bakımından daha güzeldir.
-Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak,
göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
-Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da
dağlara asla erişemezsin.
-Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir.
Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka
ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme
atılırsın.”
Yüce Rabbim miraç kandilimizi mübarek kılsın. Bu geceden istifade etmeyi
bizlere nasip etsin. Günahlarımızı, hatalarımızı, kusurlarımızı ve isyanlarımızı
bağışlasın. Dualarımızı, yaptığımız ve yapacağımız ibadetlerimizi makbul
eylesin. Bizi razı olan ve razı olunanlardan eylesin. Hakkı hak bilip hakka tabi
batılı batıl bilip batıdan kaçınanlardan eylesin. Devletimize dirlik milletimize
birlik nasip etsin. Bizleri bölmek isteyenlere fırsat vermesin. Ölülerimize
rahmet dirilerimize merhamet etsin.
Dualarımızın makbul olması temennisiyle, Miraç Kandilinizi tebrik ediyor,
kendimiz ailemiz, vatanımız, milletimiz ve tüm ümmet-i Muhammed’e hayırlar
getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
Geceniz mübarek olsun. Allaha emanet olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet Ünal
Vaiz
|