 Ali ABAY
İl Müftü Yardımcısı
Afyonkarahisar
İSLAM'IN EVRENSELLİĞİ
Bazen iyi niyetli ve belki de bazen art niyetli
insanlar tarafından islamın evrenselliği, on beş asır evvel gelmiş olan bir
dinin (İslam’ın) bu günün ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamayacağı sorgulanır.
İslam’ı yeterince özümseyememiş bir takım
insanların da böyle bir sorgulama karşısında zihinleri karışabilmektedir.
Öyleyse durum nedir? İslam Dininin on beş asır evvel gelmiş olması bu günün
ihtiyaçlarının karşılanması anlamında bir noksanlık mı oluşturmaktadır?
Yukarıda zikredilen ayet meallerinden de
anlaşılacağı gibi, Cenab-ı Hak yeryüzüne “en şerefli bir varlık”(K.Kerim.Tin-4)
olarak getirdiği insanın hayatını en güzel şekilde yaşaması için de insanı
yaratıldığı günden bu güne kadar sürekli bir ölçü ile takviye etmiş,hayatını
belli bir disiplin içinde yaşamasını istemiştir.
İlk insanın ayrıca ilk peygamber olduğu
düşünüldüğünde bu gerçek daha iyi anlaşılır.Yeryüzünde bir tek insan bile olsa
Allah bu insanın yaratılış amacı doğrultusunda bir hayat yaşamasını
istemektedir.Bir başka ifadeyle ilk insandan son insana kadar bütün insanların
yaratanını bilmesi ve tanıması bunun da ötesinde yaratıcının koyduğu kurallara
uymasını istemektedir.Bu husus ta yine Yüce Kitabımız K.Kerim de açıkça ifade
edilmektedir.”Biz insanları ve cinleri ancak bize kulluk etmeleri için yarattık”
(K.Kerim Zariyat-56 )
Rahmetinin bir eseri olarak Cenab-ı Hak her
dönemde insan topluluklarına ilahi kurallar bildirmiş ve bu kurallara uyulmasını
istemiştir.Dünya hayatına zaten imtihan amaçlı getirilen insanın dünya hayatına
ilişkin olarak yaptıklarının karşılığı da ya sonsuz bir mükafat olarak, ya da
bir ceza olarak karşılık bulacaktır.İnsanlarında hiçbir zaman “benim bu
kurallardan haberim yoktu gibi bir mazereti olmayacaktır. Nitekim K.Kerimde bu
husus şöyle ifade edilir: “Biz hiçbir topluluğu uyarmadan azap edici
değiliz”(K.Kerim İsra-15)
İlahi mesajın ifade ettiği ve her birimizin de
tecrübe ettiği gibi dünya hayatının geçiciliği , ahiret hayatının ise ebedi
oluşu gerçeği karşısında insana düşen hayatını rasgele , ya da tesadüflere
bağlı olarak yaşaması değil,daha bilgili ve bilinçli olmasıdır.Gerek kendi
hayatını yaşarken ve gerekse çevresiyle olan ilişkilerinde uyacağı kurallar
olduğunu bilmesi ve bu kurallar çerçevesinde hayatını anlamlandırması ve
yaşaması kendisinden beklenen davranış biçimi olacaktır.
Sonuç olarak; Günlük hayatımızın çok değişik
rüzgarlarla örselendiği günümüzde karşılaştığımız her olay esnasında veya bizden
beklenen bir tavır karşısında başta ifade edilen A,Kerimelere de uygun olarak
meseleyi Allah’a ve Peygamberine götürmek “Allah ve Rasülü bu konuda ne der?”
diye sorarak ve yine onların hakemliğine tam bir teslimiyetle razı olarak bizden
beklenen, Allah ve Rasulünün bizden razı olacağı bir hayatı yaşayabiliriz.
|