|
Vehbi AKŞİT
Kütahya Kur’an Kursları Müdürü
Amel Defteri ve Karne
Amel Defteri:
İnsanların dünyada benimsedikleri inançlar ile yaptıkları amellerin kayıtlı
bulunduğu ve ahirette kendilerine verileceği bildirilen defter (kitap) veya
mahşerde hesabın görülmesinden sonra sahibinin durumunu açıklayan belgedir.
Karne:
Her dersten öğrencilerin aldıkları not durumlarını gösterir belge. Lazım olduğu
zaman koparılarak kullanılan küçük belge. Memurların tedavi oldukları zaman,
yapılan işlemin kaydedildiği belge, sağlık karnesi gibi.
Kur’an’da, kitap ve suhuf
adıyla zikredilen amel defterine kitabu’l-a’mal, sahifetu’l-a’mal da denir.
Kur’an’da insanın dünyada yaptığı amellerin kıyamet günü açılmış bir kitapta
kendisine gösterileceği ve herkesten kendi kitabını okumasının isteneceği
belirtilmektedir.
Kiramen Katibin, hafaza,
rakib, atıd adlarıyla anılan meleklerin yazıp kaydettiği
bu kitap insanın, hak-batıl, yalan-doğru, hayır-şer, iyi-kötü bütün inanç,
düşünce, söz ve davranışlarını kapsayacaktır.
Her yıl eğitim ve öğretime
başlayan öğrencilere birinci ve ikinci dönemin sonunda, aldıkları not
durumlarını, başarılı-başarısız olduklarını gösteren karne verilmektedir.
Öğrenci velileri, anne ve babaları çocukların aldıkları karnelere bakarak
derslerinde başarılı olup olmadığını anlar.
Amel defterleri, okuma-yazma
bilmese dahi Allah’ın vereceği bir yetenekle herkes tarafından okunabilecektir.
Amel defterleri cennetliklere sağdan, cehennemliklere soldan veya arkadan
verilecektir. Defteri sağdan verilenler Kur’an’da ashabu’l-yemin, soldan ve
arkadan verilenler ashabu’ş-şimal diye anılır.
Defterin sağ taraftan verilmesi bir müjde, soldan veya arkadan verilmesi ise bir
azap işareti olacaktır.
Dünyada ise amel defteri
olarak düşünebileceğimiz karneler, öğrencilere yılda iki defa verilmektedir.
Karne verilirken sağdan, soldan veya arkadan verilmemekle beraber, karneyi
alanlar, ders notlarını gördükleri zaman bunun iyiye veya kötüye işaret olup
olmadığı gayet iyi anlamaktadırlar.
Kur’an-ı Kerim’de, insanın
dünya hayatındaki didinmeleri sona erip Rabbine kavuştuğunda şayet kitabı sağ
eline verilenlerden ise hesabının kolay olacağı ve mutlu bir hayatı hak edeceği,
kitabı arkadan verilenlerden ise alevli ateşe atılacağı bildirilmiştir.
Karne verilirken kimi
öğrencilerin yüzleri gülmekte, başarılarını süsleyen teşekkür veya takdir
belgesi ile sevincini yaşarken, zayıfı olan öğrenciler ise üzüntülü ve mahcup
bir halde olmaktadırlar.
Amel defterini sağdan alan
“yüzleri parlak zümre” sevinip umduğuna kavuşacak, soldan alan “bedbaht zümre”
ise başına gelecek felaketi anlayarak yok olmayı isteyecektir.
Evet, ahirette bizlere
verilecek olan amel defterine benzer bir belgeyi çocuklarımız bizlere yılda iki
defa getirmektedir. O karneye bakarken acaba basit bir belge olarak mı
bakıyoruz. Yoksa ahirette bizlere de sağımızdan, solumuzdan veya arkamızdan
verilecek olan amel defteri ile bir bağlantı kurabiliyor muyuz?
Bugün derslerinde zayıf alan
bir oğlumuzu, kızımızı azarlarken, derslerine çalışmadığı, oyuna dalıp
derslerini ihmal ettiği için, ödevlerini yapmadığı için azarlarken; karneye
bakıp da kızarken acaba aklımıza şunlar gelmiyor mu?
“Bir gün bu karne gibi bana
da bir karne, amel kitabı, defteri verilecek. Yapmış olduğum her şeyin yazılı
olduğu, kayıtlı olduğu bir amel defteri... Büyük-küçük ne varsa, ne yaptım ise
her şeyin, zerre miktarına kadar iyilik veya kötülüğün yazılı olduğu bir amel
defteri... Ben çocuğumu zayıf aldı diye azarlarken, derslerine çalışmadı diye
kızarken, Allah Teala da “Kulum! Sana o kadar nimet verdim. Mal, mülk, evlat,
servet verdim. Niçin bana kulluk etmedin? Ben sana beş vakit kılmayı emrettim.
Sen ise günde beş defa okunan ezanlara kulak vermedin, derse ben ne cevap
veririm? Beni azarlayıp, cehennemine koyarsa ben ne yaparım?”
Çocuğumuzun karnesine
bakarken, biraz da ahireti, hesabı, mizanı, sırat köprüsünü, mahşeri düşünelim.
Bakın o zaman ruhen ve bedenen kendinizi nasıl daha rahat hissedeceksiniz? Daha
evvel, alelade bir belge olarak baktığınız, iyi olduğu zaman, teşekkür aldığı,
takdir aldığı zaman sevindiğiniz, öğündüğünüz o karne size çok şeyler
anlatacaktır. Çocuğunuz kötü bir karne getirdiği zaman bile, Allah Teala’nın
eşsiz merhametini düşünerek, acıyarak çocuğunuza güzel tavsiyelerde
bulunacaksınız. Halbuki bu tavsiyelerin öncelikle kendinize lazım olduğunu asla
unutmayacaksınız. Böylece daha amel defteri açılmadan, kendinize gerekli olan
dersi alacak, hayatınıza bir çeki düzen vereceksiniz.
Karneye bakarken, amel
defterinizde yazılı olan şeyleri görecek ve gayr-i ihtiyari olarak “Ben
yapmadım...” diyeceksiniz. Fussilet suresinde; kulakların, gözlerin ve derilerin,
Yasin suresinde de kıyamet günü ağızların mühürlenip ellerin ve ayakların
insanın işlediği fiiller şahitlik yapacağını bildirmesi
amel defteriyle ilgili olarak Allah Teala’nın kıyamet sahnelerinden bizi
haberdar ettiğini göstermektedir.
Bizleri bu dünyaya
hangimizin daha iyi iş yapacağını, hangimizin daha iyi bir kul olacağını tesbit
için ölümü ve hayatı yaratan Allah (C.C.),
bizlerin karnesini, amel defterini görevlendirdiği melekler tarafından
yazdırmaktadır.
Kur’an’da zikredilen kitap
ve suhufun insan ömrünün muhasebesinin yazılı bulunduğu defter anlamını ifade
ettiği gibi, bir çok müfessir tarafından da kişinin hesabının görüldüğünü
bildiren bir belge anlamına gelebileceği belirtilmiştir. Ehl-i sünnet alimleri
amel defterlerinin bilinemeyeceği, bu dünyadaki defterlere de benzetilemeyeceği
görüşündedirler.
Teşbihte hata olmaz, derler.
Bir nebze de olsa, dünyadan misal getirerek, ahireti hatırlayabildiysek ne
mutlu...
Artık karnelere bir başka
gözle bakarız inşaallah...
|