Cumartesi, 19 Ağustos 2017

Nice fetihler yaşandı. Nice kumandanlar tarih sayfalarında yerlerini aldı. İstanbul’un fethi, bu fetih hadiselerinin en önemlilerinden lbiridir. Bu fethi gerçekleştiren komutan ne güzel komutan bu fethi gerçekleştiren ordu ne güzel ordudur. Bugün İstanbul’un fethini kutluyoruz. Asırlar geçmesine rağmen bu fetih daha çok diri, asırlar geçmesine rağmen Fatih Sultan Mehmet daha çok genç.

İstanbul’un fethi sadece bir şehrin fethedilmesi değildir.

İstanbul’un fethi gönüllerin fethedilmesidir. Mehmedi Fatih yapan bir şehrin fethedilmesi değildi, binlerce insanın gönlünün fethedilmesiydi. Yoksa kolay kolay gerçekleşebilir miydi fetih. Yoksa kolay kolay Mehmet olur muydu Fatih. Bugün siz kıymetli cemaatimizle fethin anlamını idrak etmeye çalışacağız. Mehmedi Fatih yapan, fethi anlamlandıran asıl mevzu üzerinde durmaya çalışacağız.

Bir çağı kapatan bir çağı açan fethin adıdır İstanbul’un Fethi.

21 yaşında Peygamberinin müjdesine nail olmak için hazırlıklarını yapan bir Mehmet’in Fatih olmasının destanıdır İstanbul’un fethi. İslam Dininin o eşsiz güzelliğinin, adaletinin, din ve vicdan özgürlüğünün bütün insanlığa yansımasının adıdır İstanbul’un fethi. Gönül dünyalarının fethedilmesidir İstanbul’un Fethi.

Hz. Peygamber bir müjde verdi.

 

لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ

 

"İstanbul fethedilecektir. Onu fethedecek olan kumandan ne güzel kumandan ve onun ordusu ne güzel ordudur."[1] Sevgili Peygamberimizin bu müjdesiyle İstanbul’u fethetmek artık mukaddes bir ideal halini aldı. Bu müjde üzerine Ashap Mekke’den kalkıp İstanbul önlerine geldi. Bugün Eyüp’te metfun olan Eyüp el-Ensari bize bunu göstermektedir. Kimler İstanbul’u fethetmek istemedi ki.

Tarih sayfalarında birçok kez İstanbul fethedilmek istenmiştir.

--M.S 626 İranlılar ve Avar Türkleri ortak
--M.S 665 Emevi Halifesi Muaviye
--M.S 667 Emevi Halifesi Muaviye
--M.S 672 Emevi Halifesi Muaviye
--M.S 712 Emevi Halifesi I.Velid
--M.S 722 Emevi Halifesi I.Velid (Yalnızca Galata Limanı alınmış,Arap Camii inşa edilmiştir.)
--M.S 782 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
--M.S 854 Abbasi Halifesi Mütevekkil
--M.S 864 Ruslar
--M.S 869 Abbasi Halifesi Mütevekkil
--M.S 936 Ruslar
--M.S 959 Macarlar
--M.S 970 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)
--M.S 1203 Latinler (Latinler İstanbul'u 1261'e kadar ellerinde tuttular.)
--M.S 1302 Venedikliler
--M.S 1348 Cenovalılar
--M.S 1391-1396 Osmanlı Padişahı I.Bayazid (Şehir İstanbul'da bir Türk Mahallesi kurulması isteğine karşı çıkılması üzerine ablukaya alınmıştır.)
--M.S 1412 Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi
--M.S 1422 Osmanlı Padişahı II.Murat

--M.S 1437 Cenovalılar

Fethin gerçekleşmesi için önce azmetmek gerekiyordu.

Hz. Peygamber müjde verdi. Bütün Müslümanlar bu müjdeye nail olmak istedi. Hz. Peygamber bir müjde verdi. Genç bir hükümdar karar verdi. “Ya İstanbul O’nun olmalıydı, ya da O İstanbul’un”. Bir Mehmet karar verdi. Çünkü karar vermek bir işin yarısıydı. Yüce Rabbimizde öyle buyurmuştu.

فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ

“Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”[2] Bir Mehmet azmetti. Bir Mehmet tevekkül etti. Üzerine düşen bütün vazifeleri yerine getirdi. Çünkü tevekkül bunu gerektiriyordu. Eğer boğaza zincirler çekilmiş ve boğaza girilmesi mümkün değil, karadan gemiler yürütülmesi gerekiyor ise yürütülmeliydi. Öyle yapıldı. Surlar inşa edilmesi gerekiyor ise inşa edilmeliydi. Öyle yapıldı. Surları yıkacak teknik yok ise geliştirilmeliydi. Çağ açıp çağ kapatan toplar dökülmeliydi. Mehmet fatih olması gerekiyor ise, atını denize sürmeliydi, sürdü de. Ulubatlı hasanlar bayrağı dikmesi gereken yere kadar canını vermemesi gerekiyor ise vermemeliydi, vermedi de. Tarihteki en son İstanbul kuşatması yapılmalıydı. Bu kuşatmadan sonra bir daha İstanbul kuşatılmamalıydı. Hazırlıklar ona göre yapılmalıydı. Yapıldı da. Bir işe azmetmenin azmettikten sonra tevekkül etmenin en güzel göstergesidir İstanbul’un fethi. Nasıl azmetmek gerekir? Nasıl tevekkül etmek gerekir? Sorusuna cevap arayanların cevabı İstanbul’un fethinde saklıdır.

 

Osmanlı Devletinin kurulmasıyla beraber hükümdarlığa geçen padişahların İstanbul’u fethetme hareketlerine başvurması bize, Osmanlı Devletinin İstanbul”u fethetmeyi İlahi bir vaat olarak gördüklerinin en büyük delilidir. Bu sebeple 1391’de Sultan Yıldırım Bayezid Han (1386-1402), şehri kuşattı. Abluka şeklinde devam eden bu kuşatma, İstanbul’da bir Türk garnizonu, mahallesi, cami, mahkeme kurulması ve kadı (hakim) bulundurulması ile her sene on bin altın haraç verilmesi şartıyla kaldırıldı. Yıldırım Bayezid Hanın son kuşatması, 1400’de başlayıp, Timur Han'ın (1370-1405) Osmanlı hududuna girmesiyle son buldu. 1411’de Şehzade Musa Çelebi’nin şiddetli hücum ve top ateşleriyle başlayan İstanbul kuşatması, Bizans entrikası neticesinde kaldırıldı. 1422 yılında Osmanlı Sultanı İkinci Murad Han (1421-1451) tarafından dört ay kadar süren çok şiddetli taarruzların yapıldığı kuşatmada, her türlü savaş taktiği ve zamanın teknik imkânları kullanıldı. İstanbul’un son kuşatması Fatih Sultan Mehmed Han tarafından, 1453’te yapıldı.

Fatih olabilmek için önce eğitim gerekmekteydi.

Nitekim öyle oldu. Mehmet çocukluğundan itibaren devrin en büyük âlimlerinin önünde diz çöküp manevî bir terbiye aldı. Milli ve manevi değerler ışığında yetişti. Fetih ruhunu ortaya çıkaran en önemli özelliğin başında beklide bu gelmekteydi. Fatih olabilmek için çağın gereksinimleri iyi tespit edilmeliydi. Mehmet’te öyle yaptı. Fetih öncesi Bizans’ın en önemli kuvvet ve ikmal yolu olan deniz yolunu, Osmanlı kontrolü altına almak maksadıyla; Anadolu Hisarının karşısına keşfini bizzat kendisinin yaptığı Rumeli (Boğazkesen) Hisarının yapımını başlattı. Anadolu Hisarı da tamir edilip, top yerleştirildi. Hisar’ın, kulelerinin, kapı ve mazgallarının mevkileri, Mehmed Han tarafından tespit edilip, Çandarlı Halil, Zağanos ve Saruca paşaların, masrafını karşıladığı kuleler yapıldı. Hisarlarda büyük gedikler açmak için o zamana kadar eşine rastlanmamış toplar döküldü. Donanmanın halice girmesi gerekliliğinin farkında olan Mehmet Tophâne-Kumbaracı Yokuşu-Tepebaşı-Asmalı Mescid-Kasımpaşa istikametinden gemilerini yürüterek yine o zamana kadar eşine rastlanmamış bir planla gemilerini halice indirdi. Mehmet İstanbul’u fethetmek istiyordu ve bunu başardı. Mehmet İstanbul’u fethetti. Fatih oldu. Fethin ruhunu ortaya koydu.

Fethin ruhunu yansıtan bir başka unsur ise Fatihin ordusuydu.

Sevgili Peygamberimiz hadislerinde “İstanbul’u fetheden komutan ne güzel komutandır” diye överken “O’nu fetheden orduda ne güzel ordudur” diyerek orduya da atıf yapmakta idi. Bu sebeple Fatihsiz fetih olmayacağı gibi ordusuz Fatihte olamaz idi. Ulubatlı Hasanda simgeleşmiş bir ordu vardı Mehmet’in emrinde. Aslında hepsi birer Mehmet idi. Hepsi birer Fatih oldu.

Akşemsettinler olmadan Fetihler gerçekleştirilemez.

Fethin bir başka ruhu ise fetihten sonra ortaya çıkmaktadır. Fethi gerçekleştiren asıl unsur unutulmamalıdır. Mehmet’i yetiştiren ve Fatih yapan asıl unsur unutulmamalıydı. Unutulmadı da. Mehmet Fatih olurken kendisini yetiştirenle beraber şehre girdi. Yanında Akşemsettin vardı. Şems olmadan Mevlana'dan bahsedemeyiz. Tabtuk Emre olmadan Yunus Emre olmadan bahsedemeyiz. Hacı Bayramı Veli  olmadan Akşemsettinden, Akşemsettin olmadan Fatihten bahsedemeyiz. Rabbimiz bizlere takva sahibi olmamızı ve sadıklarla beraber olmamızı emretmektedir. Tevbe süresi 119. ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor.

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

 

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”

 

İnsana değer vermeden Mehmetler de Fatih olamaz.

Fethin bir başka ruhunu bir olayla anlayalım. Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’ya gidip iki rekat şükür namazı kıldıktan sonra Yerlere kapanan ahâli, rahip ve eski Ortodoks patriğini gördü. Bu halde onları görünce kendilerine şöyle bir hitapta bulundu. “Kalkınız! Ben Sultan Mehmed, sana ve bütün ahâliye söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda, benim gazabımdan korkmayınız” Fatihi fatih yapan en önemli ilke İnsana verilen değer değil miydi? Kim olursa olsun, hangi dine inanırsa inansın İnsan kıymetliydi. Çünkü Yaratan tarafından yaratılmış idi.

İstanbul’un fethiyle birçok önemli iç ve dış gelişmeler yaşanmıştır.

O zamana kadar sadece bir devlet olan Osmanlı, artık bir İmparatorluk haline gelmişti.

Anadolu ve Balkanlar arasındaki geçişlerde bir engel olan Bizans yıkılmış, arada engel kalmamıştı.

Birçok kere Osmanlı şehzadelerini ve Avrupa ülkelerini kışkırtan Bizans artık bunu yapamayacaktı.

Müslüman dünyasında Osmanlı Devleti daha saygın bir hale gelmişti.

Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed'in hadis-i şerifindeki o kumandan, Fatih Sultan Mehmed olmuş ve peygamberinin övgüsünü almıştı.

Avrupa ve Balkan devletlerinin Osmanlı'yı Balkanlar'dan atma çabaları sonuçsuz kalmıştı.

İstanbul'dan İtalya'ya kaçan sanatkârlar ve bilim adamları, rönesans ve reform hareketlerini hızlandırmışlardı.

Dünyanın en büyük imparatorluklarından olan Doğu Roma İmparatorluğu tamamen yok olmuştu.

Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ başlamıştı.

Ticaret yollarının birer birer Türklerin eline geçmesi Avrupalıları yeni ticaret yolları bulmaya zorladı ve coğrafi keşifler ortaya çıktı.

Bu fetih bir nevî Avrupa'nın (İngiltere'nin) Amerika kıtasını keşfinin yolunu açmıştır. Zirâ bu keşifle ticaret yolları kapanan Avrupalılar başka yollar bulmak zorundaydılar. Bu keşif buna bir vesile olmuştur.

İstanbul’un fethi tarihi bir hikaye değildir.

İstanbul’un fethi, Müslüman Milletimizin en önemli nişanelerinden biridir. İnsanlara zulmedilmemiştir. Yaşlılara, kadınlara, din adamlarına asla dokunulmamıştır. Hiçbir İbadethane yıkılmamıştır. Her insan özgürce inandığını yaşama fırsatı bulmuştur. Birlik ve beraberlik içerisinde olunduğu müddetçe hiçbir topun sindiremeyeceği o günlerde ortaya çıkmıştır. Biz bu ruhu asırlarca yaşadık, bu ruhu yaşamaya devam ediyoruz. Nitekim dün Çanakkale’de bu ruh yeniden ortaya çıkmadı mı? Kurtuluş savaşını gerçekleştiren bu ruh değil miydi? Biz biriz. Biz beraberiz. Birimiz bin eder. Binimiz bir ederiz. Dünde böyleydi bugünde böyle olacaktır.

İstanbul'un Fethini gerçekleştiren şuurun temeli birlik ve beraberliktir. Al-i İmran süresi 103. ayette Rabbimiz birlik be beraberliğin önemine şöyle vurgu yapılmaktadır.

 

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

 

"Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz."

 

İnşallah, hiçbir şey bizim birlik ve beraberliğimize sekte vuramayacaktır. Biz geçmişten getirdiğimiz kültürümüzü yaşadığımız müddetçe, milli ve manevi değerlerimize sahip çıktığımız müddetçe bu vatan toprağına hiçbir namahrem eli değmeyecektir.

Gün İstanbul'un fethinin şuurunu bugüne aktarma günüdür.

Geliniz! Mehmet olabilmek için eğitime önem verelim.

Geliniz! Ülkemizi muasır medeniyetler seviseyine çıkarmak için Manevi değerlerimize önem verelim. Çocuklarımıza manevi eğitimi vermenin yollarını gözetelim. Okulların kapanıp Yaz Kur'an Kurslarının başlayacağı şu zaman dilimlerinde çocuklarımızı camiyle buluşturalım.

Geliniz! Akşemsettinler etrafında toplanalım. Allah'ın dostlarını baş tacı edelim. Sadıklarla beraber olalım. 

Geliniz! İstanbul'un fethini gerçekleştiren sırra birlik ve beraberlik ruhuna yeniden sarılalım. Özellikle memleketimizde, Ümmet-i Muhammed'in yaşam bulduğu coğrafyalarda insanları birbirlerine düşürmeye çalışanlara fırsat vermeyelim.

Geliniz! İnsana değer verelim. Kim olduğuna bakmayalım.

Vaazımızı Arif Nihat Asya’nın kaleme aldığı şu şiirle sonlandırıyoruz.

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bu kitaplar Fatih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan'dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır!..

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!..

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Yüce Rabbim İstanbul'un fethinin şuuruna varmayı, İstanbul'un fethini gerçekleştiren unsurları hayatımıza aktararak birlik beraberlik içerisinde Ülkemize hizmet edebilmeyi bizlere nasip eylesin. Allah'a emanet olun. Cumanız mübarek olsun.

 

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Uzman Vaiz



[1] El-Hâkim, el-Müstedrek, 4:422

[2] Al-i İmran, 3/159