|
Manevi
hayatımızın şekillenmesinde, iyiye doğru yol almada, dünyayı anlamlandırmada,
ahrete daha iyi hazırlanmada en temel sevgi Allah sevgidir. Nitekim imanımızın
temelini, ibadetlerimizin makbul olmasını, ahlakımızın güzelleşmesini hep O’nun
sevgisiyle gerçekleştiririz. Her şeyin özünde asıl olan Sevgi değil midir?
İbrahim Ethem’e birisi gelir ve kendisine “Ben Allah’tan korkmak değil, O’nu
sevmek istiyorum” diye söyleyince İbrahim Ethem “Sevgiden büyük korkumu olur
diye” cevap vermiş. Öyle değil midir? Sevgiden büyük korkumu olur.
Eşimizi
seviyor isek onun kırılmaması için çaba gösteririz. Çocuklarımızı seviyor isek
onlara sıkıntılar gelmemesi için kol-kanat gereriz. Ana-babamızı seviyor isek
onlara olan şefkatimiz daha fazladır. Ağacı seven ona zarar gelmesini ister mi?
Onu yakar mı hiç. Suyu seven onun tükenmesine sebep olur mu? Doğayı seven ona
zarar verir mi? Daha nice sorular ve daha nice cevaplar. Elbette seven sevdiğine
zarar gelmesini istemediği gibi, sevdiğinin kendisinden gücenmesine asla rıza
göstermez.
Yaratanı
seven yaratılanı sever. Yaratanı seven yaratılanı hoş görür. Yaratanı seven
O’nun Peygamberlerini, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’i
sever. Allah’ı (c.c.) seven O’nun gönderdiği kitapları, son kitabı Kur’an-ı
Kerimi sever ve O’nu son kutsal kitap olarak kabul eder. Yaratanı seven O’nun
emirlerini sever ve onlara dâhil olur. O’nun yasaklarının kendisi açısından kötü
olduğunu bilir ve onlardan uzak kalır. Yaratanı seven ibadetlerini üşene üşene
yapmaz. İbadetleri Yaratana ulaşmada birer vesile bilir.
Bugünkü
vaazımızda Kur’an-ı Kerimden ayetleri aktarmak suretiyle Rabbimizin kimleri
sevdiğini ve kimleri sevmediğini sizlerle paylaşmak isterim. Böylelikle nasıl
davranışlar içerisinde olmamız gerektiğini daha iyi kavramış olacağız.
Rabbimizin sevgisini kazanma yollarını iyi anlayacağız.
فَإِن فَاءتْ
فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَأَقْسِطُوا إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ
الْمُقْسِطِينَ
“…Eğer
(Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara)
adaletli davranın. Çünkü Allah, âdaletli davrananları sever.”(Hucurat, 49/9)
تَقُمْ فِيهِ أَبَداً لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى التَّقْوَى مِنْ أَوَّلِ
يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُواْ
وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّرِينَ
“… İlk
günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit
(Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi
seven adamlar vardır. Allah da tertemiz onları sever.”(Tevbe, 9/108)
بَلَى مَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ وَاتَّقَى فَإِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
“Hayır!
(Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı
gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.”(Al-i İmran, 3/76)
فَآتَاهُمُ اللّهُ
ثَوَابَ الدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ الآخِرَةِ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
“Allah da
onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah güzel
davrananları sever.”( Al-i İmran, 3/148)
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ
اللّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظّاً غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنفَضُّواْ مِنْ
حَوْلِكَ
فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا
عَزَمْتَ
فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ
“Allah’ın
rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli
olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet.
Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere
de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven).
Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”( Al-i İmran, 3/159)
وَكَأَيِّن مِّن نَّبِيٍّ قَاتَلَ مَعَهُ
رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُواْ لِمَا أَصَابَهُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَمَا
ضَعُفُواْ
وَمَا اسْتَكَانُواْ وَاللّهُ يُحِبُّ الصَّابِرِينَ
“Nice
peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar
Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun
eğmediler. Allah sabredenleri sever.”( Al-i İmran, 3/146)
إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
“…Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.”(Bakara,
2/222)
إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
“Allah
(haksızlıktan) sakınanları sever. (Tevbe, 9/4)”
لِكَيْلَا
تَأْسَوْا عَلَى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَا آتَاكُمْ وَاللَّهُ
لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ
“(Allah
bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle
şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen
kimseleri sevmez.” (Hadid, 57/23)
لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِن فَضْلِهِ إِنَّهُ لَا
يُحِبُّ
الْكَافِرِينَ
“Zira
Allah, iman edip iyi işler yapanlara kendi lütfundan karşılık verecektir.
Şüphesiz O, kâfirleri sevmez.” (Rum30/45)
وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآخِرَةَ وَلَا تَنسَ
نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَأَحْسِن كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ
وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ
“Allah'ın
sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da
nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et.
Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.”
(Kasas 28/77)
إِنَّ قَارُونَ كَانَ مِن قَوْمِ مُوسَى فَبَغَى
عَلَيْهِمْ وَآتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَا إِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُوءُ
بِالْعُصْبَةِ
أُولِي الْقُوَّةِ إِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ إِنَّ اللَّهَ لَا
يُحِبُّ الْفَرِحِينَ
“Karun,
Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler
vermiştik ki, anahtarlarını güçlükuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona
şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.” (28/76)
وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن
قَوْمٍ خِيَانَةً فَانبِذْ إِلَيْهِمْ عَلَى سَوَاء إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ
الخَائِنِينَ
“(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de (onlarla
yaptığın ahdi) aynı şekilde bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri
sevmez.” (Enfal8/58)
يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ
وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ
“Ey Adem
oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat
israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf, 7/31)
ادْعُواْ رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً
وَخُفْيَةً إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
“Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları
sevmez.” (Araf, 7/55)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ
لاَ تُحَرِّمُواْ طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللّهُ لَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ
اللّهَ
لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
“Ey iman
edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram
kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.” (Maide, 5/87)
وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئاً وَبِالْوَالِدَيْنِ
إِحْسَاناً وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ
ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ
وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن
كَانَ مُخْتَالاً فَخُوراً
“Allah'a
ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere,
yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin
altında bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah
kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.” (Nisa, 4/36)
وَلاَ تُجَادِلْ
عَنِ الَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ
خَوَّاناً أَثِيماً
“Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş
günahkârları sevmez.” (Nisa, 4/107)
وَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُواْ
الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الظَّالِمِينَ
“İman
edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını eksiksiz
verecektir. Allah zalimleri sevmez.” (Al-i İmran, 3/57)
وَقَاتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ
وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبِّ الْمُعْتَدِينَ
“Size
karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin,
çünkü Allah aşırıları sevmez.” (Bakara, 2/190)
Bir başka
unutmamamız gereken husus ise şudur. Hz. Peygamber Efendimize (s.a.s) uymak Yüce
Rabbimizin sevgisini kazandırmaktadır. Ayrıca Peygamberimize itaat Rabbimize
itaat anlamına gelmektedir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır.
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ
فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ
غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“De ki:
“Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı
bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Ali İmran,
3/31)
مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ
َلَيْهِمْ حَفِيظاً
“Kim
peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse (bilsin ki)
biz seni onlara bekçi göndermedik.” (Nisa, 4/80)
Seven
sevdiğine itaat etmeli. Seven Sevdiğine tabi olmalı. Seven Sevdiğinin
isteklerine yerine getirmeli, sakındırdıklarından kaçınmalı. Seven Sevdiğini
razı etmeye çalışmalı. Sevilen Allan olunca O’nun isteklerini yerine getirmek,
yasaklarından kaçmak en büyük vazifemiz olmalı değil mi?
Yüce
Rabbim bizleri sevsin. Kendi sevdikleriyle beraber olmayı, Sevgili
Peygamberimize itaat etmeyi nasip etsin. Sevdiği amellerle meşgul olmayı
sevmediği şeylerden sakınmayı nasip etsin. Geceniz mübarek olsun. Allah’a emanet
olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|