|
Soru:
Halk arasında mübarek gecelerde (Kadir,Miraç gibi,Cuma geceleri bayram geceleri
gibi) ölenler ile Kutsal mekanlarda (Mekke,medine gibi) ölen insanların Allah'ın
sevgili kuluymuş şeklinde ifadeler kullanılır ve Allah her insana böyle ölüm
versin diye de dua edilir. Bu ifadelerin Dinimizdeki yeri nedir?
Cevap:
Ölüm, yaratılan varlıkların yaşam bulduğu yerden ayrılışını ifade eden bir
kavramdır. Yaşadığımız dünyamızdan bir başka aleme yani ahiret hayatına geçişin
adıdır. Bu manada ölüm bir yok oluş değil başka bir alemde yeniden bir
varoluştur ve ebedi hayatın başlangıcıdır.
Öncelikle kişiyi ölümle karşılaştıran ecel
kavramını iyi anlamamız gerekmektedir. Çünkü ecel kavramı bilinmeden sorunuzun
cevabı daha iyi anlaşılamayacaktır.
Sözlükte “mutlak vakit, belirlenmiş zaman veya
muayyen bir müddetin sonu” gibi anlamlara gelen ecel, dinî literatürde, Allah
tarafından her canlı için önceden takdir edilen hayat süresi ve bu sürenin sonu
olan ölüm vakti demektir.
Her ferdin ve toplumun bir eceli vardır. Ecel tek olup
Allah'ın kazâ ve kaderiyledir. İnsanları dirilten, rızıklandıran ve öldüren
Allah olduğundan, eceli belirleyen de O'dur. "Aranızda ölümü takdir eden
biziz..." (el-Vâkıa 56/60) âyeti bu hususu ortaya koymaktadır. Başka bir ayette
"Allah eceli geldiğinde hiçbir kimse için erteleme yapmaz..." (Münâfikun 63/11).
buyrulmaktadır.
Kişinin hangi günde, nerede ve nasıl öleceğini yalnız
Yüce Allah bilmektedir. Bu sebeple ölümün nerde ve nasıl olduğuna bakmak yerine
ölüm anına ne hazırladığımıza bakmakta fayda vardır. Hadis olduğu Alimlerce
tartışılan ama konumuzu izah etmede bize faydalı olacak şu sözü hatırlamakta
fayda var. “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.” Bu nedenle yaşadığımız hayatın
getireceği güzellikler veya hatalar nasıl öleceğimizi belirleyecektir. Nasıl
öleceğimizden maksat ise; nerede öleceğimiz değildir, imanımızla mı yoksa
imansız mı öleceğiz anlamındadır. Çünkü “Allah eceli geldiğinde hiç kimsenin
ölümünü ertelememektedir.” (Münafikun, 63/11)
Ecelin geleceği vakit Yüce Rabbimiz tarafından
bilinmektedir. Bu sebeple ölüm gününün, Efendimiz tarafından bildirilen ve İslam
Dininde önemli kabul edilen gün ve gecelere denk gelmesi kişinin iyi ve kötü
insan olduğu anlamında düşünülmemelidir. Şu günde ölene iyi, diğer günlerde
ölene kötü demek bize yakışan davranış şekli değildir. Çünkü gaybı bilen
Allah’tır. Biz ise zahire göre hüküm verebiliriz. Şu husus ta elbette göz ardı
edilmemelidir; Belki, bu günlerde vefat edenler inşallah bu günlerin hürmetine
ölüm anını biraz rahat geçirebilirler.
Kur’an-ı Kerim’de ayetler iyi incelendiği vakit,
ölümünün vaktinden ziyade ölümle karşılaşan insanların durumu yani, kemiyet
(sayı) değil, keyfiyet (durum) insanlara hatırlatılmaktadır. İlgili ayetler
şöyledir. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size!
Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. (Nahl, 16/32)
Melekler, kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın
azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. (Enfal, 8/50)
Yüce Rabbimiz kuran-ı Kerim’de Mekke’yi mübarek
kıldığını, kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğunu, cumanın kutsallığını
bizlere bildirmiş, Sevgili Peygamberimiz ise Pazartesi ve Perşembe günlerinde
yüce Allah’ın kullarını affettiğini dile getirmiş, kandil geceleri olarak
adlandırdığımız o günlerin mübarekliğine işaret etmiştir. Bu günler elbette
önemli günler, o yerler elbette mübarek yerlerdir. Bu günlerde, bu yerlerde
yapılan duaların önemine işaret edilmektedir. Ama şu hususta unutulmamalıdır ki;
yerlerin, mekanların, günlerin, ayların yılların hepsi Allah’a aittir. Bir yere
kutsiyet atfetmekte yine O’na aittir. Hangi zaman diliminde ölünmesi değil nasıl
ölünmesi önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.
Allah’ın en sevgili kulları kendinden hakkıyla
sakınanlardır. Emirlerini layıkıyla yerine getiren yasaklarından layıkıyla
kaçınan insan için ölüm günü, Mevlana’nın ifadesiyle Şeb-i Aruz (düğün
günü)’dür, sevenin sevgiliye kavuştuğu gündür. Böyle güzel bir ölüm ise hangi
günde hangi yerde olursa olsun değerlidir. Allah’ın istekleri yerine
getirilmediği müddetçe kişi nerde ve ne zaman ölürse ölsün azaba uğratılacak
kişi için durum değişmeyecektir.
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|