|
İnsanları birbirlerine bağlayan milli ve manevi değerler vardır. Bu değerler bir
milletin olmazsa olmazlarındandır. Bu değerlere sahip olmak ve bağlı kalmakla
bir bütün oluşturulmuş olur. İşte bu değerlerin biride, manevi değerlerimiz
arasında zikrettiğimiz ezandır. Ezan, sözlükte "bildirmek, duyurmak, çağrıda
bulunmak, ilan etmek" anlamlarına gelen ezan, dinî bir terim olarak, farz
namazlarının vaktinin girdiğini belli sözlerle ve özel bir şekilde ilan etmek,
bildirmek demektir. Ezan sünnet-i müekked olmakla birlikte, Müslümanlığın şiarı
haline gelmiştir. Ezan aracılığıyla halka hem namaz vaktinin girdiği ilan
edilmekte, hem de Allâh'ın büyüklüğü, Peygamberimizin O'nun kulu ve elçisi
olduğu ve namazın kurtuluş yolu olduğu ilan edilmektedir.(1)
Hicretin birinci yılında, Peygamberimiz
Aleyhisselamın mescidi yapıldıktan sonra, Müslümanların kendilerini namaza
toplayacak birşey düşündükleri ve içlerinden bazılarının boru, bazılarının da
çan çalınması teklifinde bulundukları, Peygamberimiz Aleyhisselamın ise bunların
hiçbirisini benimsemediği sırada idi ki, Ensardan Abdullah b.Zeyd b. Abdi
Rabbih'e, rüyasında ezan gösterildi.
Abdullah b. Zeyd, Peygamberimiz Aleyhisselamın yanına
gidip, rüyasını anlattı:
"Yâ Rasûlallah! Bu gece uyurken, elinde bir çan
taşıyan, üzerinde altlı üstlü iki parça yeşil elbise bulunan bir adam yanıma
çıkageldi. Ona:
'Ey Allah'ın kulu! Bu çanı bana satmaz mısın?' dedim.
Bana:
'Onu ne yapacaksın?' diye sordu.
Ona:
'Halkı onunla namaza çağıracağız!' dedim.
Bana:
'Ben sana bundan daha hayırlısını göstersem olmaz
mı?' dedi
'Olur! Göster! Nedir o dedim .
Bana:
'Allâhu ekber! Allâhu ekber!
Allâhu ekber! Allâhu ekber!
Eşhedü en lâ ilahe illallah!
Eşhedü en lâ ilahe illallah!
Eşhedü enne Muhammederresûlullah!
Eşhedü enne Muhammederresûlullah!
Hayye alessalah!
Hayye alessalah!
Hayye alelfelah!
Hayye alelfelah!
Allâhu ekber! Allâhu ekber!
Lâ ilahe illallah! dersin' dedikten sonra, benden
biraz uzaklaştı, sonra da:
'Namaza kalkacağın sırada da:
'Allâhu ekber! Allâhu ekber!
Eşhedü en lâ ilahe illallah!
Eşhedü enne Muhammederresûlullah!
Hayye alessalah!
Hayye alessalah!
Kad kametissalah!
Kad kametissalah
Allâhu ekber!
Allâhu ekber!' dersin dedi."
Abdullah b. Zeyd der ki:
"Sabaha çıktığım zaman, Resûlullah Aleyhisselamın
yanına gittim.
Rüyada gördüğümü, kendisine haber verdim.
'İnşaallah, bu rüya hak ve gerçektir buyurdu.
'Bilal ile kalk da, gördüğünü ona telkin et, ezberlet
de, ezanı o okusun! Çünkü, onun sesi seninkinden daha yüksek, daha gürdür!
buyurdu.
Bilal ile kalktım. Ben ona telkin etmeye başladım, o
da okumaya başladı." Peygamberimiz Aleyhisselama bu hususta vahiy de gelmişti.
Hz. Ömer evinde bulunduğu sırada Bilal-i Habeşî'nin
okuduğu ezanı işitir işitmez ridasını sürüyerek Peygamberimiz Aleyhisselamın
yanına gelip:
"Ey Allah'ın Peygamberi! Seni hak dinle gönderen
Allah'a yemin ederim ki, onun (Abdullah b. Zeyd'in) gördüğü şeyin tıpkısını ben
de görmüştüm!" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam, Allah'a hamd ettikten sonra:
"Vahiy seni geçti!" buyurdu.(2)
Kur’an-ı Kerim insanların namaza çağrıldığına vurgu
yapmaktadır. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ
فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن
كُنتُمْ
تَعْلَمُونَ
“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı
yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer
bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (3)
وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى الصَّلاَةِ اتَّخَذُوهَا هُزُواً وَلَعِباً ذَلِكَ
بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ
لاَّ يَعْقِلُونَ
“Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence
yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum
olmalarındandır.” (4)
Sevgili Peygamberimizden ezanın önemi, ezanı okuyan müezzinlere müjdeleri
hakkında birçok hadisler bizlere ulaşmıştır. Vaazımızın bu kısmında bu hadisleri
beraberce anlamaya çalışalım.
إِذا سمِعْتُمُ النِّداءَ فَقُولُوا مِثْلَ ما يَقُولُ ، ثُمَّ صَلُّوا علَيَّ ،
فَإِنَّهُ مَنْ صَلَّى علَيَّ صَلاةً صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ بِهَا عشْراً ، ثُمَّ
سلُوا اللَّه لي الْوسِيلَةَ ، فَإِنَّهَا مَنزِلَةٌ في الجنَّةِ لا تَنْبَغِي
إِلاَّ لعَبْدٍ منْ عِباد اللَّه وَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَنَا هُو ، فَمنْ سَأَل
ليَ الْوسِيلَة حَلَّتْ لَهُ الشَّفاعَةُ
“Ezanı
işittiğiniz zaman, müezzinin söylediklerinin aynısını siz de söyleyin. Sonra
bana salâvat getirin. Çünkü bir kimse bana bir defa salâvat getirirse, Allah
buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan vesîleyi
isteyin. Çünkü vesîle, cennette Allah’ın kullarından bir tek kuluna lâyık olan
bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Benim için vesîleyi isteyen
kimseye şefatim vâcip olur.” (5)
إِذا نُودِي بالصَّلاةِ ، أَدْبرَ الشيْطَانُ و لهُ ضُرَاطٌ حتَّى لا يسْمع
التَّأْذِينَ ، فَإِذا قُضِيَ النِّداءُ أَقْبَل ، حتَّى إِذا ثُوِّبَ للصَّلاةِ
أَدْبَر ، حَتَّى إِذا قُضِيَ التَّثْويِبُ أَقْبلَ ، حَتَّى يخْطِر بَيْنَ المرْءِ
ونَفْسِهِ يقُولُ : اذْكُرْ كَذا ، واذكُرْ كذا لمَا لَمْ يذْكُرْ منْ قَبْلُ
حَتَّى يظَلَّ الرَّجُلُ مَا يدرَي كَمْ صلَّى
“Namaz
için ezan okunduğu zaman, şeytan ezanı duymamak için arkasını dönüp yellenerek
kaçar. Ezan bitince tekrar geri gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını
dönüp kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına sokulur ve
ona: Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla diyerek, namazdan önce aklında
olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede insan kaç rek’at namaz kıldığını bilemez
olur.”(6)
Ezan okuyan müezzinler için ise şöyle müjdeler verilmektedir.
المُؤذِّنُونَ أَطْولُ النَّاسِ أعْنَاقاً يوْمَ القِيامةِ
“Kıyamet günü boyunları en uzun olanlar müezzinlerdir” (7)
Ebu Said el-Hudri’den rivayet edildiğine göre Efendimizin şöyle dediğini
işitmiş.
“Ben senin koyunu ve kır hayatını sevdiğini görüyorum. Koyunlar arasında veya
kırda iken, namaz için ezan okuduğunda sesini iyice yükselt. Çünkü müezzinin
sesinin ulaştığı yere kadarki alanda olup da onu işiten cin, insan ve her
varlık, kıyamet gününde ezan okuyanın lehine şahitlik yaparlar.”(8)
Efendimiz (s.a.s.) ezan işitildiği zaman dua etmemizi istemektedir. Bu dua
neticesinde ise Güzeller güzelinin şefaatine nail olmak var. Ne güzel ve ne
büyük bir müjdedir bu.
من
قَال حِين يسْمعُ النِّداءَ : اللَّهُمَّ رَبَّ هذِهِ الدَّعوةِ التَّامَّةِ ،
والصَّلاةِ الْقَائِمةِ، آت مُحَمَّداً الْوسِيلَةَ ، والْفَضَيِلَة، وابْعثْهُ
مقَامًا محْمُوداً الَّذي وعَدْتَه ، حلَّتْ لَهُ شَفَاعتي يوْم الْقِيامِة
“Kim
ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım!
Muhammed’e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda
ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur.” (9)
Bir diğer hadiste ise, Ezan okunduğu zaman onun lafızlarını söyleyerek, bu
lafızlarn doğruluğuna şahitlik edenin ise geçmiş günahlarının affedileceği
müjdelenmektedir.
مَنْ قَال حِينَ يسْمعُ المُؤذِّنَ : أَشْهَد أَنْ لا إِله إِلاَّ اللَّه وحْدهُ لا
شَريك لهُ ، وَأَنَّ مُحمَّداً عبْدُهُ وَرسُولُهُ ، رضِيتُ بِاللَّهِ ربًّا ،
وبمُحَمَّدٍ رَسُولاً ، وبالإِسْلامِ دِينًا ، غُفِر لَهُ ذَنْبُهُ
“Kim
müezzini işittiği zaman: Tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilâh
olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve resûlü olduğuna şahitlik ederim. Rab
olarak Allah’tan, resûl olarak Muhammed’den, din olarak İslâm’dan razı oldum,
derse, o kimsenin günahları bağışlanır.” (10)
Ezan ile namaz kılmak için okunulan kamet arasında yapılacak duaların ise makbul
olduğu müjdesi şöyle aktarılmaktadır.
الدُّعَاءُ لا يُردُّ بين الأَذانِ والإِقامةِ
“Ezan
ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez.” (11)
Bazı semboller vardır ki, o semboller kişilerin inançlarını gösterir.
Hıristiyanlıkta Çan bir semboldür. Hıristiyanlıkta farklı bir uygulama
olmamıştır. Hıristiyanlıkta nasıl ki çan bir sembol ise ve kendisinden o dine
mensup olanlar vazgeçmiyor ise, İslam Dininde de ezan bir semboldür ve
kendisinden hiçbir inanan asla vazgeçmek istemeyecektir. Çünkü her nereye
yolculuk yapılırsa yapılsın ezan sesi duyulduğu zaman, orada Müslümanların
olduğu bilinir. Bu haliyle ezan Müslümanlığın genel şiarı haline gelmiştir. Ezan
hüküm olarak vaktin sünneti olsa bile, artık kendisinden vazgeçilemez farzlar
mertebesine ulaşmıştır. Hem lafzi hem de manası yönüyle her İnananın belleğine
kazınmış durumdadır.
Ezan bir ilandır, bir duyurudur. Ezan duyulduğu zaman “burada bir cami var
demek” akla gelir. Ezan vaktin ilanıdır. İşitildiği zaman namaz vakti geldiği
anlaşılır. Böylece Müslüman hangi yere yolculuk yaparsa yapsın, ezanlar
sebebiyle namazlarını vaktinde kılar.
Kur’an-ı Kerimin gönderiliş dili Arapçadır. Bu durumun elbette birçok hikmeti
vardır. Ancak Kur’an Arapça indirildi diye sadece o millete ait değildir. Kur’an
hepimizin kabul ettiği kutsal kitaptır. Bu durum aynen ezan içinde geçerlidir.
Ezan lafızları Arapça olabilir. Ancak ezan, sadece Arap’a ait değildir.(12)
Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana hiçbir üstünlüğü yoktur.
İnanalar kardeştirler ve bu kardeşlik bağlarını güçlendiren unsurların biri de
ezandır.
Birlik ve beraberliğimizi destekleyici o kadar çok unsur var ki. Yeter ki bir ve
beraber olmak isteyelim. Yeter ki, bizi ayırmak isteyenlere fırsat vermeyelim.
Ezanı şerifi birde bu açıdan düşünmenizi istirham ediyorum. Bu gecede ezanı
şerifin, Ramazanın, namazın birleştiriciliğinden istifade edelim. Ayrılmayalım.
Ayrılığın hepimiz açısından felaket olduğunu unutmayalım. Geceniz mübarek
olsun. Allah’a emanet olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
1. Dini Kavramlar Sözlüğü, DİB yayınları, “Ezan” bahsi
2. İslam Tarihi, M. Asım Köksal.
3. Cuma, 62/9
4. Maide, 5/58
5. Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1039
6. Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1038
7.
Müslim, Salât 14.
8.
Buhârî, Ezân 5,
9.
Buhârî, Ezân 8
10. Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1042
11. Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1043
12. Örneklerle Peygamberimiz, Prof. Dr. Abdurrahim ÇETİN, s. 129
|