|
İnsan hayatında yapılan işler İslam dininin
ilkeleriyle uyuşup uyuşmaması yönünden iki kısım olarak incelenebilir. Dinin
yapılmasını emrettiği veya tavsiye ettiği, iyi, doğru, faydalı ve savap
kazanmaya vesile olan işler sâlih amel olarak, yapılması yasaklanan veya hoş
karşılanmayan kötü, yanlış, zararlı ve günaha yol açan ameller gayri sâlih
ameller olarak değerlendirilmiştir. Fıkıh açısından ele alındığında sâlih amel
derken farz, vacip, sünnet, müstehap veya mendup olan fiiller anlaşılırken,
haram, mekruh ve müfsit olan fiiller ise gayri amel-i sâlih fiilleri ifade
etmektedir.
Sâlih ameller işleyenler dünya mutluluğunu elde
ettikleri gibi ahiret mutluluğu olan cenneti de elde edeceklerdir. Çünkü Yüce
Rabbimiz böyle buyurmaktadır. Allah-u Tealanın istemiş olduğu, Sevgili
Peygamberimizin de hayatına aktarmış olduğu güzel işleri yapmamız bize ahiret
saadetini getirecektir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’in değişik birçok ayetinde
bu hususu şöyle vurgulamaktadır.
وَمَن
يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتَ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ
فَأُوْلَـئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلاَ يُظْلَمُونَ نَقِيراً
“Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim
sâlih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir ‘çekirdeğin
sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.”
“İman edip sâlih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından
ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her
yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara,
(dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır
ve onlar orada süresiz kalacaklardır.”
“ İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı
verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur
ve onlar mahzun olmayacaklardır.”
Kur’an-ı Kerim’de ayetleri incelediğimiz zaman
karşımıza çıkan bir başka husus ise şudur. Peygamberlerin ve kutsal kitapların
gönderilişindeki hikmetlerden biri olarak “insanların iyi işleri yapıp, kötü
işlerden uzak kalması” karşımıza çıkmaktadır. İlgili ayetlerde şöyle
buyrulmaktadır.
إِنَّ هَـذَا الْقُرْآنَ يِهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ
الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْراً كَبِيراً
“Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür
ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.”
“De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (Ne var ki) bana, 'Sizin ilah'ınız
ancak bir tek ilâhtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı
bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
“(Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak,
sâlih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir
mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak
için dosdoğru bir kitap kıldı.”
Yüce Allah biz kullarını uyarmakta, dünya
hayatının ve içerisinde verilenlerin geçiciliğine vurgu yapmakta, onlara
aldanılmamasını tavsiye etmekte ve geçici dünya malına aldanıp, sâlih amel
işlemeyenlerin sonunu hüsranlık olduğunu bizlere bildirmektedir. Kur’an-ı
kerimde bu hususlarla ilgili bildirilen ayetler şöyledir.
الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَالْبَاقِيَاتُ
الصَّالِحَاتُ
خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَاباً وَخَيْرٌ أَمَلاً
“Mallar
ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak sâlih ameller ise, Rabbinin
katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.”
“Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını
arzu edenler, "Keşke Kârûn'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz)
olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.”
“ Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran
şeylerdir! Ancak iman edip sâlih amel işleyenler başka. İşte onlar için
işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven
içindedirler.”
İyiye ulaşmak, razı olunan bir hayat elde etmek
ve nihayetinde iyi bir ölümle karşılaşmak, iyelerle haşrolmak hep sabırla elde
edilebilecektir. Çünkü bu hayat insan için çok zorlu yaratılmıştır. Bu
zorluluğun üstesinden gelmenin en önemli yolu yine sabırdan geçmektedir. Yüce
Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır. “Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise,
"Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat
daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.”
Sâlih amel yapmak sadece yeterli değildir. Sâlih
amel yapmakla beraber, sâlih ameli süsleyecek olan kişinin güzel ahlaklı
olmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de bildirilen bir ayet-i kerime sâlih ameli
yükseltecek olanın güzel sözler olduğu şöyle bildirilmektedir. “Her kim şan ve
şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler
ancak ona yükselir. Sâlih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak
yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa
çıkar.”
Bu hususu ifade ederken Yunus Emre’nin şu dörtlüğünü de hatırlamakta fayda var.
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
Sâlih amel işlememenin sonu ise hüsranlıktır.
“Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte
olduğumuzdan başka ameller, sâlih ameller işleyelim" diye bağrışırlar. (Onlara
şöyle denilir:) "Sizi, düşünüp ögüt alacak kimsenin düşünüp ögüt alabilecegi
kadar yaşatmadik mi? Size uyarici da gelmişti. Öyle ise tadin azabi. Çünkü
zalimler için hiçbir yardimci yoktur.”
Kur’an-ı Kerim’de sâlih amellerin geçmiş olduğu
ayetleri incelediğimizde bir başka husus dikkatten kaçmamaktadır. Oda iman
etmenin hemen akabinde sâlih amel zikredilmesidir. Yani iman etmek kişinin
yapması gereken en ilk unsurdur. Bununla beraber imanın gereği olan iyi işleri
yerine getirmesi de gerekir. Kur’an-ı Kerimde bildirilen ayetlerden bir kaçı
şöyledir. “İman edenler ve sâlih amellerde bulunanlar da, Rableri onları
imanları dolayısıyla altından ırmaklar akan, nimetlerle donatılmış cennetlere
yöneltip-iletir (hidayet eder).”
“İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar, orada süresiz
kalacaklardır.”
“İman edip salih amellerde bulunanların ecirleri eksiksiz ödenecektir. Allah,
zalim olanları sevmez.”
Tövbe etmek isteyenler, yapmış oldukları hatalardan dolayı tövbe ettikten sonra ameli- salihe yani iye işlere yönelmeleri gerekir. Çünkü
Kur’an-ı kerim’de birçok ayette tövbe edildikten sonra iman ve sâlih ameller
yapılması istenmiş, böyle yapanların affa uğrayacağı müjdelenmiştir. Ayetlerde
bildirilen müjdeler şöyledir.
وَإِنِّي لَغَفَّارٌ لِّمَن تَابَ
وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحاً ثُمَّ اهْتَدَى
“Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, sâlih
amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım.”
“Ancak tevbe eden, iman eden ve sâlih amellerde bulunup davranan başka; işte
onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok
esirgeyendir.”
“Kim tevbe eder ve sâlih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi)
kabul edilmiş olarak Allah'a döner.”
Hatalara düşen, günahlar içerisinde boğuşan kardeşlerimize kapılar kapanmış
değildir. Yüce Rabbimizin Tövbe kapısı her daim açıktır. Yeter ki o kapıdan
içeri girsin ve Yaratının isteklerini yerine getirmeye çalışsın.
Sâlih ameller işleyenlere bir başka müjde ise
dünyevidir. İman edip Yüce Allah’ın istemiş olduğu iyi işleri yerine getirenler
için dünya nimetlerinden de verileceği şöyle müjdelenmektedir. Allah, içinizden
iman edenlere ve sâlih amellerde bulunanlara va'detmiştir: “Hiç şüphesiz
onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde
‘güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini
kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra
güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi
ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır.”
Yaratanımız bir ayette şöyle buyurmaktadır.
“İman edip sâlih amellerde bulunanlar ise; elbette onları sâlihlerin arasına
katacağız.”
Ayetten anladığımız ölçüde Sâlih amellerle meşgul olunması kişinin iyiler
arasına katılmasına bir vesiledir. İyilerle beraber olmak ise bir fırsattır.
Çünkü seven sevdiğiyle beraber haşrolacak, iyilerle beraber olan sâlih ameller
işleyenleri sevenler ise onlarla beraber mahşer meydanında diriltilecektir. Bu
sebeple iyi işler yapmanın bize bir başka getirisi ise iyi insanlarla beraber
olmamızdır.
Kur’an-ı Kerim’de sâlih amelin bir başka yönü
ise şöyle vurgulanmaktadır. “İman edip sâlih amellerde bulunanlar ise; biz
şüphesiz onların kötülüklerini örteceğiz ve şüphesiz yaptıklarının en güzeliyle
karşılık vereceğiz.”
Ayet bize iyi işlerle meşgul olan kişilerin Yüce Allah tarafından hatalarının
örtüleceği müjdesini vermektedir. bu durumda bizim için çok büyük bir nimettir.
Sevgili Peygamberimizin bizlere aktarmış olduğu şu hadisleri de bu başlık
altında daha iyi anlayabiliriz. Çünkü hadislerde yapılan sâlih amellerin
günahları nasıl örttüğü örnekleri verilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s) aktarılan
hadislerden birkaçını örnek verelim. “Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra
Allah’ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah’ın evlerinden birine
giderse, attığı adımlardan her biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da
onu bir derece yükseltir.”
“Büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe, beş vakit namaz ile iki cuma,
aralarında işlenen küçük günahlara keffârettir.”
Dünyada sâlih amel işlemeyenler ahirette çok
pişman olacaktır. Pişmanlığını gizleyemeyecek Rabbine şöyle söyleyecektir.
Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz,
gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, sâlih bir
amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye
yalvaracakları zamanı) bir görsen.”
“İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka
sâlih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt
alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı)
tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur.”
Allah-u Teala sâlih ameller işlememiz için dua
etmemizi bildirmektedir. İlgili ayette şöyle buyrulmaktadır. Biz insana, ‘anne
ve babasına' iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve
onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz
aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki:
"Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın
sâlih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver.
Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben Müslümanlardanım.”
Kur’an-ı Kerim dünya ve ahiret hüsranlığına
ulaşmamanın yolu olarak iman, sâlih amel, sabrın ve hakkın tavsiye edilmesini
istemektedir. Asr süresinde şöyle buyrulmaktadır. “Asra yemin ederim ki, İnsan
gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip sâlih amellerde bulunanlar,
birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.”
Sâlih amel işleyenler Kur’anın ifadesiyle
yaratılmışların en hayırlısıdır. Yine Kur’anın ifadesiyle sâlih amel
işleyenlerden Allah razı olmuştur. Allah’ın razı olmasından dolayı sâlih amel
işleyenlerde Allah’tan razı olmuşlardır. “Şüphesiz, iman edip, sâlih ameller
işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. Rableri katında
onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn
cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı
olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.”
Bu müjde ise bir insan için en ulvi noktadır. Allah’ın sevgisini kazanmak dünya
ve ahirette elde edilebilecek her şeyden üstündür.
Salih amellerle ilgili özellikle kur’an-ı
kerim’den birçok ayeti kerimeyi sizlere aktararak izah etmeye çalıştığımız
konumuzu Sevgili Peygamberimizden (s.a.s.) bizlere aktarılan bir hadisle
bitiriyoruz. Efendimiz şöyle buyuruyor. “Helâl belli, haram da bellidir. İkisi
arasında (helâl mı, haram mı belli olmayan bir takım) şüpheli şeyler vardır ki,
çok kimseler bunları bilmezler. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa, ırzını da,
dînini de tertemiz tutmuş olur. Her kim şüpheli şeylere dalarsa, (içine girmek
yasak olan) koruluk etrafında davarlarını otlatan bir çoban gibi, çok sürmez
içeriye dalabilir. Haberiniz olsun, her devlet başkanının kendine mahsûs bir
koruluğu olur. Gözünüzü açın; Allah'ın yeryüzündeki koruluğu da haram ettiği
şeylerdir. Haberiniz olsun ki, bedenin içinde bir lokmacık et parçası vardır ki
iyi olursa bütün beden iyi olur; bozuk olursa bütün beden bozulur. İşte o(et
parçası)kalptir”
Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimizin bizlere bildirmiş oldukları ve Sevgili
Peygamberimizin hayatına yansıtmış olduğu helaller ve haramlar İslam Diniyle
ortaya konmuştur. Bu manada salih ameller ve salih olmayan ameller tam anlamıyla
bilinip idrak edilebilecek haldedir. Bunun haricinde şüpheli olan şeyler vardır
ki, bu şüpheli şeylerden uzak kalmak ise bize fayda sağlamaktadır.
Yüce Rabbim İslam Dinimizin bizlere emrettiği
helalleri işlemek suretiyle salih ameller işlemeyi, yasak kapsamına alınıp haram
ve mekruh olarak hükme bağlanan fiilleri işlememeyi nasip etsin. Bu vesile Kendi
rızasına uygun davranışlar sergilemeyi, iyi işlerle meşgul olup, iyi kimselerle
olmayı, dünyadan iyi şekilde ayrılmayı, ardımızdan iyi nesiller bırakmayı,
iyilerle mahşer meydanında toplanmayı, Efendimiz (s.a.s.) ile beraber Cennete
girmeyi hepimize nasip etsin.
Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|