|
İslâm dini birlik ve beraberliğe büyük önem vermiştir.
Günde beş vakit namazın bir arada eda edilmesinin teşvik edilmesi, haftada bir
cuma namazının ve senede iki kez olan bayram namazlarının topluca kılınmasının
gerekli görülmesi, müminlerin görüşüp halleşmelerine, birbirleriyle
yardımlaşmalarına vesile olmak gibi bir anlam taşımaktadır. Bu bakımdan cemaatle
namaz esprisi, oluşturulmak istenen birlik ruhunun hem bir göstergesi ve hem de
o birlik ruhunun sağlamlaştırıcısı ve devam ettiricisi olmaktadır.
Hz. Peygamber cemaatle namazı teşvik sadedinde
cemaatle kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş
derece daha faziletli olduğunu belirtmiştir. İlgili hadiste şöyle buyrulmaktadır.
Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı
namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra
sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir
derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini
bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona: Allahım! Ona
rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse
namazı beklediği sürece namazda imiş gibidir.”
Peygamber Efendimiz hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında ise
cemaate katılarak Ebû Bekir'in arkasında namaz kılmıştır.
Cemaatle kılınan namazın fazileti tek başına kılınan
namazın faziletinden daha üstün olduğu Ebû Hüreyre'den rivayet edilen bir
hadiste şöyle bildirilmektedir. "İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön
safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde
kılmanın sevabını bilselerdi bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah
namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle
kılmaya gelirlerdi"
Bir başka hadiste de "Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar
namaz kılmış sevabını alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa bütün geceyi
namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır"
buyurmuşlardır.
Namaz için camiye gidildiği zaman günahlar silinmekte
ve sevaplar çoğalmaktadır. Bu hususu Efendimiz bizlere şöyle bildirmektedir.
“Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah’ın farzlarından bir farzı
yerine getirmek için Allah’ın evlerinden birine giderse, attığı adımlardan her
biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da onu bir derece yükseltir.”
Cemaatle Namazın Hükmü
Cemaat fazileti her ne kadar bir kişiyle de olabilir
ve hâne halkıyla dahi cemaatle namaz kılınabilirse de bu, camiye çıkmanın ve
daha kalabalık bir cemaatte bulunmanın sevabına denk olmaz. Farz namazların cami
ve mescitlerde cemaatle kılınışı İslâm dininin bir sembolü ve şiarı olduğu için
bunun terk ve tatil edilmesi asla câiz görülemez.
Cemaatin önemini gösteren çok sayıda hadis
bulunmaktadır. Bunlardan birinde Hz. Peygamber "Üç kişi bir köyde veya sahrada
bulunur ve cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara hâkim olur. Öyleyse
cemaatten ayrılma. Çünkü kurt ancak sürüden ayrılan koyunu yer"
buyurmaktadır.
Cemaatle namaz kılmanın önemine dair bu ve benzeri
hadislerden ve ilgili âyetlerden hareketle Hanbelîler, cemaatle namaz kılmanın
erkekler için farz-ı ayın, Şâfiîler de farz-ı kifâye olduğunu söylemişlerdir.
Hanefî ve Mâlikîler'e göre ise, cuma namazı dışındaki farz namazları cemaatle
kılmak, gücü yeten erkekler için müekked sünnettir. Kadınların, hastaların, çok
yaşlı kimselerin ve kötürümlerin ise cemaatle namaz kılmak için mescide gitmesi
gerekmez. Hanefî ve Şâfiîler'e göre, cemaatin en az sayısı imam ve ona uyan
olmak üzere iki kişidir. Hatta uyan kişi çocuk da olabilir.
Hz. Peygamber’in hadislerini incelediğimiz zaman şunu
görmekteyiz: Efendimiz kadınların cemaate katılmak istemeleri halinde cemaate
katılabileceklerini bildirmiş, bununla beraber evlerinde kılacakları namazın
kendileri için daha faziletli olduğu hususunu vurgulamıştır. Bu hususlarla
ilgili hadisleri sizlerle paylaşmak isterim. "Kadınların mescidlere gitmesine
engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır"
Peygamber Efendimiz kadınların cemaate iştirak
ettikleri zaman koku sürmemelerini istemiştir. Hadis-i şerif şöyledir. "Kadınlar
cemaate katılmak istedikleri zaman, koku sürünmesinler"
Cemaate Gitmemek İçin Mazeret Sayılan Haller
Cemaate katılmamak şu durumlarda mubah olur:
1. Hastalık. Cemaatle namaza katılmamayı mubah kılan
mazeretlerin başında hastalık gelir. Hasta olan kişilerin camiye, mescide
gelmeleri, hastalık mikrobunun bulaşması riskini taşıması sebebiyle hem sağlık
açısından sakıncalıdır, hem de bu şekilde hasta olan kişiler sürekli olarak
öksürmek, burnu akmak, burnunu silmek gibi davranışlar göstereceğinden cemaate
katılan öteki kişilerin namazda olması gereken kalp huzurunu ve sükûnunu
bozarlar.
Bu bakımdan, hem kendilerini hem başkalarını rahatsız
edecek durumda bulunan kişilerin mescide gelmeyip, namazlarını tek başlarına
kılmaları daha uygundur. Hz. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle
buyurmaktadır. "Soğan veya sarımsak yiyen kimse evinde otursun, bizden ve
mescidimizden uzak dursun"
Hadis-i Şerif’te bildirilen yasağı soğan ve sarımsakla sınırlamamalı, cemaate
rahatsızlık verecek her şeyi bu yasak kapsamına almalıyız. Çünkü cemaate
verilecek rahatsızlık, ibadet yapılırken huşunun bozulmasına sebebiyet
verebilmektedir. Bu durum ise kul hakkını doğurmaktadır. Ayrıca cemaate
katıldığı takdirde hasta olması veya mevcut hastalığının artması ihtimali
bulunanlar da cemaate katılmayabilir. Yine ilgilenmek durumunda olduğu ve
yanından ayrıldığı takdirde durumunun kötüleşebileceğinden endişe ettiği bir
hastası bulunmak da bir mazerettir.
2. Korku. Mescide gittiği takdirde malına, canına veya
namusuna bir zarar gelmesinden korkan kimse de cemaate gitmemelidir. Hz.
Peygamber, korku ve hastalığı cemaate katılmamayı mâzur kılan sebepler arasında
saymıştır.
3. Olumsuz hava şartları. İnsanı meşakkate sokacak
derecede yağmur, çamur, şiddetli soğuk, kar, ayaz, şiddetli sıcak, zifiri
karanlık ve geceleyin şiddetli rüzgâr gibi hava şartları, vakit namazlarına
olduğu gibi cuma namazına katılmamak için de bir mazerettir.
4. Abdestin sıkışık durumda olması. Böyle bir kimsenin
cemaate katılması uygun değildir. Bu durum namazın huşû ve huzur içinde
yapılmasına engel olduğu için esasen bu durumda iken tek başına namaz kılmak da
mekruhtur. İnsanı, kalp huzurundan ve huşûdan alıkoyacak başka durumlar da aynı
hükümdedir.
Yolculuk hazırlığı yapmakta olma, karnın aç olup arzu
edilen bir yemeğin hazır olması gibi durumlarda da, gerekli iç huzurunun
sağlanması ihtimali zayıfladığından cemaate gidilmeyebilir.
5. Herkese veya toplum için yeterli olacak sayıda
kimseye farz olan ilmî araştırma ve eğitim öğretimle meşguliyet de cemaate
katılmamak için mazeret kabul edilmiştir. Fakat bilimsel çalışma yapan
kişilerin, cemaati büsbütün terk etmemesi ve mümkün oldukça cemaate katılması
uygun olur.
Ayrıca hazır bulunmalarını fırsat bilip, istifade
etmeyi arzuladığı kimseler ile ilmî ve dinî görüş alışverişinde bulunmak da bir
mazeret sayılır.
6. Bedenî ârızalar. Gözlerin görmemesi, kötürümlük,
düşkün ihtiyarlık gibi haller de cemaate gitmemeyi mubah kılar.
Cemaatle Namaz Kılmanın Âdâbı
Camiye giderken vakarlı olunması gerekir. Hem gösteriş
izlenimi vermemek için hem de vakarın bir gereği olarak koşmadan normal bir
şekilde yürünmesi uygun olur. Pek hoş olmamakla birlikte acele yürünebilir. En
iyisi, cemaate katılmanın hazırlığını daha önceden yapmak ve ona göre
davranmaktır. Müezzin kamet getirmeye başladığı veya namaza durulduğu sırada
camiye gelen kişi, vaktin sünneti de olsa hiçbir nâfile namaz kılmadan hemen
cemaate katılmalıdır. Bunun istisnası sadece sabah namazının sünnetidir. İmam
selâm vermeden cemaate yetişebileceğini tahmin eden kişinin, sabah namazının
sünnetini kılıp sonra imama uyması uygundur.
Öğle veya cuma namazının sünnetine başladıktan sonra
cemaatin farza durması veya hatibin minbere çıkması halinde iki rek‘at
tamamlanınca selâm verilir. Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîler cemaatle kılınan farzın
kaçırılmasından endişe edildiği takdirde nâfile namazın hemen kesilebileceğini
söylemişlerdir. Hanefîler'e göre yalnızca bir rek‘at kaçıracağını tahmin eden
kimse namazı kesmeyip iki rek‘at kılarak selâm verir; üçüncü rek‘ata başlamış
olan kimse de aynı şartla dört rek‘atı tamamlar.
Dört rek‘atlı bir farz namazı tek başına kılmakta olan
kimse, cemaatle namaz için kamet getirildiğinde henüz bir rek‘atı tamamlamamışsa
hemen namazını keserek cemaate katılmalıdır; birinci rek‘atın secdesini
yapmışsa, bu takdirde ikinci rek‘atı tamamladıktan sonra selâm vermek suretiyle
namazını keserek cemaate katılır.
Cemaatle kılınan namazın önemini anlamak için Sevgili
Peygamberimizin hayatına bakmamız yeterli olacaktır. Efendimiz (s.a.s.) hayatı
boyunca namazı cemaate kıldırmış, kendi hastalığında yine namazı tek başına
değil de Hz. Ebubekir’in arkasında cemaatle kılmıştır. Peygamber Efendimizden
aktarılan bir başka hadiste ise cemaatle namaz kılınması durumunda elde edilecek
mükafat bizlere şöyle aktarılmıştır. “Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece
yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise
bütün gece namaz kılmış gibidir”.
Cemaatle namaz kılınmasının sosyal hayata kazandırdığı
birçok faydaları vardır. Cemaate gelinmesi sonucunda insanların arasında bulunan
dostluk ve muhabbetin arttığı gözlenmektedir. İnsanların birbirinden haberleri
daha çok olmakta sıkıntılara çözümler bulunmakta, cemaate gelmeyen şahısların
durumları cemaat tarafından sorgulanması sonucunda insanların içinde
bulundukları sıkıntılar hafifletilmektedir. Yine cemaate devam edilmesi İslam
Dini ile ilgili bilgilerin alınmasına sebep olmaktadır. Çünkü camilerde verilen
vaazlarla, Kur’an tilavetleriyle, Tefsir ve hadis okumalarıyla İslam Dininin ana
kaynakları cemaate aktarılmaktadır. Cemaatle yapılan ibadetlerin insana
kazandırdığı manevi güzellikler tek başına kılınan namazdan daha fazladır. Çünkü
cami ve cemaat ortamında namaz daha huşu içerisinde kılınmaktadır. Cemaate
katılma sonucunda ortaya çıkan bir başka sosyal fayda ise insanlar arasındaki
birlik ve beraberliğin artmasıdır. Birlik ve beraberliğin artması ise toplum
yapısının daha sağlam bir zemine oturtulmasına sebep olmaktadır.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’den aktardığımız
hadisler ile İslam Alimlerince ortaya konmuş olan bilgiler ışığında Cemaatle
namazın çok büyük faydalarının olduğunu öğrendik. Bu vesile ile Cuma namazına
katılan siz kıymetli cemaatimizin diğer vakit namazlarına da aynı şekilde
iştirak etmelerini temenni etmekteyiz. Şu anda siz kıymetli cemaatimizin
etrafına bir bakmalarını istirham ediyorum. Makam mevki gözetilmeksizin, fakir
zengin ayrımına gidilmeksizin, insanların fiziki yapısına bakılmaksızın, hepimiz
bir olan Allah’a ibadet etmek üzere O’nun evinde bir araya geldik. Aynı kıbleye
yöneldik. Şu anda içerisinde bulunduğumuz şu tablo bütün anlatılanların bir
özeti değil midir? Bu konu hakkında bilgimiz olmasa dahi şu andaki tablo bütün
güzellikleri resmetmektedir. Bu güzel tablonun her zaman devam etmesini, birlik
ve beraberliğimizin bozulmamasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.
Allah-u Teala Cemaatimizin üzerinden Rahmetini ve
Bereketini eksik etmesin. Birlik ve beraberliğimizi devamlı hale getirmemizi
nasip etsin. Birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin.
Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
Müslim, Mesâcid 260, (I,454).
|