|
Çocuklarımıza İbadet Bilincini Kazandırmak
Çocuk, üzerine yazılmaya hazır tertemiz bir
sayfa gibidir. İyi veya kötü etkilere açıktır. Çocuklar, kendilerine
söylenenlerden daha çok gördüklerine, yaşadıklarına ve tanık olduklarına itibar
ederler. Sözlerden daha çok yaşadıkları, onlar üzerinde etkili olur. Bu bakımdan
küçük yaştan itibaren onların İslam Dininin genel yapısına uygun bir şekilde
yetişebilecekleri bir ortamda bulundurulmaları ve bu ortamın atmosferini
solumaları son derece önemlidir. Hiç şüphesiz onların İslam Dinini en güzel
şekilde anlama idrak etme ve hayata aktarmalarına yardımcı olacak en uygun
ortamlardan biri de Ramazan ayıdır.
Çocuklar tertemiz bir yaratılışa sahiptir. Bu
hususu Sevgili Peygamberimiz şöyle ifade etmektedir.
“Hiçbir çocuk yoktur ki fıtrat
üzere doğmuş olmasın. Sonra onu annesi babası Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır
veya Mecusileştirir…”
Hz. Peygamberin’de dile getirdiği üzere, çocuğa
şekil veren başta anne ve babası olmak üzere çevresidir. Bu sebeple Çocukların
bu temiz fıtratlarının korunması ve kirletilmemesi anne babalara düşen önemli
bir görevdir.
Çocuklarımıza ibadetlerle ilgili alışkanlıkları
kazandırırken bazı hususlara dikkat etmemiz gerekmektedir. Çünkü çocukluk
zamanında verilen eğitim insan için hayatının boyunca unutmadığı ve hayatına
aktardığı en temel unsurdur. Öncelikle çocuklarımıza ibadet alışkanlığını
kazandırırken zorluk çıkarmayacağız, kolaylık göstereceğiz, asla nefret
ettirmeyeceğiz sevgiyle yaklaşacağız. Efendimizin bizlere bildirdiği şu hadis en
temel metodumuz olmalıdır.
يسِّرُوا وَلا
تُعَسِّروا . وَبَشِّرُوا وَلا تُنَفِّرُوا
“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.
Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”
Güzel alışkanlıklar kazandırayım derken yapılan
yanlışlıklar o güzelliğe çocukların ulaşması yerine ondan nefret duymasına
sebebiyet vermektedir. Özellikle zor kullanarak, sevgiyle yaklaşılmadan sadece
emri vaki yaparak, hele hele en çok yanlış yapılan bir davranış şekli olan dayak
atarak ibadetleri çocuklarımıza alıştırmamız mümkün değildir. Bizim yanımızda
ibadet yapıyor gözüken çocuklarımız bizimle olmadıkları müddetçe asla ibadete
yaklaşmayacaklardır. Sahabe çocuklarına oyuncak vermek suretiyle oruç
tutmalarını sağlarmış.
Bizlerde kendilerine iftarlıklar almak suretiyle oruç alışkanlığını
çocuklarımıza kazandırabiliriz. Camilerde kendilerine oynama imkanı
tanıyabilirsek cami alışkanlığı kazandırabiliriz. Camiden kovulduğu için, onuru
zedelendiği için camiye cemaate gitmeyen nice insanlar vardır. Bu sebeple
sevecen tavırlarla, güzel bir üslupla, hediyeler ile, korkutmak yerine
müjdelemek ile davranmak çocuklarımızın ibadetlerini en güzel şekilde yerine
getirmelerine vesile olacaktır. Rahmet Peygamberi Efendimiz bir hadislerinde
şöyle buyurmaktadır. "Çocuklarınıza hoş muamelede (davranışta) bulunun ve onları
güzel terbiye ediniz.”
Çocuklarımızın maddi ihtiyaçlarını nasıl ki
temin ediyor isek, çocuklarımızın manevi ihtiyaçlarını da öylece karşılamalıyız.
“Zamanı geldiğinde kendi öğrenir” anlayışı pek doğru bir yaklaşım değildir.
Nasıl ki, belli yaşa kadar biz çocuklarımızın yeme, içme, barınma gibi en temel
ihtiyaçlarını karşılıyor ve herhangi bir yerde kendi başlarına bırakıp “zamanı
geldi mi kendi yemesini, içmesini, giyinmesini, barınmasını karşılasın” demiyor
isek manevi ilkelerin benimsenmesinde de aynı şeyleri dememiz mümkün değildir.
Her ebeveyn çocuğuna hayatını doğru bir şekilde geçireceği manevi birikimleri
kendisine aktarmalıdır. Evlatlarımıza bırakacağımız en büyük servette budur. Hz.
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “Hiçbir baba,
çocuğa güzel terbiyeden daha üstün bir hediye (miras) bırakmamıştır.”
Çocuklarımızın güzel bir davranış içerisinde
olmalarını, güzel ahlaki ilkeleri hayatlarına aktarıp çirkinliklerden
kaçmalarını, Allah’ın ve kulların razı olacağı insanlar olmalarını arzu
ediyorsak önce kendi hayatımızı düzgün bir hale getirme uğraşında olmalıyız. Bir
çocuk için en önemli şey örnekliktir. Örnek olmak ise söz ile değil
davranışlarla olmaktadır. Yalan söyleyen bir ana-baba çocuğundan doğru sözlü
olmasını istese bile bunun gerçekleşme imkanı zordur. Yine zararlı
alışkanlıklara bulaşmış, alkol alan, sigara içen, kumara bulaşmış vb. ana-baba
çocuğuna sözle yapacak uyarılarda etkili olamayacaktır. İbadet hayatımızda
böyledir. Namazımızı önce biz kılacağız, orucumuzu önce biz tutacağız
ibadetlerimizi önce biz yapacağız, güzel ahlaklı olacağız, çirkin ahlaktan uzak
duracağız sonrada çocuğumuza tavsiyelerde bulunacağız. İşte hem sözle hem de
davranışla yapacağımız bu eğitim metodu çocuğumuz üzerinde hayat boyu silinmez
bir etki bırakacaktır. Resul-ü Ekrem (s.a.s.) bir hadislerinde şöyle
buyurmaktadır. “Bakmakla
yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günâh olarak yeter.”
İnsanın çocukluk dönemi, hayatının gençlik,
olgunluk ve ihtiyarlık gibi diğer dönemlerini de etkilemektedir. Bu bağlamda
“Ağaç yaşken eğilir” atasözümüzün de işaret ettiği gibi hayatımızın genelini
etkileyen çocukluk döneminin en verimli bir şekilde geçirilmesine özen
gösterilmelidir. Nasıl ki; bir binanın uzun bir dönem ayakta kalabilmesi için
sağlam bir temele ihtiyaç varsa, evlatlarımızın da vatanımıza ve milletimize
hayırlı bir nesil olabilmesi için bugünden onları ahlaken en güzel duygularla
yetiştirip sağlam bir kişilik oluşturmaya öyle ihtiyaç vardır. Ramazan ayı ise
ahlaken olgunluğa ulaştığımız bir aydır. Bu olgunluğu ve maneviyatımızı
evlatlarımıza aktarmamız gerekmektedir.
Ramazanda evlerimizde önemli bir değişim
yaşanır. İftarın getirmiş olduğu coşku, sahurun vermiş olduğu o tatlı huzur
evlerimize bir başka hava katmaktadır. Ayrıca Ramazan öncesi evleri tatlı bir
heyecan ve telaş kaplar. Ramazan dışında alınamayan bir çok yiyecek bu ayda borç
harç alınır. Bu ayda, yemeklerin, tatlıların sayısı ve çeşidi çoğalır. Bu aydaki
soframıza katmış olduğumuz zenginliği çevremizdeki komşularla, akrabalarımızla
ve fakirlerle paylaşmalıyız. Ramazanda yoğun bir dini hayat vardır. Oruç, zekat,
sadaka, teravih, Kur’an tilaveti… Bütün bunlar çocuklar için çekici ilgilerdir.
Onun bu ilgisini değerlendirerek ona Ramazanı, camii cemaati ve Kur’an’ı
sevdirmenin yolları aranmalıdır.
Çocuklar son derece meraklı, hevesli, saf, temiz
ve iyi niyetlidir. Davranışları, düşünceleri ön yargısızdır. İçlerinden geldiği
gibi, düşündükleri gibi davranırlar. Hayal dünyaları çok geniştir. Bu bakımdan
Ramazan ayında yapacağımız her türlü güzelliklerin içinde çocuklarımızı da dahil
etmeliyiz. Fakir kardeşimize yemek götürürken onu da yanımıza almalı böylece
çocuğumuzun yardımlaşma duygusunu harekete geçirmeliyiz. Evimize misafir davet
etmeli, iftar sofrasına misafirlerimizle beraber çocuğumuzu da dahil etmeli,
akrabalık komşuluk ilişkisinin önemini yaşantımızla onun zihnine kazımalıyız.
Çocuklarımız dünya ve ahiret mutluluğunu elde
etmelidirler. Bu mutluluğu yakalamada üzerimize düşen sorumluluğun bilincinde
olalım. Nasıl ki bizler yetiştirilip, iyiliklerle donatıldı isek, çocuklarımızı
da iyilikler donatmalı, ibadet anlayışını benimsetmeli, ahlaki olgunluğa
ulaştırmalıyız. Çocuklarımızı cahil bırakmak suretiyle hem dünyalarını hem de
ahiretlerini cehennem etmemeliyiz. Yüce Rabbimiz bu sorumluluğumuzu bir ayette
bizlere şöyle aktarmaktadır.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ
نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı
insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”
Çocukların ibadetlerini alışkanlık haline
getirmeleri için Ramazan ayı tam bir fırsat ayıdır. Bu ayda özellikle en çok
ihmal edilen namaz ibadeti çocuklarımıza kazandırılabilir. Gece bizimle beraber
sahura kalkan çocuklarımızla beraber sahur bitiminde sabah namazını kılmak
suretiyle ve akşam çocuklar için en büyük zevk olan teravih namazını beraber eda
etmek üzere camiye götürmek suretiyle hem namaz, hem de cami alışkanlığı
kazandırılabilir. Sevgili Peygamberimizin namazla ilgili bir hadisini sizlerle
paylaşmak isterim. Efendimiz “Çocuk yedi yaşına girince, namaz kılmasını
söyleyiniz.” buyurmaktadır.
Çocuklarımız bizim başımızın tacı, gözümüzün
nurudur. Evimizin neşe kaynağı olan çocuklarımız camimizin de neşe
kaynaklarıdır. Bu sebeple cami içerisinde çocuklar arasında gülüşmeler hoş
karşılanmalıdır. Nasıl ki, evimizde çocuklarımızın gülmesi hoşumuza gidiyor ve
onların gülmeleriyle huzur buluyorsak, gönlümüz şenleniyorsa camide çocuk
gülmesi bizlere sıkıntı değil huzur vermelidir. Bütün insanlara karşı özellikle
de çocuklarımıza karşı nasıl davranmamız gerektiğini Kutsal Kitabımızdan
öğrenelim. Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyurmaktadır.
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ
اللّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظّاً غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنفَضُّواْ مِنْ
حَوْلِكَ
فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ
“Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı
yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından
dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile
ve onlarla müşavere et…”
Vaazımızı Sevgili Peygamberimizin bir hadisiyle
sonlandıralım. Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.s.)
şöyle buyurmaktadır.
كُلُّكُمْ راعٍ ، وكُلُّكُمْ مسئولٌ عنْ رعِيَّتِهِ ، والأِمَامُ
رَاعٍ ، ومسئولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، والرَّجُلُ رَاعٍ في أَهْلِهِ ومسئولٌ عَنْ
رَعِيَّتِهِ ، والمرْأَةُ راعِيةٌ في بيْتِ زَوْجِهَا ومسئولة عنْ رعِيَّتِهَا ،
والخَادِمُ رَاعٍ في مالِ سيِّدِهِ ومسئولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ، فكُلُّكُمْ راعٍ
ومسئولٌ عنْ رعِيتِهِ
“Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden
sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek
ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır
ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr efendisinin malının çobanıdır; o da
sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobandır ve güttüğü sürüden
sorumludur.”
Yüce Rabbim kendimizi, ailemizi, çocuklarımızı
Allah’ımızın ve insanların razı olacağı kullardan eylesin. Ramazan ayının feyiz
ve bereketini hanelerimize yansıtsın. Geceniz mübarek olsun. Allah’a emanet
olun.
www.gunvelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|