|
Abdestin Fazileti ve İbadetler Açısından
Önemi
İslam Dini ile temizliğin üzerinde hassasiyetle
durulmuş, temizlik için fıkhi hükümler getirilmiştir. Peygamber Efendimizin
dilinden İslam Dininin Temizliğe verdiği değer “temizlik İmanın yarısıdır”
ifadesiyle sübut bulmuştur. Temizlik bazı ibadetler için ön şart olarak gerekli
kılınmıştır. Temizlenme yollarından biri ise abdesttir. Namaz için farz olarak
kabul edilen abdest hükmi bir temizliktir ki, bedeni temizlemesinin yanı sıra
manevi kirleri de temizlemektedir. Bu günkü vaazımızda Abdestin ibadetler
açısından önemini ve faziletini Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin
hadisleri ışığında değerlendirmeye çalışacağız.
Farsça âb (su) ve dest (el)
kelimelerinden oluşan ve "el suyu" anlamına gelen abdest, belirli ibadetlerin
ifasının ön şartı olan ve kendisi de ibadet mahiyetinde görülen bir nevi hükmî
temizliktir. Arapça karşılığı güzellik, temizlik ve parlaklık anlamına gelen "vudû"dur.
Fıkıhta abdest, "belli uzuvları usulüne uygun olarak su ile yıkamak ve
bazılarını da eldeki su ıslaklığı ile meshetmek" şeklindeki ibadet temizliği
olarak tarif edilir.
Namaz için abdest farz
kılınmıştır. Kur’an-ı Kerimde ilgili ayette şöyle buyrulmaktadır.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ
وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ
وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ
“Ey iman edenler! Namaza
kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh
edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın.”
Ayette zikredildiği üzere abdestin farzı dörttür.
1. Yüzü yıkamak.
2. Kolları dirseklerle birlikte yıkamak.
3. Başı meshetmek.
4. Ayakları topuklarla birlikte yıkamak.
Abdestin sünnetlerine gelince; Abdest almaya
niyet etmek, başlarken besmele çekmek, elleri bileklerle birlikte üç defa
yıkamak, ağız ve buruna su çekip iyi bir ağız ve burun temizliği (mazmaza ve
istinşak) yapmak, misvak kullanmak veya dişleri fırçalamak, sakalın içine su
girmesini sağlamak, el parmaklarını birbirine sokup ovuşturmak, başın tamamını
elin ıslaklığıyla meshetmek, boynu meshetmek, abdest uzuvlarını yıkarken bu
sayılan sıraya uymak, abdeste sağ uzuvlardan başlamak, bu uzuvları üçer defa
yıkamak ve su ile iyice ovmak (delk), abdeste ara vermeden tamamlamak.
Abdest alırken farz ve sünnetlerini daha iyi
gerçekleştirebilmek için bazı adapları vardır. Bu adaplar ise şunlardır: Abdest
alırken –mümkünse– kıbleye dönmek, abdest sularını vücuda ve elbiseye
sıçratmamak, dünya işlerine ilişkin konuşmayıp abdest dualarını veya bildiği
dualardan okumak, suyu ölçülü kullanmak, abdest sonunda kelime-i şehâdet
getirmek.
Abdest namazın farzlarından
olan hadesten teharet bahsine girmektedir. Hadesten kasıt hükmi kirliliktir ki,
abdestsizlik halinde abdest almayı, gusül ihtiyacı hasıl olduğu zaman gusletmeyi
ifade eder.
Kur’an-ı Kerime dokunmak için
yine abdestli olmak gerekmektedir ki, Kuran-ı Kerime dokunmak için abdest almak
farz olarak hükme bağlanmıştır. Kur’an-ı Kerimde ilgili ayet şöyledir.
إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ
{}
فِي كِتَابٍ مَّكْنُونٍ
{}
لَّا يَمَسُّهُ إِلَّا
الْمُطَهَّرُونَ
“O, elbette değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir
kitaptadır. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.”
Ayetle ilgili farklı tartışmalar yapılsa da, Müslüman alimlerince ve İslam
tebaasınca Kur’an’a atfedilen kıymet ve kendisinden azami şekilde istifade etme
isteği ön plana çıkmış, bu ayetten anlaşılması gerekenin Kur’an-ı Kerim’e
abdestsiz dokunulmayacağı olarak ifade edilmiştir. Bununla birlikte Kuran’a el
sürmeden sadece bakarak abdestisiz Kur’an okumak caiz olarak hükme bağlanmıştır.
Kabe’nin tavaf edilmesi içinde abdest gerekli
olarak görülmüştür. Bunu yanında cenaze namazı kılmak için, şükür secdesi ve
tilavet secdesi yapmak içinde abdest gereklidir. Ayrıca her bir namaz için ayrı
abdest almak, abdestli yatmaya özen göstermek, hatta her daim abdestli olmak
için abdest almak ise menduptur.
Şu durumlarda abdest bozulur:
1. İdrar ve dışkı yollarından
idrar, dışkı, meni, mezi, kan gibi bir necâsetin, herhangi bir sıvının veya
maddenin çıkması, yellenmek.
2. Vücudun herhangi bir
yerinden kan, irin veya herhangi bir maddenin çıkması.
3. Ağız dolusu kusmak.
Kusulan şey ister yemek, ister safra veya kan olsun, abdest bozulur.
4. Bayılma, delirme, sarhoş
olma, uyuma gibi şuurun kontrolüne engel olan durumlar.
5. Namazda yakındaki
şahısların duyabileceği şekilde sesli olarak gülmek.
6. Cinsî münasebet veya fâhiş
(aşırı) temas ve dokunma.
7. Mazeret halinin sona
ermesi. Su bulamadığı için teyemmüm eden kimse suyu bulunca, mest üzerine mesh
yapan kimsenin -yolcu olanlara üç, yolcu olmayanlara bir gün olarak tanınan-
mesh süresi dolunca, özürlü kimse için de namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş
olur.
Ağlamak, gözden yaş gelmesi,
kabuk bağlamış bir yaranın kabuğunun kan çıkmaksızın düşmesi, tükürük ve sümüğe
az miktarda kan karışması, ağız dolusu olmayan kusma, ısırılan elma, ayva gibi
sert bir meyve veya kullanılan misvak-diş fırçası üzerindeki akıcılığı olmayan
kan (diş eti kanaması hariç), sivrisinek, pire gibi haşeratın emdiği kan,
namazda uyuklama, namazda sessiz gülme, tırnak kesme, tıraş olma kural olarak
abdesti bozmaz.
Peygamber Efendimizden abdestin faziletiyle
ilgili birçok hadis bizlere aktarılmıştır. Vaazımızın bu kısmında bu hadisleri
sizlerle paylaşmak isterim.
منْ تَوَضَّأَ فَأَحْـسَنَ الوضـوءَ ، خَرَجَت خَطَايَاهُ مِنْ جسَدِهِ حتَّى
تَخْرُجَ مِنْ تحتِ أَظفارِهِ
“Kim güzelce abdest alırsa, o kimsenin
günahları tırnaklarının altına varıncaya kadar bütün vücudundan çıkar.”
“Bir kimse bu şekilde abdest alırsa geçmiş
günahları bağışlanır. Onun namazı ve mescide kadar yürümesi de fazladan kazanç
sayılır.”
“Müslüman –veya mü’min– bir kul abdest alır ve
yüzünü yıkarsa, gözleri ile bakarak işlediği her günah abdest suyu –veya suyun
son damlası– ile yüzünden çıkar. İki elini yıkadığında, elleriyle tutarak
işlediği her günah abdest suyu –veya suyun son damlası– ile ellerinden çıkar.
Ayaklarını yıkadığı zaman, ayaklarıyla yürüyerek işlediği her günah abdest suyu
–veya suyun son damlası– ile ayaklarından çıkar. Neticede o mü’min kul
günahlardan temizlenmiş olur.”
Ebu Hureyre (r.a.) rivayetle bir başka hadiste
Peygamber Efendimiz, “Size, Allah’ın kendisiyle günahları yok edip, dereceleri
yükselteceği hayırları haber vereyim mi?” buyurdular. Ashâb:
– Evet, yâ Resûlallah! dediler. Resûl-i Ekrem:
– “Güçlükler de olsa abdesti güzelce almak,
mescidlere doğru çok adım atmak, bir namazı kıldıktan sonra öteki namazı
beklemek. İşte ribâtınız, işte bağlanmanız gereken budur”
buyurdular.
Bir diğer
hadiste Abdestin Cennet müjdecisi olduğu bizlere şöyle aktarılmaktadır.
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam
yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü
enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı
açılır. O da dilediği kapıdan girer.”
Temizliği İmanın yarısı olarak görmüş bir dinin
mensupları olarak bizlerde temizliğimize gerekli ehemmiyeti göstermişizdir. Bu
konuda bizlere birçok nimetleri sunan, kendisiyle temizleneceğimiz suları
bizlere bahşeden Yüce Rabbimize hamd-ü senada bulunuyoruz. Temizlik ve iman bir
bütünün iki yarısı. İman gönül temizliğinin, hadesten taharet (abdest ve gusül),
necasetten teharet (bedende, elbisede ve namaz kılınacak yerlerde bulunan
pisliklerin giderilmesi) ise vücut temizliğidir. Bir başka ifadeyle, abdest ve
gusül ile temizlenen bedenler, imanla gerçek temizliği elde etmektedir.
Peygamber Efendimizin bizlere bildirdiği üzere
Abdest alındığı zaman önceden işlenmiş olan küçük günahlar birer birer
dökülmektedir. Bu yönüyle abdest maddi kirleri döktüğü gibi kişiden manevi
kirleri de dökmektedir. Ayrıca abdest bir ibadettir. Abdest almak suretiyle
madden ve manen temizlik sağlandığı gibi ibadet etme sevabı da alınmaktadır. Bu
manada abdest ile günahlar arındırılmakla kalmayıp, sevap alınmak suretiyle
dereceler de elde edilmektedir.
Abdes alan uzuvlar mahşer meydanında nur gibi
parlayacaktır. Bu nur insanlar arasında seçilmeyi kolaylaştıracaktır. İnsanların
çok büyük sıkıntı, hüzün duyacağı mahşer meydanında abdest uzuvlarıyla nur gibi
parlayan Müslümanlar, Peygamberimiz tarafından tanınacak ve O’nun sancağı
dibinde toplanma imkanı bulacaktır. Buda bizlere abdestin sadece bu dünya
hayatında değil ahiret hayatında da özellikle mahşer meydanında da bizlere fayda
vereceğini işaret etmektedir. Bir başka hadisi sizlerle paylaşmak isterim.
Resul-ü Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır. “Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet
gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak
olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın.”
Bedenin bütün uzuvlarına madden ve manen abdest
aldırmak gerekir. Bedene su ile nasıl ki abdest aldırıyorsak, her bir uzvumuzu
Yaratının rızasına uygun işler yaptırmak suretiyle manevi abdestimizide almamız
gerekmektedir. Elimizle yapmış olduklarımız hatırımıza gelmeli, bu hataların
bizden akıp gittiğinin farkında olmalı ve bir daha elimize böyle hatalar
yaptırmamaya söz vermeliyiz. Aynı şekilde gözümüz, kulağımız, ayağımız ve bütün
uzuvlarımız içinde yapmış olduğumuz bütün haramları hatırlamalı bu haramlara
sürüklenmeme yollarını aramalı ve bu yolda çalışmalar içinde olmalıyız. İnşallah
böyle bir abdest ile dünya ve ahiret yaşantımızı huzura kavuşturacağız.
Abdest Cennetin müjdecisidir. Cennet kapılarının
açılmasına vesiledir. Namaz için abdest şarttır. Abdestsiz namaz kabul
olunmayacaktır. Abdest dünyamızı ve ahiretimiz aydınlatacak olan bir nurdur. Bu
nuru azami şekilde vücudumuza ve maneviyatımıza aktarmaya özen göstermeliyiz.
Yüce Rabbim abdestimizi en güzel şekilde alıp
ibadetlerimizi kendi rızasına uygun olarak yapmayı cümlemize nasip etsin.
Geceniz mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|