|
Tadil-i Erkâna Uymanın Önemi
İbadet kulun Yüce Rabbine karşı duymuş olduğu
tazimin sonucudur. Bu sebeple ibadet yaratılmış bütün kullardan istenile gelmiş
bir husustur. İbadetlerin başında ise Hz. Ademle başlayan ve günümüze kadar
gelen bütün insanlardan istenilmiş olan namaz gelmektedir. Nitekim birçok ayette
Yüce Rabbimiz namaz ibadetinin bütün peygamberlere ve onların aracılığı ile
bütün insanlara verildiğini bizlere bildirmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de zikredilen ayetlerden birkaçı
şöyledir.
وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى وَأَخِيهِ
أَن تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتاً وَاجْعَلُواْ بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً
وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak)
evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru
kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik.
Diğer ayetlerde ise mealen şöyle buyrulmaktadır. “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan
bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye
yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de
insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden
rızıklandır, umulur ki şükrederler.”
Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi
ve beni bir peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı
ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti.”
Ayrıca Bakara suresi 83. ayette, Hud suresi 87. ayette, Taha Suresi 14. ayette
Enbiya suresi 72-73. ayetlerde Peygamber Efendimizden önceki Peygamberlerin
namazla emrolundukları bildirilmektedir.
Namaz İslam’ın beş şartı arasında zikredilmiştir. Sevgili
Peygamberimiz bir hadisinde İslam’ın şartlarını şöyle ifade etmektedir.
بُنِىَ علَى خمسٍ: شَهادَةِ أنْ َ إلَهَ إّ اللّهُ، وَأنّ مُحمّداً عَبْدُهُ
وَرَسُولهُ، وإقَامِ الصَّةِ، وَإيتاءِ الزَّكاةِ، وَحجِّ البَيْتِ، وصَوْمِ
رَمَضَانَ
"İslâm beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan
başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet
etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kâbe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak"
Sevgili Peygamberimizin de bildirdiği üzere Namaz, kelime-i şehadetten sonra
İslam Dininin en önemli rüknüdür.
Namaz, bu ibadeti yerine getirenlerin hem maddi
hem de manevi kirlerden koruyan ve pisliklerden arınmasına vesile olan bir
ibadettir. Kur’an-ı Kerimde bu hususa şöyle işaret edilmektedir.
إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء
وَالْمُنكَرِ
“…Namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor.”
Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizde bir
hadislerinde şöyle buyurmaktadır.
أرَأيْتُمْ لَوْ أنَّ نَهْراً بِبَابِ أحَدِكُمْ يَغْتَسلُ فِيهِ كُلَّ يَوْمٍ
خَمْسَ مَرَّاتٍ مَا تَقُولُونَ يُبْقِى ذلِكَ مِنْ دَرَنِهِ شَيْئاً؟ قالُوا: َ
يُبْقِى ذلِكَ مِنْ دَرَنِهِ شَيْئاً. قالَ: فذلِكَ مَثَلُ الصَّلَواتِ الخَمْس،
يَمْحُوا اللّهُ بِهَا الخَطَايَا
"Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve
bu nehirde hergün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne
dersiniz?" "Bu hal, dediler, onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!" Peygamber
Efendimiz: "İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah onlar sayesinde bütün
hataları siler"
Namaz ibadetini yerine getirirken rükünlerini tam ve
kamil anlamıyla yerine getirmemiz gerekir ki, bu husus tadil-i erkân adıyla
zikredilmiştir. Rükünlerin düzeltilmesi, düzgün, yerli yerinde ve doğru
yapılması anlamına gelen ta'dîl-i erkân, dinî bir kavram olarak, namazın
rükünlerinin düzgün ve kıvamında yerine getirilmesini ifade etmekte olup,
namazın vaciplerindendir. Bu anlamda ta'dîl-i erkân, ayakta iken dosdoğru
durmak, rükûda dümdüz olmak ve uzuvlar sakinleşinceye kadar rükûda beklemek,
rükûdan kalkınca iyice doğrulmak, secdede uzuvlar sakinleşinceye kadar beklemek,
iki secde arasında tam olarak oturmayı ifade etmektedir.
Kur’an-ı Kerimde Yüce Rabbimiz bizlerden namazı
gerektiği gibi kılmamızı istemektedir. Ankebut suresi 45. ayette şöyle
buyrulmaktadır.
اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ
وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء
وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
“(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı
da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı
anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.”
Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz, bir hadiste, namazda bulunan ta'dîl-i erkâna
riayet etmenin ehemmiyetini anlatmak için zihinlerde kalıcı bir teşbihe
başvurmakta ve bu konunun önemi bizlerin dikkatine şöyle sunmaktadır.
اَسْوَأَ
النَّاسِ سَرِقَةً الذي يَسْرِقُ صََتَهُ قَالُوا يَا رَسُولَ اللّهِ وَكَيْفَ
يَسْرقُهَا قَالَ: َ يَتِمُّ رُكُوعَهَا وََ سُجُودَهَا وََخُشُوعَهَا
"Hırsızlıkta insanların en kötüsü namazını çalan
kimsedir" buyurmuştu: "Ey Allah'ın Resûlü bu nasıl olur?" diye sordular da:
"Namazda rükûyu, secdeleri ve huşûyu tamamlamaz" diye cevap verdi."
Bir başka hadiste ise,
تُجْزِئُ صََةُ أحَدِكُمْ حَتَّى يُقِىمَ ظَهْرَهُ في الرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ
"Sizden biri, rükû ve secdelerde belini (tam olarak)
doğrultmadıkça namazı yeterli olmaz."
buyrularak, namazın yerli yerinde kılınabilmesi için tadil-i erkânın şart
olduğuna ve tadil-i erkânın önemine işaret edilmektedir.
Rükû'nun kemâli, secdeye gitmezden önce beli tam
olarak doğrultup kıyam vaziyetini almakla gerçekleşecektir. Keza secdenin kemâli
de birinci secdeden sonra beli tam olarak doğrultup oturur vaziyetini almakla
gerçekleşecektir. Gerek rükû'daki ve gerekse secdedeki bu tam doğrulma haline
tuma'nîne de denmiştir.
Hanefî mezhebi eserlerinde rükûda "tuma'nîne"nin, rükûdan doğrulduktan sonra bir
süre ayakta beklemenin (kavme) ve iki secde arasında bir süre (“sübhanellâhi'l-azîm”
diyecek kadar) oturarak beklemenin (celse) sünnet olduğu kaydedilmekle beraber
kuvvetli görüşe göre bunlar ta‘dîl-i erkânın birer boyutu olmak bakımından
vâciptir.
Tadil-i erkâna mezheplerin bakışı ise şöyledir.
Hanefi mezhebinde, İmam-ı Azam ve İmam Muhammed’e göre tadil-i erkân vaciptir.
İmam-ı Azam ve İmam Muhammed’in görüşüne göre tadil-i erkânın terk edilmesiyle
vacip terk edildiğinden dolayı sehiv secdesi yapılmasıyla namaz tamam olur.
Hanefilerden olan İmam Ebu Yusuf’a ve diğer üç mezhebe göre tadil-i erkân bir
rükün olduğundan farzdır. Bu görüşe göre, tadil-i erkândan maksat, namazın
kıyam, rüku ve secdesi gibi yerine getirilmesi gereken rükün olduğudur ve
namazda her bir rükün yerine getirilirken her uzuv yatışıp hareket halinden beri
durmalıdır. Bu sebeple tadil-i erkân yerine getirilmeden kılınan namaz yeniden
iade edilmesi gerekir.
Sevgili Peygamberimiz namazların kılınışına özen
göstererek kılanların, iki vakit arasında yapmış olduğu küçük günahlara kefaret
olacağını müjdelemiştir. Efendimiz şöyle buyurmaktadır.
ما مِن امْرِيءٍ مُسْلِمٍ تحضُرُهُ صلاةٌ مَكتُوبةٌ فَيُحْسِنُ وُضُوءَهَا ،
وَخُشوعَهَا ، وَرُكُوعَها ، إِلاَّ كانت كَفَّارةً لما قَبْلَهَا مِنْ الذنُوبِ ما
لم تُؤْتَ كَبِيرةٌ ، وَذلكَ الدَّهْرَ كلَّهُ
“Bir müslüman, farz namazın vakti geldiğinde güzelce
abdest alır, huşû içinde ve rükûunu da tam yaparak namazını kılarsa, büyük günah
işlemedikçe, bu namaz önceki günahlarına keffâret olur. Bu her zaman böyledir.”
İmam-ı Gazali İhya-u Ulumi’d-Din adlı eserinde
tadil-i erkânın faziletine şöyle işaret etmektedir.
İbn Mes'ud ve Selman-ı Farisî (r.a) şöyle demişlerdir:
'Namaz ölçektir. Kim onu tam ölçerse hakkını da öylece ölçüp alır. Kim onda hile
yaparsa, o Allah Teâlâ'nın ölçü ve tartıda hile yapanlar hakkındaki fermanını
bilmelidir.
Hayatımızın en kıymetli anları Yüce Rabbimize
karşı yapmış olduğumuz ibadetlerdir. Bu ibadetlerden en önemlisi ise namazdır.
Sevgili Peygamberimiz ahiret gününde ilk sorguya çekilecek amelin namaz olduğunu
bizlere bildirmektedir. Hadis-i şerif şöyledir.
إِنَّ أَوَّل ما يُحاسبُ بِهِ العبْدُ يَوْم القِيامةِ منْ عَملِهِ صلاتُهُ ،
فَإِنْ صَلُحت ، فَقَدْ أَفَلحَ وَأَنجح ، وإن فَسدتْ ، فَقَدْ خَابَ وخَسِر ،
فَإِنِ انْتقَص مِنْ فِريضتِهِ شَيْئاً ، قال الرَّبُّ ، عَزَّ وجلَّ : انظُروا
هَلْ لِعَبْدِي منْ تَطَوُّع ، فَيُكَمَّلُ بها ما انْتَقَص مِنَ الفَرِيضَةِ ؟
ثُمَّ تكونُ سَائِرُ أَعمالِهِ عَلى هذا
“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk
ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı
çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir
şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb’i:
–Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız? der.
Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde
hesaba çekilir.”
Yukarıda yapmış
olduğumuz izahatların doğrultusunda, dünyada ve ahirette kendisinden razı
olacağımız ibadetlerin başında namaz gelmektedir. Namazın tam anlamıyla yerine
getirilmesi için farz,vacip, sünnet ve adaplarıyla (müstehaplarıyla) beraber
tadil-i erkânına riayet etmemiz gerekmektedir. Bu sebeple gözümüzün nuru olan,
dinin direği olan namazımızı, Yüce Rabbimizin emrettiği ve Sevgili Peygamberimizin tatbik ederek bizlere örnek olarak kıldığı üzere nasıl kılınması
gerekiyorsa öyle kılmalıyız. Çünkü kurtuluşa ermiş müminlerin özelliklerinin
başında namaz gelmektedir. Bu hususta bildirilmiş olan Ayet-i kerimeyi sizlerle paylaşarak vaazıma son
veriyorum. Cenab-ı Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır.
قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ {} الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ
“Mü’minler
gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı
içindedirler.”
Yüce Rabbimiz kıldığımız namazlarımızı kabul eylesin. Kendisinin ve kendimizin
razı olacağı bir ibadet hayatı sürdürmemizi nasip etsin.
Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|