|
Soru:
Zina eden bir şahıs günahına tövbe ederse bir başka insanla evlenebilir mi?
Çünkü Kuran-ı Kerimde bir ayette zina yapan bir insanın mümin kişilerle
evlenemeyeceği bildirilmektedir.
Cevap:
Sorunuzu Kuran ve Sünnet ışığında değerlendirmek istiyorum. İslam Dini öncelikle
kişilerin hataya düşmemeleri için yasaklar getirir. Ancak hataya düşenler için
ise hatanın içinde kalıcı değil hatayı terk edenlerin affedileceğine dair
müjdeler verilir. Örneklerle konumuzu izah etmeye çalışalım. Mesela adam
öldürmek büyük günahtır. Bir mümini kasden öldüren kimsenin ebedi cehenneme
gireceğine dair ayet vardır. Zina etmek haramdır. Zina edenler müminlere haram
kılınmıştır. Faiz yemek haramdır. Buna benzer yasak kapsamına alınmış birçok
ayet vardır. Zina ile ilgili Kur’an-ı Kerimde geçen yasak şöyle ifade
edilmektedir.
“Zina eden erkek ancak, zina eden veya Allah’a
ortak koşan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya
Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Bu Müminlere haram kılınmıştır.”
Ayette geçen durumu işlemiş bir insan
hatasından dönerse acaba mümin bir insanla evlenemez mi? İşte tartışmanın odak
noktası budur. Yani bir kimse eğer bu yanlışları yapmışsa yapacak bir şey yok
mudur. Ayette Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır.
“Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe
edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz
Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Diğer bir ayette ise şöyle buyrulmaktadır. Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her
ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip
kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet
edendir.
Tövbe ile ilgili diğer ayetlere bakılırsa Yüce Yaratan hata edenlerin
hatalarından dönmeleri, bir daha o hataya düşmemek için çalışmaları, Allah’a
gerçek anlamda kul olmaları halinde tövbeler kabul edilmekte ve sanki o hata hiç
işlenmemiş kabul edilmektedir.
Kuran-ı Kerimden bir diğer hususu sizlere
aktarmak isterim. Furkan sûresinin 68-70. âyetlerinde Cenâb-ı Hakk’ın has
kulları anlatılırken onların Allah Teâlâ’ya ortak koşmayacakları, adam
öldürmeyecekleri ve zina etmeyecekleri belirtilir. Bu günahları işleyenlerin
ise, yaptıklarının cezasını mutlaka çekecekleri ve kıyamet gününde pek kötü bir
duruma düşecekleri anlatılır. Sonra da bir istisna yapılarak şöyle buyurulur:
“Ancak tövbe ve iman edip iyi işler yapanlar
başkadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok
bağışlayıcıdır; engin merhamet sahibidir.”
Tövbe kapısını açık bırakarak günahkâr gönüllere
soğuk sular serpen bu âyet-i kerîmeyi Zümer sûresinin 53. âyeti pekiştirmekte ve
sonsuz merhamet sahibi Allah Teâlâ’dan asla ümit kesilmeyeceğini şöyle ifade
etmektedir:
“Ey kendilerinin aleyhinde çalışarak haddi aşan
kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları
bağışlar.”
Sevgili Peygamberimizden bizlere tövbe konusu
ile ilgili çok önemli bir hadis gelmiştir. Efendimiz zamanın birinde yaşanmış
bir olayı şöyle anlatmaktadır.
“Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam
vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi
gösterdiler.
Bu adam râhibe giderek:
- Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul
olur mu? diye sordu.
Râhip:
- Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü.
Böylece öldürdüğü adamların sayısını yüz’e tamamladı. Sonra yine yeryüzünde en
büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Onun yanına
giderek:
- Yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi; tövbesinin
kabul olup olmayacağını sordu.
Âlim:
- Elbette kabul olur. İnsanla tövbe arasına kim
girebilir ki! Sen falan yere git. Orada Allah Teâlâ’ya ibadet eden insanlar var.
Sen de onlarla birlikte Allah’a ibadet et. Sakın memleketine dönme. Zira orası
fena bir yerdir, dedi.
Adam, denilen yere gitmek üzere yola çıktı. Yarı
yola varınca eceli yetti.
Rahmet melekleriyle azap melekleri o adamı kimin
alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar.
Rahmet melekleri:
- O adam tövbe ederek ve kalbiyle Allah’a
yönelerek yola düştü, dediler.
Azap melekleri ise:
- O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki,
dediler.
Bu sırada insan kılığına girmiş bir melek
çıkageldi. Melekler onu aralarında hakem tayin ettiler.
Hakem olan melek:
- Geldiği yerle gittiği yeri ölçün. Hangisine
daha yakınsa, adam o tarafa aittir, dedi.
Melekler iki mesâfeyi de ölçtüler. Gitmek
istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri
alıp götürdü.”
Adam öldüren bir şahsın durumun anlatan bu hadisten çıkardığımız sonuçları şöyle
özetleyebiliriz.
-Kişi günahım çoktur, artık bundan sonra Rabbim
beni bağışlamaz diye ümitsiz olmamalıdır. Çünkü günah ne kadar büyük olursa
olsun, Allah’ın merhameti daha büyüktür.
- Cenâb-ı Hakk’ın kendisine yönelenleri kabul
etmektedir. Böyle bir yaşantı içerisinde olanlar, bir gün gelir Allah’a yönelir;
tövbe ederek günahlarını affettirir.
Bir başka hadis-i şerif ile konumuzu daha iyi anlamaya
çalışalım. Güzide sahabîden Ebu Zerr el-Gifârî (r.a.) anlatıyor: “Ben, bir
keresinde Rasulullah (s.a.s.)'ı ziyarete geldim. O, üzerinde beyaz bir elbisesi
olduğu halde uyuyordu. (Döndüm) sonra yine geldim. Bu defa uyanmıştı.
Rasulullah: "Lâ ilahe illallah, deyip de sonra bu
ikrar ve iman ü-zere vefat eden her kul, muhakkak cennete girecektir" buyurdu.
Ben: O kul, zina etse, hırsızlık yapsa da mı?, diye
sordum.
O: "Zina etse, hırsızlık yapsa da girecektir" buyurdu.
Ben: Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?, diye tekrar
sordum, O:
"Zina etse de, hırsızlık yapsa da", buyurdu.
Ben (üçüncü defa):
Zina etse, hırsızlık yapsa da mı?, diye sordum.
Rasulullah: "Evet, Ebu Zerr'in burnu toprakta
sürünmesine rağmen o kul, zina etse de, hırsızlık yapsa da (cennete
girecektir)”
buyurdu.
Sonuç itibariyle Tövbe kapısı açıktır. Tövbe kapısının
açık olması ise “nasıl olsa Allah bizi affeder” diyerek günah işlemeye sebep
değildir. Affedilecek olunması kişiyi günaha sürükleyecek husus olmamalıdır.
Zina yaparken ölümün insana ulaşmayacağını hiç kimse garanti edemez. Bu sebeple
asıl olan şey günaha düşmemektir. Hatayı işlememektir. Ama böyle bir yanlışa
düştükten sonra kişi affedilmez değildir. Yani ifrat ve tefrit noktasına
düşülmemelidir. Affedilmek var diyerek günahlar işlenmemeli, günah işleyenler
için ise Allah sizi affetmez denmemelidir. Nitekim Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi
hatasına tövbe ederek nice gözyaşları dökerek affedildi ve Efendimizin
ashabından oldu. Yanlışının farkında olan bunun için pişmanlık duyan, bir daha
yapmayacağına dair söz veren, Allah’a kul olmayı kabul eden birisini Rabbimiz
affetmektedir. Ancak şu maddeleri yeniden hatırlatmakta fayda görüyoruz.
Günahına Tövbe eden kişi,
-Günahtan kopmalı, kesinlikle terk etmelidir.
-Bu günahı işlediğine pişman olmalıdır.
-Bir daha o günahı işlememeye azmetmeli, kesin karar
vermelidir.
Yukarıda yapmış olduğumuz izahatlar ışığında, gaflet
ve hata ile günah işlemiş zina yapmış bir insan günahından tamamen kopup, tövbe
edip, pişman olduktan ve bir daha öyle bir fiiliyatı işlememeye söz verdikten
sonra İnşallah hatası affedilmiş olur. Bu sebeple de -Nur Süresi 3. ayet-i
kerimede bildirilen- zina yapmamış bir insanla evlenmesi caiz olur. Her şeyi en
iyi Allah bilir.
Affedilen inşallah günahı işlememiş gibidir. Peygamber
Efendimiz bir hadislerini zikrederek cevabımızı bitirmek isterim. “Günahına
tövbe eden onu işlememiş gibidir.”
www.guncelvaaz.com
Ahmet Ünal
Vaiz
|