|
Soru: Hıdırellez Kutlamaları ve bu
kutlamalarda yapılanların hükmü nedir?
Cevap:
Hıdırellez; Hz. Hızır ve Hz. İlyas’ın birlikte söylenmeleriyle oluşan bir
kelimedir. Hıdır: Hz. Hızır’ı Ellez ise; Hz. İlyas’ı temsil eder. Hıderelllez,
bu iki isim etrafında dini bir muhteviyata bürünmüş halk bayramının adıdır. Bu
bayram 6 mayıs günü, özellikle Anadolu ve Balkanlar ile, Kırım, Irak ve Suriye
bölgelerinde kutlanmaktadır. Halk arasında inanışa göre, Hızır ve İlyas
ölümsüzlük sırrına ermiş, Hızır karada bulunup da darda kalan insanların
yardımın koşan, İlyas ise, denizde bulunup da darda kalan insanların yardımına
koşan Peygamberlerdir. Hıdırelllez günü ise bu iki peygamberin bir araya
geldikleri gündür. Bu gün yaz ayının başlangıcını ifade etmektedir.
Hz. Hızır hakkında Kur’an-ı Kerim bizlere
bilgiler verilmektedir. Bir ayette Hızır (a.s.) hakkında şöyle buyrulmaktadır.
“Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve
peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.”
Hz. Hızır hakkında Kur’an-ı Kerim’de özellikle Hz. Musa ile olan seyahatinden ve
kendisine Allah katından verilen gaybi bilgilerden bahsedilmektedir. Bu ayetler
Kehf süresi 60 ile 80 arasında bulunan ayetlerdir. Hz. İlyas hakkında da şöyle
buyrulmaktadır. “Gerçekten İlyas da gönderilmiş (peygamber)’lerdendi.”
Hıdırellez ayrıca Hristiyan aleminde Aziz Yorgi
yada Yeşil Yorgi kültürü olarak ta kutlanmaktadır. Bu husus ta bize
göstermektedir ki, Hıdırellez bayramının ve kutlamalarının İslamiyet’le veya
Hıristiyanlıkla doğrudan ilişkisi olmayan bir gündür. Baharın gelişiyle
insanların birlik ve beraberlik içerisinde kutlayageldikleri bir gün olarak
karşımıza çıkmaktadır.
İslam Dini insanların birlik ve beraberliği için
önemli hükümler getirmiş, yeryüzünde bozgunculuk yapıp insanların birliğine
sekte vurmak isteyenleri ise “Fesatçılar” olarak değerlendirmiştir. Bu hususta
şöyle buyrulmuştur. “Allah'ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular
olarak karışıklık çıkarmayın.”
, “Allah ise bozguncuları sevmez.”
Bu hususta önemli olan birkaç hususu dile getirmekte fayda görüyoruz.
Bunlardan ilki, bu güne kutsallık atfetmek doğru
değildir.
İkincisi, bu günlerde özellikle İslam Dininin
haram kıldığı hurafelerin yaygınlaştığını görmekteyiz. Taşlardan medet
umulmakta, ağaçlara bezler asılmakta, faklı mekanların kutsallığını ön plana
çıkartarak istekler dile getirilmektedir.
Üçüncüsü, unutulmamalıdır ki; Şifa Allah’tandır.
Şifayı bu güne hasretmek veya bu günün kutsallığın dile getirip şifa beklemekte
doğru değildir. Bu gündeki çiçeklerin toplanıp içilmesi neticesinde şifa
verileceğine dair inançlar bulunmaktadır.
Dördüncüsü, bereket için bolluk için duada
bulunabilir. İşin aslında her şey için duada bulunulmalıdır. Ama sadece bu günde
kutsallık görülüp bolluğun ve bereketin gelişinin bu günle olduğunu kabul
etmekte yanlış bir inanç şekli olacaktır.
Beşincisi, bu günde Hızır’ın yeryüzünü
dolaştığına inanılmaktadır. Bu sebeple yiyeceklerin ağzı açık bırakılmakta,
kağıtlara yazılar yazılarak istekler bildirilmeye çalışılmaktadır. Bu husus ise
Dua edilmesini isteyen bir Din anlayışıyla çelişmektedir. Biz isteklerimizi Yüce
Rabbimizden istemeliyiz.
Altıncısı bu günlerde insanlar kurbanlarını daha
çok türbelere götürüp kesmektedirler. Bu hususta yine İslam İnancına ters bir
tavırdır. Kurban kesilmesinin bir yeri yoktur. Önemli olan Allah Rızası için
kesilmesidir. Bir türbeye kutsiyet atfetmek ve kurbanların orda kesildiği zaman
kabul olacağını düşünmek ise Tevhit İnancına aykırı bir inanç tarzıdır.
Hızır adını sadece bir kişiye ait kılmak yerine
Hızır ismini sıfat olarak kullanmak daha doğru olacaktır. Aslında Hızır, kişiye
sıkıntıların hafifleterek her türlü güzellikleri sunan, kendisini yanlıştan
doğruya ulaştıran, kişi olarak addedilmelidir. Bu manada bizi huzura davet eden
–eşimiz, çocuğumuz, annemiz, babamız, arkadaşımız, vb.- her bir kimseyi Hızır
olarak görmek daha doğru olacaktır.
Unutulamaması gereken bir başka husus ise,
günümüzde hıdırellez kutlamalarında yanlışlıkların yaşanması, insanların bir
araya gelip neşe içerisinde bu günü kutlamalarını Dinimiz açısından sakıncalı
bulmakta doğru değildir. Önemli olan husus birlikteliğin meşru daireler
içerisinde gerçekleştirilmesidir. Birbirimize muhtaç olan bizlerin bir araya
gelmek için, beraber olmak için bazı sebepler aramamızda elbette faydalar
vardır. Bir araya gelişlerimizi ise hayırlara vesile kılmak, yanlışlıklar
içerisinde olamamak ise bizim için en doğru davranış şekli olacaktır.
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|