|
Yılbaşı Eğlencesi
Yılbaşı kutlamalarının temeli ne dinimizde nede
asırlar ötesinden getirdiğimiz kültürümüzde bulunur. Yılbaşı kutlamaların temeli
batı orijinlidir. Asıl olarak bizim yılbaşı tabiriyle eski yılın sona ermesi
yeni yılın başlamasını anlamamız gerekir. Nitekim 31 Aralık/1 Ocak gecesi miladi
takvimi olarak bir yılın bitip diğer yılın başlangıcıdır. Ama batı dünyasında
durum böyle değildir. Konumuzu daha iyi anlayabilmek için “Noel”’in ne olduğu,
hangi dinin ve hangi kültürün ürünü olduğu üzerinde bilgi vermeye çalışacağız.
Türkçede yanlış olarak yılbaşı kutlamalarıyla
özdeşleştirilen “Noel” Latincede, “Tanrının doğum günü” anlamına gelen ve Hz.
İsa’nın doğum günü kutlamasını ifade eden “dies natalis” teriminin Fransızca
karşılığıdır. Noel kutlamasının bir başka unsuru olan çam ağacı ise, Yunan ve
Roma pagan kültüründeki Attis tanrısına yönelik ayinden kaynaklandığı kabul
edilmektedir. Bereket tanrısı Attis’in çam ağacında yeniden vücut bulduğuna
inanılmakta, buna bağlı olarak çam ağacına bereket sembolü diye tapınılmaktaydı.
Bir başka inanışta ise, çam ağacı ölümsüzlüğü temsil ettiğine, ağaca bağlanan
mumların ise kötü ruhları ve cadıları kovmak için yakıldığına inanılır. Ayrıca
ağaca asılan küçük ay, güneş ve yıldız süsleri Babil tanrılarının simgeleri olup
Hıristiyanlığa ise Yunan ve Roma yoluyla girerek günümüze kadar ulaşmıştır.
Günümüzde yılbaşı kutlamaları alkollü
içeceklerin çokça tüketildiği, kumarın çokça oynandığı israfı aşan
alışverişlerin yapıldığı bir zaman dilimi olmuştur. Oysaki Yüce Dinimiz Alkolü,
kumarı ve israfı yasaklamıştır. Kuran-ı kerimde bu hususlar şöyle ifade
edilmektedir. “Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak
şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki
kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin
düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz
değil mi?”
“Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O (Allah), israf edenleri sevmez.”
Sevgili Peygamberimizde kendimize has bir davranışımızın olmasını istemekte ve
birçok hadislerinde diğer dini topluluklara benzememizi istemektedir.
Unutulmaması gereken bir başka husus ise, yıllara dini
bir misyon yüklenmemelidir. Çünkü Hicri, Rumi, Miladi gibi takvimler dini yönden
üstünlükleri bulunmayan ve zaman ölçmede esas alınan ayrı başlangıç noktasıdır.
Hicri takvim İslam dinindeki bazı hükümlerin (Zekatın verilmesi, Ramazan ayının
başlangıcı, kandiller vb.) tespitinde önem taşıyor olmasını bu hususla
karıştırmamak gerekir.
İslam dininde Hicri yılbaşını bizim, diğer yılbaşını onların kabul etmekte doğru
değildir. Bu sebeple Takvim olarak miladi takvimi kabul edip yeni bir yılın
başlaması sebebiyle birbirlerimizle tebrikleşmede, birbirimize hayır dualar
bulunmada ve yeni yılın bizler için hayırlar getirmesini istemede her hangi bir
sakınca yoktur.
Sonuç itibariyle toplumumuzda “yılbaşı kutlaması”
olarak yapılan eğlencelerin dinimiz ve kültürümüz açısından hiçbir temeli
yoktur. Bu günlerde bize düşen, geçen bir yılın muhasebesini yaparak gelecek bir
yılda hatalarımızı tekrarlamamak ve kendimizin, toplumumuzun ve Yüce Rabbimizin
razı olacağı davranışları yapmaya gayret göstermek olmalıdır.
Ahmet ÜNAL
Vaiz
Daha fazla bilgi için bkz. TDV. İslam Ansiklopedisi, “Noel” md. C. 33,
s.201-202
Müslim, Taharet, 16, Müslim, Libas, 80, Buhari, Ehadis’u-l Enbiya, 50
TDV. İlmihal, c II, s. 480-481
|