|
18 Mart Çanakkale Zaferinin yıldönümü ve
şehitler haftası olması sebebiyle bu haftaki vaazımızda Şehitlik ve gaziliğin
öneminden, Ecdadımızın Çanakkale’de göstermiş olduğu üstün başarıdan söz etmeye,
bu yüce duyguları anlamaya, anlatmaya çalışacağız. Yüce Ecdadımızın bütün
savaşlara başlarken ifade ettiği önemli bir söz, İslam Dininin vermiş olduğu
manevi duygular ile, geçmişten getirdiğimiz kültürümüzün özümsenerek
birleştirilmesi neticesinde ortaya çıkan bir söz: “Ölürsem şehit, kalırsam Gazi”
Bu söz Müslüman Milletimiz ile ne kadar özdeşleşmiştir. Bu duygulara aynen
sahip olmaktan şeref duyuyoruz. Yüce Ecdadımızın vatanının düşmana terk etmediği
gibi bizlerde aynı şekilde vatanımızı çiğnetmeyeceğimizi şerefle ifade ediyoruz.
İnsanoğlunun kendisine verilmiş en kıymetli
nimetlerin başında hayatı gelmektedir. İnsanın kendisine sunulmuş olan bu
hayatını din, vatan, millet, bayrak, namus gibi milli ve manevi değerlere
adaması ise, dünya ve ahiret için en yüksek mertebelere ulaşmasına vesiledir.
Allah rızası doğrultusunda kişinin canını feda etmesine şehitlik, Şehit ise,
Allah yolunda canını veren kimseye denir. Şehit olan kişiye bu adın
verilmesinin sebebi, cennete gireceğine şahitlik edilmesinden, şahadet anında
bir takım rahmet meleklerin yanında bulunmasından, Cenâb-ı Allah'ın mânevî
huzurunda rızıklandırılacak olmasından dolayıdır.
Şehitlik Kur’an ve Sünnete övülmüş bir
mertebedir. Kur’an-ı Kerimde Yüce Rabbimiz şehitliğin önemini bizlere şöyle
bildirmektedir.
وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي
سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتاً بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ {} فَرِحِينَ
بِمَا آتَاهُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ
يَلْحَقُواْ
بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلاَّ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ {}
يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِّنَ اللّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ اللّهَ لاَ يُضِيعُ
أَجْرَ
الْمُؤْمِنِينَ
“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma.
Bilakis onlar diridirler,Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği
nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından
kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku
olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. (Şehitler) Allah’ın
nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine
sevinirler.”
Sevgili Peygamberimiz birçok hadislerinde
şehitliğin önemine vurgu yapmış, şehit olanların cennete olduklarının müjdesini
bizlere bildirmektedir. Bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. "Peygamber(ler)
cennettedir, şehit(ler) cennettedir, çocuk(lar) cennettedir, diri diri toprağa
gömülen kız (çocukları) cennettedir."
Bir başka hadiste ise Efendimiz, şehitlerin
cennetteki durumlarını şöyle tasvir etmiştir.
ما أَحدٌ يدْخُلُ الجنَّة يُحِبُّ أنْ يرْجِعَ إلى الدُّنْيَا ولَه ما على الأرْضِ
منْ شَيءٍ إلاَّ الشَّهيدُ ، يتمَنَّى أنْ يَرْجِع إلى الدُّنْيَا ، فَيُقْتَلَ
عشْرَ مَرَّاتٍ ، لِما يرى مِنَ الكرامةِ
"Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her
şey kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü
aşırı itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı
ister."
Bu cennet Vatanın birer evlatları olarak bizler
vatanımızı korumak, vatanımıza namahrem eli değmemesi için askerlik yapmakla
mükellefimiz. Buda bizim hayatımızın en önemli zaman dilimidir. Mehmet Akif
Ersoy’un İstiklal Marşımızda dile getirdiği üzere, Cennet Vatanımızı korumak
hepimizin en başta gelen sorumluluğudur. Akif bu hususu ne güzel dile
getirmiştir.
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hâyasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.
İslam Dinide vatanın korunmasına önem vermiş, bu
uğurda yapılan görev başında ölünürse şehit olarak Rabbimize kavuşulacağını
bizlere bildirmiştir. Hz. Peygamber Efendimiz gece uykusunu terk ederek nöbet
bekleyenleri şu şekilde müjdelemektedir.
عيْنَانِ لا تَمسُّهُمَا النَّارُ : عيْنٌ بكَت مِنْ خَشْيةِ اللَّهِ ، وعيْنٌ
باتَت تحْرُسُ في سبِيلِ اللَّهِ
"İki göze cehennem ateşi dokunmaz: Allah
korkusundan ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet bekleyerek geceleyen göz."
Bir başka hadiste şöyle buyrulmaktadır. "Allah yolunda hudutta bir gün nöbet
tutmak, başka yerlerde bin gün nöbet tutmaktan daha hayırlıdır."
Hudutları beklemek ve oralarda nöbet tutmak en
kutsal görevlerden biri olup, sulh zamanı da olsa askerlik vazifesi İslâm
nazarında cihad sayılır. Vatan müdafaasından maksat, sadece sahip olunan
toprakları korumak olmayıp, bunun arka planındaki esas gaye, o topraklar
üzerinde yaşayan insanların dinini, canını, malını, ırz ve namusunu korumak ve
milletin fertlerini hürriyet içinde yaşatmaktır. Özellikle hudutta nöbet tutmak,
diğer yerlerde nöbet tutmaktan daha faziletlidir. Çünkü orada hayâtî tehlike
daha çok olup, sürekli uyanık ve dikkatli olma mecburiyeti vardır. Ayrıca her an
düşmanla karşı karşıya gelme ve bir çatışmaya girme ihtimâli daha yüksektir. Bu
sebeple hudut boylarında bir gün nöbet tutmak, hudutlar dışındaki yerlerde bin
gün nöbet tutmaktan daha hayırlı ve faziletli kabul edilir. Bir kimse askerlik
görevi yaparken vazife başında ölürse, o şehid olarak Rabb'ine kavuşur. Şehidin
amel defteri kapanmaz ve dünyada işlediği güzel ve hayırlı işlerin sevabı da
kıyamete kadar devam eder. Şehid, kabirde meleklerin sorgulamalarından ve kabir
azâbından muaf tutulur.
Vatan, Din millet uğruna öldürülenler İslam
Dininde şehit sayıldığı gibi malı, canı ve ailesi uğrunda öldürülenlerde şehit
kabul edilmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadislerinde bu hususu şöyle
ifade etmektedir.
منْ قُتِل دُونَ مالِهِ فهُو شَهيدٌ ، ومنْ قُتلَ دُونَ دمِهِ فهُو شهيدٌ ، ومن
قُتِل دُونَ دِينِهِ فَهو شهيدٌ ، ومنْ قُتِل دُونَ أهْلِهِ فهُو شهيدٌ
"Malı uğrunda öldürülen şehittir; kanı uğrunda
öldürülen şehittir; dini uğrunda
öldürülen şehittir;
ailesi uğrunda
öldürülen şehittir."
Hüküm bakımından
Şehîdler üç kısımdır:
1- Hakîki şehîd: İslâm'ın yücelmesi
(îlâ-i kelimetüllah) vatan müdafası için savaşırken ölen Müslümanlar. Bu
kimseler, yıkanmaz, kefenlenmez, namazları kılınıp kanlı elbiseleri ile
defnedilir. Uhud, Bedir ve Çanakkale şehîdleri gibi.
2- Hükmî şehîd. Hakîkî şehîdin
şartlarından birini taşımaması sebebiyle yıkanıp kefenlenen ve âhiret itibariyle
şehit olanlardır. Savaşta yaralandıktan sonra yiyip içen, uyuyan, tedâvi gören,
başka bir yere nakledilen ve daha sonra ölen kimseler; deprem yangın, sel
felaketi, âfet ve benzeri musibetlere maruz kalarak ölen, mide ağrısından ölen,
doğum sırasında ölen, suda boğularak ölen, kolera, veba ve veremden ölen, göçük
altında kalarak ölen, ilim yolunda ölen Müslümanlar da hükmen şehittirler.
Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. "Allah yolunda
öldürülmekten başka yedi (tane daha) şehidlik vardır. Taundan ölen şehiddir.
Boğularak ölen şehiddir. Karın ağrısıyla ölen şehiddir. Yanarak ölen şehiddir.
Göçük altında kalarak ölen şehiddir. Doğum üzerine ölen şehiddir."
3- Dünya hükümleri bakımından şehîd;
Müslümanların yanında savaşırken ölen münafıklardır. Bunlar da yıkanıp
kefenlenmeden cenaze namazları kılınır, kanlı elbiseleri ile defnedilir. Ancak
îmânları bulunmadığı için âhirette şehîdlik sevabı alamazlar. Şehîdlik,
Müslümanlara özgü bir niteliktir. Müslüman olmayanlar şehîd olamazlar.
Allah yolunda yaralanıp gazi olmak ise yine
şehitlik gibi yüce mertebelerden biridir. Din uğruna savaşan, mücahit anlamına
gelen gazi, özellikle Türklerde savaşta başarı kazanan kumandanlara, hatta
hükümdarlara şeref unvanı olarak kullanılmıştır.[10]
Kuran-ı Kerimde ve Hz. Peygamber'in hadislerinde Allâh yolunda savaşanların
övülmesi, şehitlik ve gazilik hakkındaki müjde ve haberleri sebebiyle Türk
kültüründe, "ölürsem şehit, kalırsam gazi" tabiri ortaya çıkmıştır.Yüce
Ecdadımız hiçbir zaman esaret altına düşmemiş bu uğurda ölümü şehitlik, kalmayı
ise gazilik saymıştır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu hususta şöyle
buyrulmaktadır.
قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَا إِلاَّ إِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِ
"De ki: Bize iki iyilikten, gazilik ve
şehitlikten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz?"
Sevgili
Peygamberimiz bir hadislerinde gazilik unvanını almış insanlara şu müjdeyi
vermektedir.
ما مِنْ مَكلوم يُكْلَمُ في سبيل اللَّه إلاَّ جاءَ يَوْمَ القِيامةِ ، وكَلْمُهُ
يَدْمِي : اللوْنُ لونُ دمٍ والريحُ رِيحُ مِسْكٍ
"Allah yolunda yaralanan bir kimse, kıyamet
gününde yarasından kan akarak Allah'ın huzuruna gelir. Renk, kan rengi, koku ise
misk kokusudur."
Yüce Milletimiz milli ve manevi değerlerimiz
uğruna evlatlarını kınalayarak askere uğurlamış, ölümü şehitlik olarak bilmiş
geride kalmayı gazilik olarak şeref saymıştır. Nitekim Çanakkale savaşında
Ülkemizi ele geçirmek üzere gelen düşman kuvvetleri kahraman ecdadımızın
savunması karşısında bozguna uğramışlardır. Mehmet Akif Ersoy bu durumu şöyle
dile getirmiştir.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Çanakkale Savaşı Milletimizin var olup-olmama
savaşıdır. Bu savaş bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” dedirterek zaferle
sonuçlanmıştır. Dün Ecdadımız kendisine düşen vazifeyi yüz binlerce şehit
vererek yerine getirmiştir. Vatanı sevmek, düşmanlara onu terk etmemek,
kendisine gelecek her türlü zarara karşı gerekli tedbirleri almak ve gerektiği
zaman onun için canını vermek kutsal bir vazifedir. Türkiye’miz bizim için en
vazgeçilmezlerdendir. Atalarımız bu topraklar için kendilerine düşen bütün
vazifeleri layıkıyla yerine getirmişler, bu topraklara namahrem elini
değdirmektense ölmeyi şeref sayarak şehitliğe sevinçle uçmuşlardır. Bugün,
vatanımızı muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmak için bize düşen vazifeleri
en güzel şekilde yerine getirmeliyiz. Ayrıca şu husus unutulmamalıdır ki, vatan
sevgisi imandandır.
Kurtuluş Savaşında milletimizin göstermiş olduğu
tek vücut mücadele, dünyaya bu topraklara namahrem eli değmeyecek olmasının en
önemli işaretidir. Ülkemizi işgal altına almak isteyen düşman orduları, ölmeyi
şehitlik kalmayı gazilik sayan Müslüman Ecdadımız tarafından hüsrana
uğratılmıştır.
Şehitlik ve gazilik insanın varabileceği en
önemli manevi makamlardan biridir. Bu vesile ile Bu Cennet Vatanımız için canını
vermiş aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimiz rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Ruhları şad olsun. Yüce Rabbim Devletimize dirlik, Ordumuza kuvvet, Milletimize
birlik nasip etsin. Bizi birbirimizden ayırmasın.
Vaazımızı Mehmet Akif Ersoy’un şu dizeleriyle
bitiriyorum.
Zannetme ki ecdadın asırlarca uyudu
Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?
Üç kıtada yer yer kanayan izleri şahid,
Dinlenmedi bir gün o büyük şanlı mücahid.
Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|