|
Kurban Bayramı
Kurban, ibadet niyetiyle belirli vakitte,
belirli nitelikleri taşıyan hayvanları kesmek demektir. Kurban mali
ibadetlerdendir ve Yüce Rabbimizin bizlere vermiş olduğu nimetlere şükrün
ifadesidir. Nitekim Yüce Rabbimiz faydalanabileceğimiz sayısız nimetleri
bizlerin emrine vermiştir.
İnsanlık tarihiyle beraber sürüp gelen kurban
kesme uygulaması, kesiliş amacı ve şekli farklı olmakla beraber bütün dinlerde
mevcuttur. Kur’an-ı Kerim’de bu hususu şöyle dile getirilmektedir.
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ
اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ
وَاحِدٌ
فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرِ الْمُخْبِتِينَ
“Her
ümmet için, Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini
ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır.
Şu halde yalnız ona teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!”
Bugün bizlerin kesmiş olduğu Kurban ibadetinin
şekli Hz. İbrahim ve Hz. İsmail (a.s.)’ın hayatında vuku bulan tarihi bir olaya
dayanmaktadır. Bu husus Yüce Kitabımızda şu şekilde anlatılmaktadır.
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ
&
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ
&
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ
يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى
قَالَ
يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ
&فَلَمَّا
أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ
&
وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ
&
قَدْ
صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
&
إِنَّ هَذَا لَهُوَ
الْبَلَاء الْمُبِينُ
&
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ
&
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي
الْآخِرِين
َ
&
سَلَامٌ عَلَى إِبْرَاهِيمَ
&
كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
&
إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
“İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun
emrettiği yere) gideceğim. O bana yol gösterecektir.” “Ey Rabbim! Bana
Salihlerden olacak bir çocuk bağışla.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben
rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da,
“Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın”
dedi. Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu
(boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”
“Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle
mükâfatlandırırız.” “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.” Biz, (İbrahim’e)
büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. Sonradan gelenler
arasında ona güzel bir ad bıraktık. İbrahim’e selam olsun. İyilik yapanları
işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o mü’min kullarımızdandı.”
Kurban Bayramı bizleri için önemli olan iki
Dini bayramımızdan biridir. Kurban Bayramı Zilhicce ayının 10. 11. 12. 13.
günleridir. Sevgili Peygamberimiz hicretten sonra Medinelilerin iki bayramı
olduğunu öğrenince “Allah sizin için o iki günü, daha hayırlı iki günle Ramazan
ve Kurban bayramıyla değiştirmiştir”
buyurmuşlardır. Ramazan ayı ruhumuzun huzura kavuştuğu bir aydı. Ramazan Bayram
sabahını da o neşeyle idrak etmiştik. Kurban Bayramı ise, Kurban kesmekle
malımızın şükrünü eda ettiğimiz, yardımlaşma duygumuzun doruğa ulaştığı bir
bayramdır.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de Kurban ibadeti
hakkında şöyle buyurmaktadır.
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
“Rabbin için namaz kıl kurban kes”
Sevgili Peygamberimizde Kurban ibadetini
yaşadığı müddet boyunca hiç terk etmemiş hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur.
“Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın”
, “Ey insanlar, her sene, her ev halkına kurban kesmek vâciptir”
Hanefi Mezhebine göre, Bir kimsenin kurban
kesmekle yükümlü olabilmesi için dört şart aranır:
1. Müslüman olmak.
2. Akıllı ve bulûğa ermiş olmak.
3. Mukim olmak, yani yolcu olmamak.
4. Belirli bir malî güce sahip bulunmak.
Dinen yolcu hükmünde olan kimse kurban kesmekle
yükümlü değildir. Ancak yolcu hükmünde bulunan kimsenin tek başına veya
mukimlerle birlikte kurban kesmesine bir engel de yoktur. Hanefî mezhebine göre,
kurban kesmeyi vâcip kılan zenginliğin ölçüsü, zekâtta ve fıtır sadakasında
aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve aslî ihtiyaçları
dışında 20 miskal (80.18 gr.) altına, ya da buna denk bir paraya veya mala sahip
olmaktır. Bu miktar bir mala sahip olan kimsenin kurban kesme imkânına sahip
olduğu düşünülmüştür. Ayrıca sabit gelirlilerin aslî ihtiyaç harcamalarını
çıktıktan sonra yıllık gelirinden artakalan miktar 80.18 gr. altın değerine
ulaşıyorsa kurban kesmeleri gerekir. Uygun olan, kurban alma imkânı bulunmayan
kimselerin, kurban kesmek için kendini zorlamamasıdır.
Kurban edilecek hayvanlarda aranılan şartlara
gelince; Yukarıda açıkladığımız şartları taşıyan mükelleflerin Kurban kesmeleri
gerekmektedir. Kesilecek kurbanla ve nasıl kesileceği ile ilgili temel şartları
şöyle sıralayabiliriz.
1.İslam Dininde kurban edilecek hayvanların
neler olduğu belirtilmiştir. Bunlar; Büyük baş hayvan olarak, Sığır, Manda ve
Deve, Küçükbaş hayvan olarak, Koyun ve Keçidir. Zikretmiş olduğumuz bu
hayvanların erkek veya dişi olmalarında herhangi bir sakınca yoktur. Dileyen bu
hayvanlardan hangi cinsini isterse onu kurban edebilir. Ancak tavuk, kaz, vb.
kümes hayvanları ile ceylan gibi hayvanların Kurban edilmesi caiz değildir.
Koyun ve keçi bir kişi, sığır, manda ve deve ise yedi kişiye kadar hisseli
kurban edilebilir.
2.Koyun ve keçi cinsinden hayvanlar bir yaşını
doldurduktan sonra kurban edilebilir. Koyunun semizlik ve gösteriş olarak bir
yaşındakilerle aynı olması halinde altı ayını tamamladıktan sonra da kurban
olabilir. Sığır ve manda cinsinden hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını
tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilirler. Koyun ve keçi bir kişi
tarafından, sığır, manda ve deve ise yedi kişiye kadar hisseli kesilebilirler.
3.Kurban edilecek hayvanlarda kurbana engel
olabilecek bir özür bulunmamalıdır. Bu sebeple aşağıda sayacağımız özürler bir
hayvanda bulunursa o hayvan kurban edilmez.
-İki veya bir gözü kör olması
-Çok zayıf, çelimsiz olması
-Kurban edilecek yere kadar yürüyemeyecek
durumda topal olursa
-Kuyruğunun veya kulağının üçte ikisinin
olmaması
-Küçükbaş hayvanlarda bir memesi, sığırda ise
iki memesi kurumuş olması
-Boynuzunun çoğunun veya tamamının kırık olması
Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz, şaşı, topal
ve deli, biraz hasta, bir kulağı delinmiş veya yırtılmış olmasında kurban
açısından bir sakınca yoktur.
4.Kurbanın Kurban bayramı günlerinde kesilmesi
gerekir. Bu günler ise, Hanefi Mezhebine göre, kurban bayramının ilk üç günü
yani zilhicce ayının 10, 11 ve 12. günleri, bayram namazının kılınmasından, 3.
günün akşamına kadarki süredir. Kurban kesim işlemine Bayram namazı kılındıktan
sonra başlanılmalıdır. Sevgili Peygamberimiz bu husus şöyle dile getirmektedir.
“Bu günümüzde bizim için ilk yapılacak şey namaz kılmaktır. Ondan sonra
evlerimize dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim (böyle) yaparsa Sünnetimize
uygun iş görmüş olur”
Kurban bayramı günü bayram namazı kılınmadan önce kesilen hayvanların kurban
olarak kabul edilmediği ve bayram namazından sonra yeni bir kurban kesilmesinin
gerektiği unutulmamalıdır.
5.Kurbanın kesilme amacı tamamen ibadet kastı
olmalıdır. Tek başına kesen içinde ortaklı kesenler için de durum böyledir.
Allah rızası güdülmeyen her ibadette hayır olmadığı gibi Kurbanda da hayır
olmayacaktır.
Kurban ibadetini yerine getirirken aklımızda
bulunması gereken en önemli husus, Yüce Rabbimizin rızası olmalıdır. Çünkü
ibadetlerimizin makbul olmasının temel şartı Allah rızasıdır. Yapmış olduğumuz
ibadetin dünya ve ahiret getirisi olması için temel şart, niyetin halis bir
halde tutulmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا
وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا
اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ
“Onların etleri ve kanları asla Allah’a
ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır.
Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı
Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.”
Sevgili Peygamberimizde; …
وإِنَّمَا لِكُلِّ امرئٍ مَا نَوَى
إنَّما الأَعمالُ بالنِّيَّات
“Yapılan
işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre
alır.”
buyurarak, ibadetlerin Allah katında kabul noktasının niyet olduğuna işaret
etmektedir. Gösterişe yönelik veya sadece et yeme amaçlı kesilecek Kurbanlar
sadece bu amacı gerçekleştirecektir.
Kurbanların kesim işleminde her hususta titiz
davranılmalıdır. Hayvan kesim yerine incitilmeden götürülmeli, kendisine zarar
vermeden yere yatırılmalı ve özellikle kesim işleminde keskin bir bıçak
kullanılmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu hususta şu uyarıyı yapmaktadır.
وَإذَا ذَبَحْتُمْ فأحسِنُوا الذِّبْحَةَ وَلْيُحِدَّ أحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ
وَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ
“Kesecek olursanız kesmeyi iyi yapın. Bıçağın
ağzını bileyin. Hayvana (zahmet vermeyin) rahat ettirin.”
Kurban kıbleye doğru yatırılmalı ve kesilmeden
önce Kurban sahibi Kur’an-ı Kerim’de geçen şu ayet okumalıdır.
قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ
رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da,
diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
Ayet okunduktan sonra “Bismillâhi Allahü ekber”
denilerek ve tekbirler getirilerek kurban kesilmelidir. Çünkü Allah’ın ismi
anılmadan kesilen hayvanlar Yüce Rabbimiz tarafından bizlere haram kılınmıştır.
Ayrıca Sevgili Peygamberimizde şöyle buyurmaktadır."Bayramınızı
tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz."
Kurbanların eti üç bölüme ayrılmalıdır. Bir
bölümü ev halkına, ikince bölüm eş, dost ve akrabaya hediye edilmeli, üçüncü
bölüm ise, fakirlere dağıtılmalıdır. Kişinin bakmakla yükümlü bulunduğu
kimselerin kalabalık olması veya ihtiyaçlarının bulunması halinde kurban etinin
kimseye dağıtılmadan evde tüketilmesinde de bir sakınca görülmemiştir. Bu durumu
kurbanı kesenin kendisi takdir etmelidir. Kurban Yukarıda işaret ettiğimiz
üzere, sadece Allah rızası için kesildiğinden dolayı, Kurbanın etini satıp gelir
getirici bir hale dönüştürülmemelidir. Kurbanın derisi, yünü, bağırsakları,
kemikleri, iç yağı gibi eti dışında kalan parçalarının da sahibine gelir temin
etmek amacıyla para ile satılması câiz değildir. Bunları kurban sahibi evde
kullanabileceği gibi kullanılmak üzere birine hediye de edebilir. Şayet satacak
olursa parasını tasadduk etmesi gerekir.
Kurban kesim işleminden sonra dikkat edilmesi
gereken bir husus ise çevre temizliğidir. Yüce Dinimiz Temizliği her daim
emretmiş, temizliği ibadetin temel şartı görmüştür. Nitekim Sevgili
Peygamberimiz temizliği imanın yarısı olarak nitelemiştir. Bizlerde
Kurbanlarımızı kestikten sonra onlardan geride kalan artıkları çevreye
rahatsızlık verecek bir şekilde atmamalı, günümüzde belediyelerin bizlere
göstermiş olduğu yerlere bırakmalıyız. Unutmayalım ki; çevreye vermiş olduğumuz
rahatsızlık kul hakkı doğuracaktır. İbadetlerimizin özü olan temizliği hem kesim
esnasında hem kesimden sonra gerçekleştirmeli, Müslüman insan olarak bize
yakışan davranışları ortaya koymalıyız.
Kurban bayramı süresince unutmayacağımız önemli
bir husus ise, Teşrik Tekbirleridir. Teşrik Tekbirleri Kurban bayramından bir
gün öncesinden yani Arife günü sabah namazından itibaren başlar, dördüncü günü
ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazlarının peşine, selam verdikten
sonra bir defa getirilir. Hanefi mezhebine göre Teşrik Tekbirleri, ister
cemaatle ister tek başına olsun ister yolcu ister mukim olsun erkek ve kadın her
kese vaciptir. Teşrik Tekbiri şöyle getirilir. "Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ
ilahe illallahu vallahu ekber. Allahü ekber ve lillâhilhamd." Teşrik tekbirleri
gününde kılınmayan namazlar kaza edilirse, Teşrik tekbirlerini de almak gerekir.
Kurban mali bir ibadet olması yanı sıra,
kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutan ve sosyal adaletin
gerçekleşmesine katkıda bulunan bir ibadettir. Aslında bayramların özünde bu
husus yatmaktadır. Bayramlar, birlik ve beraberliğimizin en üst seviyede
yaşadığımız günler olmalı, büyükler ziyaret edilmeli onların hayır duası
alınmalı, küçükler unutulmamalı ve bu günler küçüklerimizin her daim akıllarında
güzel izler bırakıcı bir zaman dilimi olmalıdır.
Günümüzde et satın alma imkânı hiç bulunmayan
veya çok az olmak koşuluyla et alabilen yoksul aileler vardır. Kurban Bayramında
kestiğimiz hayvanların etlerini fakirlere ulaştırmak suretiyle, içimizde bulunan
yardımlaşma duygusu en güzel şekilde ortaya çıkarmalıyız. Çünkü Allah yolunda
harcanan her şey, bizlere zevk ve mutluluk verir ve bizleri cimrilik
hastalığından korur, dünya malına olan aşırı bağlılığımızı ortadan kaldırır.
Fakirlerinde ellerine geçenlerden dolayı şükür çoğalır, başkalarının mallarında
eğer gözleri varsa bu durum ortadan kalkmış olur. Bu sebeple bize düşen asıl
görev birbirimizle olan diyalogumuzu kesmemizdir. Bu hususu Sevgili
Peygamberimiz şöyle dile getirmiştir.
« مثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وتَرَاحُمِهِمْ وتَعاطُفِهِمْ ، مَثَلُ
الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداعَى لهُ سائِرُ الْجسدِ بالسهَرِ
والْحُمَّى »
“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine
acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta
olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa
tutulurlar.”
Kendi aralarımızda ki ziyaretlerimizin yanında
hasta olan kardeşlerimizi de ve ahire göç eden kardeşlerimizi de unutmamalı,
hastalarımızı ziyaret ederek onlara geçmiş olsun temennilerimizi sunmalı,
kabirlerimizi ziyaret ederek orda yatanlara hayır duada bulunmalı ve Yüce
Rabbimizden rahmet dilemeliyiz.
Bize verilmiş olan bu hayat en güzel şekilde
tamamlanılması gereken bir zaman dilimidir. Çünkü yaşamış olduğumuz bu dünyadaki
her şeyin hesabını Yüce Rabbimize vereceğiz. Bu sebeple dünya ve ahiret
mutluluğunun sırrı, Yüce Rabbimizin bizlerden istemiş olduğu emirlerini yerine
getirme ve yasaklarından kaçınmanın yanı sıra, İnsanlarla olan diyaloglarımızı
da İlahi rahmete uygun sürdürmektir. Baki kalan bu dünyada bir hoş seda değil
midir? Yunus Emre şu dörtlüğüyle bu hususu ne güzel ifade etmiştir.
Ben gelmedim davi için
Benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim.
Bu güzel günlerde aramızdaki sevgi ve
muhabbetin daim olmasını, birlik ve beraberliğimizin hiçbir zaman bozulmamasını,
merhamet duygularımızın her daim canlı olmasını, büyüklerimize saygı
küçüklerimize şefkat duyan nesillerin yetişmesini Yüce Rabbimden temenni ederim.
Kurban bayramını tebrik eder, kendimize, Milletimize ve bütün İslam âlemine
hayırlar getirmesini Yaratanımızdan niyaz ederim.
www.guncelvaaz.com
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|