|
Allah-u Teala insanoğlunu kadın ve erkekten
yaratmıştır. Erkek ve kadın olarak yaratılan insanoğlunun bu dünyaya gelişinde
hangi gruptan meydana gelmek istediği kendi tercihine bırakılmış bir durum
değildir. Allah-u Teala insanların erkek veya kız olarak dünyaya gelişinde kendi
tercihlerin olmadığını, erkek veya kız çocuğunun dünyaya gelişinde Yaratanın
iradesinin olduğunu bizlere şöyle bildirmektedir.
لِلَّهِ مُلْكُ
السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ يَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ إِنَاثاً
وَيَهَبُ لِمَن يَشَاءُ الذُّكُورَ {} أَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَاناً وَإِنَاثاً
وَيَجْعَلُ مَن يَشَاءُ عَقِيماً إِنَّهُ عَلِيمٌ قَدِيرٌ
“Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. O, dilediğini
yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir. Yahut o
çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır
yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir. “
İnsanlar arasında erkek olarak yaratılmanın bir
ayrıcalık olduğu kabul edile gelmiştir. Oysaki Yaratan katında durum böyle
değildir. Yaratılışta eşit olan kadın ve erkek arasındaki üstünlük yaratılış
itibariyle değil, Allah’tan sakınma (Takva) alanındadır. Kuran-ı Kerim’in
ifadesiyle sübut bulan bu ifade kadın ve erkek arasındaki eşitliği ortaya koyar
ve her bir bireye sorumluluk yükler. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ
شُعُوباً وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ
إِنَّ اللَّهَ
عَلِيمٌ خَبِيرٌ
“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden
yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah
katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.
Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.”
Ayet-i kerimede de ifade edildiği üzere Allah katında en üstün varlık olarak
erkek veya kadın zikredilmemiş, her iki gruptan da takva bakımından Allah’tan
sakınma, emir ve yasaklara itina ile uyma anlamında üstünlük zikredilmiştir. Bir
başka ayette de Rabbimiz muhatap olarak erkek ve kadını almakta, her iki gruptan
da iyilik yapanların kendi lehlerine olduğuna şöyle işaret edilmektedir.
إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ
وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ
وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ
وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ
فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيراً
وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْراً عَظِيماً
“Şüphesiz Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, mümin
erkeklerle mümin kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru
erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a
derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka
veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan
kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı
çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah
bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
İslam Dininin kadınlara verdiği değeri daha iyi
anlamak için İslam gelmeden önce kadınların toplum içindeki durumlarının neler
olduğunun bilinmesi gerekir. Cahiliye olarak ifade edilen İslamiyet’in gelmeden
önceki dönem, Kuran-ı Kerimin ifadesiyle İnsanların kendi işledikleri
(kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıktığı
bir dönemdi.
Birçok konuda bozulmanın yaşandığı cahiliye toplumunda
kadın hakları açısından da bozulma meydana gelmiş, kadınların haklarından
bahsetmek şöyle dursun insanlar kız çocuklarının dünyaya gelmesi nedeniyle utanç
duyar hale gelmişlerdir. İslâm’dan önceki Araplar’da bazı soylu aile kızları
birtakım imtiyazlara sahip olsalar da genelde kadının durumu çok kötüydü. Her
şeyden önce dinmek bilmeyen kabile savaşları kadınlar için büyük bir tehlike
oluşturuyordu. Çünkü Câhiliye Arabında kadın, savaş sonunda herhangi bir mal
gibi, kendisinden çeşitli yollarla yararlanılan bir ganimet kabul edilirdi. Bu
durumda, kız çocuklarının ileride kendilerine utanç ve ar getirecek bir duruma
düşmesinden kaygı duyan müşrik Araplar, yeni bir kız çocuğunun doğumunu utanç
verici bir olay sayarlardı; hatta bunu önlemek için bazı kabilelerde kız
çocuklarını diri diri toprağa gömme âdeti bulunmaktaydı. Bunu geçim zorluğu
yüzünden yapanlar da vardı.
Nitekim Kur’an-ı Kerim cahiliye toplumunda kız çocuklarının dünyaya gelmesinden
dolayı insanların takındıkları tavrı şöyle anlatmaktadır.
وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُمْ بِالأُنثَى ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَدّاً وَهُوَ كَظِيمٌ
يَتَوَارَى مِنَ الْقَوْمِ مِن سُوءِ مَا بُشِّرَ بِهِ أَيُمْسِكُهُ عَلَى هُون
أَمْ يَدُسُّهُ فِي التُّرَابِ أَلاَ سَاء مَا يَحْكُمُونَ
“Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak
yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan
gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı
gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!”
İslam Dininin gelmesiyle birlikte bütün
insanların malları, canları, ırzları dokunulmaz kabul edilmiş, bir insanı
öldüren bütün insanlığı öldürmekle eş tutularak insan hayatının önemine işaret
edilmiştir. İnsanlara verilen değerin toplum açısından eşit hale getirilmesi ise
en çok kadınların lehine olmuş kendilerine en değerli haklar sunulmuştur.
Cahiliye döneminde iffetsizliğe sürüklenen kadınlar İslam Dininin gelmesiyle
artık böyle bir kötülüğün içinde olmamışlardır. Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği
üzere kadınlar dünya menfaati için satılmakta idi. Ayet-i kerime şöyledir.
“Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen
cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç
şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok
merhametlidir.”
İslam dini ile, ayette bildirilen olumsuzlukların tamamen ortadan kaldırılmış,
artık kadınlar zorla kötü yollara sevk edilememişlerdir.
İslam diniyle beraber kız çocuklarının
horlanması ortadan kalkmış, onları diri diri toprağa gömen zihniyet artık
değiştirilmiştir. Yüce Rabbimiz kutsal kitabımızda kızların diri diri toprağa
gömülmesini yasaklamıştır. Ayette şöyle buyrulmaktadır.
وَلاَ تَقْتُلُواْ
أَوْلادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلاقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُم إنَّ قَتْلَهُمْ
كَانَ
خِطْءاً كَبِيراً
“Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları
da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.”
Sevgili Peygamberimizde kız çocuklarının ahlaklı bir şekilde yetiştirilmesi
neticesinde yetiştirene ahirette kendisiyle beraber olunacağını müjdelemektedir.
Bir hadiste bu husus şöyle ifade edilmektedir.
مَنْ عَالَ جَارِيتَيْنِ حَتَّى تَبْلُغَا جَاءَ يَومَ القِيامَةِ
أَنَا وَهُو كَهَاتَيْنِ
“Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına
gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle
yanyana bulunacağız” buyurdu ve parmaklarını
bitiştirdi.
Bir başka hadiste ise kız çocuklarının sıkıntılarını giderenlere şu müjde
verilmektedir. “Her kim kız çocukları yüzünden bir sıkıntıya uğrar da onlara iyi
bakarsa, bu çocuklar onu cehennem ateşinden koruyan bir siper olurlar.”
Cahileyye döneminde kadınlara yapılan
haksızlıklar, İslam dini gelmesiyle ortadan kaldırılmaya çalışılmış Yüce
Rabbimiz tarafından ve Peygamber Efendimizin hadislerinde kadınlara karşı
davranışlarımızın iyi olması bizlerden istenmiştir. Bir ayette şöyle
buyrulmaktadır.
وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ
“Kadınlarla
iyi geçinin.”
Bu konu hakkında zikredilmiş birkaç hadis
şöyledir. “Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır.
Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.”,
“Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu
beğenir.”
Kur’an-ı Kerim’de kadının biyolojik yapısının
erkeğe benzemediği ifade edilerek erkeğe kadını gözetme görevi verilmiştir. Ayet
bizlere şöyle haber vermektedir. “Erkekler, kadınların koruyup
kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir
de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini
sağlamakta)dırlar.”
Erkeklere, koruyup kollama görevinin verilmiş olması iki cins arasında bir
eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil; erkeklerin güç, kuvvet ve fizikî oluşum
bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. Bu durum kadını erkekten
aşağı bir konuma düşürmez. Buna karşılık erkeklere, ailenin geçimini ve
yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler.
İslam Dininde kadınların biyolojik yapılarının
farklılığının gözetilmesi hususunda hükümler getirdiği gibi onun ruh yapısının
da farklı yaratıldığına işaret ederek onlara karşı hassas davranmamız
istenmektedir. Nitekim bir hadislerinde Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz şöyle
buyurmaktadır. “Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyyetimi
tutunuz. Zira kadın kısmı kaburga kemiği gibidir. Onu doğrultmaya kalkarsan
kırarsın. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin.” Sevgili
Peygamberimiz bu hadisleriyle kadınlarla nasıl geçinmemiz gerektiğini
anlatmıştır. Dayakla veya ona hakaret etmekle kadını kişinin kendi istediği
şekle sokamayacağının mümkün olmadığı belirtmiştir. Ayrıca hiddet ve şiddet
yerine, ülfet ve şefkat yolunu tutmayı tavsiye etmiştir. Kadına ancak bu yolla
yaklaşmanın ve ona tesir etmenin mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Zaten
insanlarla beraber yaşayabilmenin yolu, onlarla olan davranışlarımızda
merhametli olmaktan ve şiddete başvurmamaktan geçmektedir. Aile yuvasının
huzuru, ailedeki fertlerin saâdeti ise erkek ve kadın arasındaki muhabbete,
sevgiye ve insanca davranışlara dayanmaktadır.
İslam’ın kadınlara vermiş olduğu değer
göstergesinden biride onların annelik vasıflarıdır. Anne, İslam Dininde
kendisine değer verilmesi gereken varlıkların başında zikredilmiştir. Nitekim
Allah’a itaatten sonra anne hakkı hep ikinci planda tutulmuştur. Yüce Rabbimiz
Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır.
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ
وَهْناً عَلَى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِي عَامَيْنِ أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ
إِلَيَّ الْمَصِيرُ
“Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını
tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır.
Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da
ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır.”
Bir başka ayette ise kendilerine karşı davranışlarımızda kırıcı olmamız tavsiye
edilmekte, hatta “öf” bile demememiz bizden istenmektedir. Ayette mealin şöyle
buyrulmaktadır. “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi
davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin
yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de
güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve:
"Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara
(öyle) rahmet et!" diyerek dua et.”
Sevgili Peygamberimize sorulan bir soru karşılığında vermiş olduğu şu cevap anne
hakkının ne kadar önemli olduğunu bizlere bildirmektedir. “Bir adam
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek: Kendisine en iyi davranmam
gereken kimdir? diye sordu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Anan!”
buyurdu. Adam: Ondan sonra kimdir? diye sordu. “Anan!” buyurdu. Adam tekrar:
Ondan sonra kim gelir? diye sordu. “Anan!” dedi. Adam tekrar: Sonra kim gelir?
diye sordu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: - “Baban!” cevabını
verdi.”
Günümüzde kadın haklarına yönelik
gerçekleştirilen hak ihlallerinin ve kadına yönelik şiddetin sebebi asla İslam
Dini değildir. Yukarıda yapmış olduğumuz inceleme sonucunda İslam Dininin
kadınlara vermiş olduğu hakları şu başlıklar altında zikredebiliriz.
1.Yüce Rabbimiz katında kadın ve erkek kulluk
yönünden aynı konumda tutulmakta, yaratılış itibariyle kadın ve erkeğe aynı
sorumluluklar yani mükellefiyetler yüklenmekte, kazanılmış hakların kullanımında
eşit haklar sağlanmaktadır.
2.İslam Dini kadınlar için annelik vasfı
yüklemek suretiyle onlara itibar vermiş Cenneti annelerin ayaklarının altına
yani onların razı olmalarına bırakılmıştır. Dünyada kendisine en çok iyilik
yapmamız gereken annemiz olarak bildirilmiş, anne hakkının yenmesi sebebiyle
dünya ve ahiret sıkıntısıyla karşılaşılacağı ifade edilmiştir. Ayrıca kız
çocuklarının toplumlarda ikinci plana itilmesi İslam Dininde engellenmiş iki kız
çocuğu terbiyesiyle, ahlakıyla büyütülmesi neticesinde bu kız çocuklarını
büyütenlere cennet müjdesi verilmiştir.
3.Kadının yaratılış özelliği ön planda tutulmuş,
erkeğin toplumdaki sorumlulukları da ifade edilmiş ve her iki grubunda faydasına
olmak üzere ailenin geçimi erkeğe yüklenmiştir. Bu hususta kadına verilen
değersizliğin değil ona verilen kıymetin en önemli işaretlerindendir. Ayrıca
kadınların biyolojik yapıları sebebiyle aybaşı (adet) olduğu günlerde
kendilerinden namaz ibadet mükellefiyeti kaldırılmış, tutamadıkları oruçlarını
bir başka zamanda sıhhatlerine kavuştukları zamanda kaza etme hükmü
getirilmiştir. Bu durumda yine kadına yapılan bir haksızlık değil, onun
biyolojik yapısı da İslam dininde göz ardı edilmediğinin ve kendisine verilen
kıymetin en büyük işaretidir.
4.Toplumların bir çoğunda yanlışta olsa çok
revaç gören erkek olarak yaratılmanın bir ayrıcalık olduğu hususu İslam Dininde
kabul edilmemiş, İnsanların adem ve havva olarak, yani erkek ve dişi olarak
yaratıldığı ifade edilmiş, kendi ellerinde bulunmayan bir vasıfla övünülmesi
kınanmış ve üstünlüğün yaratılış özelliklerinde değil, sonradan kazanılan
takvaya yani Allah’a saygıya, Allah’ın emirlerine riayet yasaklarından kaçınmaya
bağlanmıştır.
5.Birçok toplumda yapıla gelen, özellikle
günümüzde de kadınlara reva görülen, büyük haksızlıklardan olan ve onların
iffetlerini ayaklar altına alan fuhşa sürüklenmek, İslam Dininde haram kabul
edilmiş ve Irz ve Namus hakkı en temel haklardan sayılmış, korunması ve
gözetilmesi için gerekli prensipler getirilmiştir. Böyle bir hak ihlali
neticesinde de yine ahiret azabıyla insanlar bu ihlallerden sakındırılmaya
çalışılmıştır.
Yüce Rabbimiz İslam Dinimizi yanlış
algılamalardan bizleri korusun. Dünya ve ahirette insana en büyük sıkıntı
verecek olan kul hakkına girmekten, insanlara karşı hak ihlalleri
gerçekleştirmekten bizleri sakındırsın.
Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
Ahmet ÜNAL
Vaiz
|