|
RAMAZAN
AYI
Manevi güzelliklerle dolu olan Ramazan ayı müminler için bir rahmet ve mağfiret
mevsimidir. Bu kıymetli zaman dilimini ibadet ve iyiliklerle değerlendiren mümin
ebedi mutluluğun kapısını açar. Cehennemden kurtuluş beratını alarak zaman ve
mekan cennetine doğru yol alır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:
إِذَا دَخَلَ شَهْرُ
رَمَضَانَ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ ،
وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ
“Ramazan Ayı gelince, cennet kapıları açılır,
cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulurlar”.
Bu hadis-i şerif gösteriyor ki; Ramazan ayında iyi işler yapıp kötülüklerden
sakınan mümine cennetin kapıları açılır cehennemin kapıları kapanır. Oruç
sayesinde nefsine hakim olup şeytana uymadığı için de, şeytanın eli kolu
bağlanmış ve etkisiz hale gelmiş olur.
İnsanın yaşadığı her
an, onun için sonsuzluğa açılan bir zaman parçası olmaya namzettir. İdrak
ettiğimiz bu Ramazan-ı şerifin, bu anı, içinde saklamadığını kim bilebilir!
Ramazan Allah’ın
rızasını kazanma kuşağıdır. Ramazanın her öğesi böyle bir kazancı sağlayıcı
niteliktedir. Oruçlar, beş vakit namazlar, teravihler, dualar, zikir ve
tespihler, iftarlar, sahurlar, fitreler, sadakalar hepsi de birer sevap makinesi
gibi işlerler. Uygulayıcılarını ebedi nimet ve mutluluklara eriştirirler.
Ramazanı Dolu Dolu Yaşamaya Ruhen Ve
Kalben Niyet Etmek
Mümin niyetli bir Ramazan yaşamaya kararlı
olmalıdır. Burada oruç tutmak için gerekli olan niyetten söz etmiyoruz. Merkezi
Allah rızası olan bir niyeti kast ediyoruz. Hz. Peygamber,
إِنَّمَا الأَعْمَالُ
بِالنِّيَّاتِ ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى
“Ameller niyetlere göre değerlendirilir. Herkese
niyet ettiği şey vardır” buyurmaktadır.
O halde amelin gerçek değeri amel edenin niyetinde
gizlidir. Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.
İnsanlar, niyetlerini her zaman
“Allah için olma” ya odaklayabilseler, hesapsız sevap kazanırlar. Niyet, sahte
ile gerçeği birbirinden ayıran mihenktir. İnsanın değeri gönlündeki niyetinde
gizlidir. Yani niyet insanın asli değeridir.
İnsan, Allah için yaptığı mubah
olan işlerden, yani normalde sevabı da günahı da olmayan gündelik meşgalelerden
bile sevap alabilir. Örneğin niyeti namaz kılmak olan bir müminin camiye
giderken attığı her adım kendisi için sevaptır. Diğer bir ifade ile insan
sevaplara ancak iman, arzu ve niyetle sahip olabilir. Niyetle azlar çok, çoklar
sonsuz olur. Allah’ın sonsuz nimetlerine karşı amelle değil niyetle
şükredilebilir.
Belirtmeye çalıştığımız bu şuur, hayatın bütün
olgularında ve özellikle Ramazanda bize hakim olmalıdır. Hz Peygamber,
“وَمَنْ صَامَ
رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
…”
“Niyet ederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek
Ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahları affolunur”
müjdesini vermektedir. Bu müjde ancak niyet ile gerçekleşir. Oruçlu kimse
oruca niyet ettiği gibi bu oruçla Allah’ın rızasını, rahmet ve mağfiretini de
dilemelidir.
O halde Ramazanda niyetlerimizi sağlam tutmalıyız ki
adetlerimiz ibadetlere dönüşsün. Ziyafetlerimiz, ziyaretlerimiz ibadet olsun.
Dolayısıyla Allah için almalı, Allah için vermeli, Allah için ikram etmeli,
Allah için okumalı, Allah için kılmalı...kısaca her şeyde Allah rızası
gözetilmelidir. Mahşerde insanların pişmanlık duyacağı hususlardan birisi de
niyetsiz yaşamak olacaktır. Bütün bir hayatı ibadete çevirmek mümkün iken bu
fırsatı kaçırmak büyük bir zarardır. Allah’ın emir ve yasaklarını yerine
getiremeyişimizin arasında en kolay hayırları bile kaçırışımıza yanacağız,
keşke diyeceğiz. Öyleyse bu duruma düşmemek için şimdiden dünya hayatımızı
hakkıyla değerlendirmeye çalışalım.
Bilgiyi İmanlaştırmak
Bilgi başka, iman başka, bilgiyi imanlaştırmak ise
bambaşkadır. Doğru bilgilere inanmamız gerekir. Çok bilmek, çok okumak kâmil bir
iman için yeterli bir alt yapı değildir. Esas olan kişinin bildiklerine
inanmasıdır. İnsan bilgisi ölçüsünde değil, inancı ölçüsünde amel yapar.
İnsan bildiklerini değil, inandıklarını
yaşar. Diğer bir ifadeyle kafasındakini değil, kalbindekini yapar. Bizler
kafamızdaki dini bilgileri kalbimize indirebilirsek, ancak o zaman onları
yaşayabiliriz. İşte bilginin imanlaşması bu demektir. Bu gün salt bilgiden
ziyade kuvvetli imana ihtiyacımız vardır. Şeytanların zincire vurulduğu Ramazan
Ayında her mümin sahip olduğu İslamî ve doğru bilgileri kalbine indirip onları
hayata geçirmelidir. Ramazanlar bunun için önemli fırsatlardır.
Ramazan Ayı Kur’an Ayıdır.
Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazana “Kur’an ayı”
da denilmektedir. Çünkü Allah’ın insanlığa son mesaj olarak gönderdiği Kur’an-ı
Kerim Hz Peygambere bu ayda inmeye başlamıştır. Konuyla ilgili olarak Kur’an-ı
Kerim’de şöyle bildirilmektedir:
شَهْرُ رَمَضَانَ
الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ
وَبَيِّنَاتٍ
مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ
الشَّهْرَ
فَلْيَصُمْهُ
وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ
أَيَّامٍ
أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ
الْعُسْرَ
وَلِتُكْمِلُواْ
الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا
هَدَاكُمْ
وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet
rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri
olarak Kur’an kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır...”
(Bakara,
2/185).
Vahiy Meleği Cebrail(a.s), her yıl
Ramazan ayında Sevgili Peygamberimizle buluşur, karşılıklı olarak birbirlerine
Kur’an okurlardı. Ramazanda camilerimizde ve evlerimizde okunan mukabele ve
Kur’an hatimleri Cebrail ile Peygamberimiz arasında yapılan mukabele
uygulamasının bir devamıdır.
Ramazan Gecelerinin İhyası Ve
Teravih Namazı
Ramazan ayı, Allah’ın kullarına
lütfettiği çok mübarek bir aydır. Fakat asıl olan bu kıymetli zaman dilimini
gereği gibi ihya etmektir.
Ramazan gecelerinin ihyasıyla
ilgili olarak rivayet edilen şu hadis-i şerif dikkat çekicidir:
مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا
وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
“Kim Ramazan ayının faziletine
inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek, Ramazanı ibadetle ihya ederse,
geçmiş günahları bağışlanır”.
Hz. Aişe, Hz.Ali, Hz. Zeynep ve
Ebû Hureyre gibi sahabe, Hz.Peygamber’in Ramazan gecelerini ibadetle
geçirdiğini özellikle son on
gününe çok önem verdiğini bildirmektedirler.
Görüldüğü gibi Ramazan gecelerini
ihya etmek, son derece önemlidir.Ancak gecenin ihyasından maksat; sadece
teravih namazı kılmak değildir. Başka hayırlı ve güzel ameller de yapılmalıdır.
Kur’an okumak, zikir ve tefekkürle meşgul olmak, Hz. Peygamberin hayatını
okumak, ilimle meşgul olmak… Ramazan gecelerinde yapılması gereken işlerden
olmalıdır. Oruç tutan kişinin, Ramazan gecelerini, gündüzleri tuttuğu orucun
sevabını yok edici davranışlardan uzak olarak geçirmesi de, ihya anlamı
taşımaktadır. Bu itibarla insan, Ramazanda her bakımdan kendini hesaba çekmeli,
kazandığı güzellikleri korumalı, işlediği günahlardan dolayı da tevbe etmelidir.
Deyim yerinde ise yeniden doğmak için Ramazanı bir fırsat bilmelidir.
Belirttiğimiz gibi Ramazan
gecelerinin ihyasında en verimli ibadet teravih namazıdır. Hz. Peygamber bu
namazı kılmış ve ashabına da kılmalarını tavsiye etmiştir.
Hz. Ömer döneminden sonra ise
teravih namazı İslam’ın bir şiarı haline gelmiş ve Müslümanlar bunu devamlı
kılmışlardır. Bu sebeple, mümkün olduğu kadar teravih namazını camide ve
cemaatle eda ederek Ramazan gecelerini değerlendirme gayreti içinde olmalıyız.
Teravih namazını kılarken de diğer namazlarda olduğu gibi usul ve erkanına
riayet ederek acele etmeden kılmalıyız.
Burada bir hususu belirtmek
istiyorum. Bazı kişiler, teravih namazını kılıp kahvehanelere koşmakta,
sabahlara kadar buralarda boş vakit geçirmektedirler. Bu ise son derece yanlış
olup ibadet ve tatla, aile yuvalarında huzur ve saadet içerisinde geçirilmesi
gereken an ve saatlerin heba edilmesinden, boşa harcanmasından başka bir şey
değildir.
Ramazan Ve Kadir Gecesi
Ramazan günlerinin en önemli olayı Kadir Gecesi
olduğu için onun hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Kadir Gecesi, gecelerin
en feyizlisi ve bereketlisidir. Bu gece çok şerefli ve müstesnâ bir gecedir.
Kur'an-ı Kerim'de müstakil bir sûre ile şerefi yükseltilmiş, Kur’an’ın 97.
sûresi olan “Kadir sûresi” buna tahsis edilmiştir. Bu sûrede gece ile
ilgili olarak şöyle buyurulur:
اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ فى لَيْلَةِ الْقَدْرِ () وَمَا اَدْريكَ مَالَيْلَةُ
الْقَدْرِ () لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ () تَنَزَّلُ
الْمَلئِكَةُ وَالرُّوحُ فيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ () سَلَامٌ
هِىَ حَتّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ()
“Doğrusu
biz Kur'an-ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu bilir
misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır, melekler ve ruh (Cebrail) o
gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece tan yerinin
ağarmasına kadar bir esenliktir.”
( Kadir, 97/1-5.)
Kadir gecesi, Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı bir
gecedir. İşte Kur'an-ı Kerim gibi insanlık için bir hidayet rehberi olan
kitabın, böyle bir gecede inmesi, ona müstesna bir şeref kazandırmıştır.
Bin aydan hayırlı olan bu geceyi
ihya etmek, insan için ne büyük bir mazhariyettir, ne büyük mutluluktur.
Öyleyse Kur’an-ı Kerîm'in inmeye
başladığı böyle mübarek bir gecede yapacağımız ibadetlerden birisi de Kur’an
okumak ve anlamı üzerinde düşünmektir.
Kadir gecesinin Ramazanın hangi
gecesi olduğu konusunda bir çok görüş ileri sürülmüştür. Alimlerin çoğunluğunun
görüşü, Ramazanın yirmi yedinci gecesi olduğu şeklindedir. Hz.Peygamber,
الْتَمِسُوهَا فِى الْعَشْرِ
الأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَانَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ فِى تَاسِعَةٍ تَبْقَى ، فِى
سَابِعَةٍ تَبْقَى ، فِى خَامِسَةٍ تَبْقَى
“Siz Kadir gecesini Ramazanın
son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız”
buyurulmuştur.
Başka bir hadisinde de,
فَمَنْ كَانَ مُتَحَرِّيَهَا
فَلْيَتَحَرَّهَا فِى السَّبْعِ الأَوَاخِرِ …
“Kim kadir gecesini ararsa onu
(Ramazanın) son yedi günü içerisinde arasın”
buyurulmaktadır.
Kadir gecesinin, senenin herhangi
bir gecesi olabileceği de rivayet edilmiştir. Ebu Hanife bu görüştedir. Buna
göre senenin her gecesi Kadir gecesi olarak değerlendirilmelidir.
O halde gecelerimizi özellikle
Ramazan gecelerini iyi değerlendirmek gerekir. Her gün akşam ve yatsı namazını
camide cemaatle kılan kişi, o geceyi ihya etmiş demektir. Kim bilir o gece belki
de Kadir gecesidir. Sabah namazını camide kılmak da geceyi ihya etmek noktasında
çok önemlidir.
Kadir gecesinin öyle bir anı
vardır ki, o anda yapılan ibadet ve dualar kabul olur. Bu önemli anı yakalamak
için gecenin bütününü tevbe ve istiğfar ile geçirmek gerekir. Bunu yapamayanlar,
en azından yatsı ve teravih namazlarından sonra bir miktar dua etmelidirler.
Özellikle bu gecede Allah tevbelerimizi kabul eder. Bu itibarla çokça tevbe ve
istiğfar edelim.
Ramazan Ve Sosyal Yardımlaşma
Sosyal yardımlaşma Kur’an ve
Sünnetin önem verdiği bir konudur.
لاَ يَشْبَعُ الرَّجُلُ دُونَ
جَارِهِ.
“Komşusu aç iken, müminin tok
dolaşması yakışık almaz”
anlamındaki hadis, sosyal dayanışma duygusunu en çarpıcı bir biçimde gözler
önüne sermektedir. Diğer taraftan bu konuda ilgisiz kalan müminler
uyarılmaktadır.
Küçülen dünyamızda açlara yardıma
koşmak her olgun ve imkanı olan müminin temel görevlerinden biridir, iman
olgunluğunun alametidir. Bu itibarla Hz.Peygamberin buyurduğu,
وَأَيُّمَا أَهْلُ عَرْصَةٍ
أَصْبَحَ فِيهِمُ امْرُؤٌ جَائِعٌ فَقَدْ بَرِئَتْ مِنْهُمْ ذِمَّةُ اللَّهِ
تَعَالَى
“Bir mahallede bir kişi aç
kalırsa, o mahalle halkı Allah’ın korumasından çıkar”
anlamındaki hadis, hiçbir zaman hatırdan çıkarılmamalıdır.
İşte Ramazan, yardımlaşmanın
dayanışmanın, yaraları sarmanın, ihtiyaç içerisinde olanların dertleri ile
dertlenmenin zirveye çıktığı bir aydır.
Oruç, fakirlere
karşı yardım duygusunu geliştirir. Ramazan ayı boyunca aç ve susuz kalan insan,
yüce Allah'ın ihsan ettiği sayısız nimetlerin kadrini bilir, O'na şükreder,
açlığın ne demek olduğunu anlamak suretiyle de bunu devamlı tadan fakirlere
yardım ellerini uzatır.
Dolayısıyla mümin, imanından
kaynaklanan hassasiyet ile çevresinde ihtiyaç sahiplerini araştırıp onların
dertlerine derman olmaya çalışmalıdır.
Şu gerçeği hiçbir zaman
unutmamamız gerekir ki, mal da mülk de Allah’ındır. Allah kullarını bunlarla
imtihan eder.
Ramazan Oruç Ayıdır.
Ramazan,
öncelikle oruç gibi türlü hikmetlerle dolu bir kulluk görevinin yerine
getirildiği, her türlü hayır, rahmet ve bereketi kendisinde barındıran bir
aydır. Dolayısıyla
Ramazan ayının en önemli
özelliği oruç ibadetinin bu aya tahsis edilmesidir. Bundan dolayı Ramazan ayına
“Şehr-i Siyam” denilmiştir.
Ramazan orucu, hicretin ikinci
yılı içinde Şaban ayında farz kılınmıştır. Orucun farz olduğu Kitap, Sünnet ve
İcma ile sabittir. Kur’an-ı Kerimde,
لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوﺍ كُتِبَ
“Ey
iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere
farz kılındığı gibi size de farz kılındı” buyurulmuştur
(Bakara, 2/183).
Orucun Mahiyeti
Oruç Arapça’da “savm”
kelimesiyle ifade edilir. Savm sözlükte nefsi tutmak ve engellemek anlamındadır.
İslam dininde oruç, sabahın
başlangıcı sayılan ikinci fecirden (tan yerinin ağarmasından) başlayarak güneşin
batışına kadarki sürede başka bir deyişle imsaktan iftara kadar
ibadet niyetiyle
yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden nefsi uzak tutmaktır.
Oruç, ibadetleri değerli kılan
ihlas özelliğini en çok yansıtan bir ibadettir. Çünkü, bir kışının oruçlu olup
olmadığını ancak Allah ile kendisi bilir. Oruç, Yaratıcı ile kul arasındaki
sevginin doruğa ulaştığı, her türlü gösteriş ve riyanın en az karıştığı kalbi
bir ibadettir. Çünkü kul, oruçta Rabbi ile başbaşadır. Nitekim Yüce Allah bir
hadisi kudsîde:
كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ
إِلاَّ الصِّيَامَ ، فَإِنَّهُ لِى ، وَأَنَا أَجْزِى بِهِ
“Oruç doğrudan doğruya benim
için yapılmış bir ibadettir. Onun (sayısız) karşılığını da doğrudan doğruya ben
vereceğim” buyurmaktadır.
Bu itibarla oruç, ibadetlerin en
büyüğüdür. İnsanları Miraca yükselten bir Burak’tır. İnsanların nefis ve
arzularıyla yaptıkları savaştır.
Oruçtan beklenen amacın
gerçekleşmesi için dikkat edilmesi gereken şeyler vardır. Kamil anlamda oruç
bütün organların iştirakiyle gerçekleşir. Şöyle ki: Oruç tutan kişi mideyi yemek
içmekten koruduğu gibi, dili de yalandan, gıybetten, kötü ve boş sözden uzak
tutmalıdır. Göz harama bakmamalı, kusur aramamalıdır. Kulak gıybet, dedikodu ve
boş sözler dinlememelidir. Gönül güzel şeyler düşünmelidir. Bilinmelidir ki,
organları orucu iştirak etmeyi başaramayan kişi şeklen oruç tutmuşsa da, oruçtan
beklenen gayeye bütünüyle ulaşamamış demektir. Hz Peygamberin,
رُبَّ صَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ صِيَامِهِ إَّﻻ الْجُوعُ. وَرُبَّ قَائِمٍ لَيْسَ
لَهُ مِنْ قَيَامِهِ إَّﻻ السَّهَرُ.
“Nice oruç tutanlar vardır ki
oruçtan onlara kalan sadece açlık ve susuzluktur” hadisi bu gerçeği
vurgulamaktadır.
Orucun Sağladığı Bazı Maddi Ve
Manevi Yararlar
Allah'ın emir
ve yasakları kulların iyiliği içindir. Yasaklanan şeylerde büyük zararlar,
yapılması istenilen şeylerde de maddî ve manevî sayılamayacak kadar yararlar
bulunmaktadır.
Oruç, sırf Allah’ın emri olduğu
için tutulan bir ibadet olmakla birlikte fert ve topluma yönelik pek çok faydası
da olan bir ibadettir. Orucu, Allah’ın bir emri olarak tutarken bu yararları da
göz önünde bulundurmak durumundayız. Orucun başlıca yararları şunlardır:
Oruç Kişiyi Şükre Yöneltir:
İnsan, kendisine verilen
nimetlere karşı şükretmekle yükümlüdür. Şükür ise ancak, nimetin kıymetini
takdir etmek, nimeti doğrudan doğruya Allah’tan bilmek ve nimete ihtiyaç
hissetmekle mümkündür. Ramazan dışında insan, gerçek açlığı tam olarak
hissetmediği için nimetlerin değerini tam olarak takdir edemeyebilir. Ramazan
ayında kişi, oruç sayesinde nimetlerin asıl sahibinin Allah olduğunu kavrar ve
gerçek görevi olan şükre yönelir.
Oruç Kötülüklerden Korur:
Orucun bir özelliği de
oruçluyu kötülüklerden koruyan bir ibadet oluşudur.
Hz Peygamber (a.s.) bu hususu
şöyle dile getirmiştir:
الصِّيَامُ جُنَّةٌ ، فَلاَ
يَرْفُثْ وَلاَ يَجْهَلْ ، وَإِنِ امْرُؤٌ قَاتَلَهُ أَوْ شَاتَمَهُ فَلْيَقُلْ
إِنِّى صَائِمٌ . مَرَّتَيْنِ
“Oruç bir kalkandır. O halde
oruçlu kötü söz söylemesin. Oruçlu kendisiyle çekişip kavga etmek isteyen kişiye
‘ben oruçluyum, ben oruçluyum’ desin...”
“Oruç bir kalkandır” ifadesiyle
orucun ,oruçluya melek özelliği kazandıracağı ve böylece onu kötülüklerden
koruyacağı belirtilmiştir.
Oruç Nefsi Terbiye Eder, Ruhu
Olgunlaştırır: İnsan
yeryüzünün halifesi olarak yaratılmış harika bir varlıktır. Bedenle ruh gibi iki
farklı unsur insanda iç içedir. İnsanın mutluluğu bu farklı unsurların dengede
tutulmasına bağlıdır. Maddi yapı, ruhi ve manevi güçlere baskın çıkma
eğilimindedir. Bu eğilim sürekli ve etkili olursa ruhun olgunlaşması ve tekamülü
engellenmiş olur. O bakımdan bedenin ruha boyun eğmesi için bedenin gücünü
sınırlayıp ruhun gücünü artırmak gerekir. Bunu gerçekleştirmenin en etkili yolu
açlık, susuzluk, cinsel istekleri sınırlamak; kalp, zihin ve diğer organları
denetim altına almaktır. İşte bütün bunlar oruç sayesinde sağlanabilir.
Oruç Sabır ve İrade Gücü
Kazandırır: İnsan
hayatının tatlı ve huzurlu günleri olduğu gibi, acılı ve sıkıntılı dönemleri de
vardır. Çoğu kere nimet ve rahmete ulaşmanın yolu zahmet ve mihnetlere
katlanmaktan geçer. Bu yönüyle sabır başarıya ulaşmanın en önemli şartlarından
biridir. Oruçlu olduğu için sahip olduğu şeylere el sürmeyen kişi, iradesine
hakim olmuş, nefsini zorluklara alıştırarak eğitmiş ve üstün bir meziyet
kazanmış olur.Böyle bir insan acılı ve sıkıntılı durumlar karşısında sabır ve
tahammül göstererek soğukkanlılığını koruyabilir. Bu sebeple oruç, insana
ileride karşılaşabileceği güçlüklere karşı hazırlık eğitimi yaptırır.
İnsan fıtratı, başkaldıran bir
yapıya sahip olduğu için çoğu zaman aşırılıklar gösterir. Onun aşırılıklarını
bastırmak için iradeyi güçlendiren ruhu arındıran oruca mutlaka ihtiyaç vardır.
Oruç Ahlakı Güzelleştirir:
Oruç insana iyi huylar
kazandıran köklü bir irade terbiyesi ve ahlak eğitimidir. Bir hadis-i Şerifte
şöyle buyurulmaktadır:
مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ فِى
أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ
“Kim
yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah, onun yemesini-içmesini
bırakmasına hiç değer vermez”
anlamındaki hadis,
orucun hedefinin kötü huylardan uzak kalmak olduğunu açıkça göstermektedir.
Oruç kötü alışkanlıklardan
kurtulmak ve iyi alışkanlıklar kazanmak için çok önemli bir fırsattır.
Alışkanlıkların insan hayatı üzerinde büyük bir etkisi vardır. Kötü
alışkanlıklara müptelâ olan, onların etkisinden kurtulmak için çok kuvvetli bir
iradeye sahip olmalıdır. Şeytanın insanları kötü alışkanlıklara çekmek için en
çok kullandığı iki yol mide ve şehvettir. Oruçla bu tehlikenin önüne geçilmiş
olur. Dolayısıyla Allah rızası için tutulan oruç, insanı günahlardan
uzaklaştırdığı gibi, gönüllerde güzel duyguların yeşermesine de vesile olur.
Oruç Sağlığı Korur:
Bugün orucun insan sağlığı
üzerindeki olumlu etkileri tüm dünyada bilinen ve kabul edilen bir gerçektir
Orucun sağlığa ilişkin yararları tıp uzmanlarınca ortaya konulmaktadır. İnsan
vücudunun bütün gün çalışarak yorulan uzuvları, uyku ve istirahat ile dinlendiği
gibi, bir yıl boyunca durmadan çalışan vücut makinesi adeta Ramazan ayında
dinlenmeye ve bakıma alınmış gibi olur. Oruç, özellikle mide ve sindirim
organlarının dinlenmesi ve daha sonra görevlerini daha iyi yapabilmesi için
verilmiş iyi bir mola, iyi bir perhiz niteliğindedir. Bir çok hastalıkların
tedavisinde doktorların perhiz ve diyet tavsiye etmeleri de bunu te’yid
etmektedir. Burada Hz. Peygamberin konuya ilişkin bir hadisini belirtmek
gerekir:
صُومُوا تَصِحُّوا
“Oruç tutunuz ki, sıhhat
bulasınız”.
Sonuç
Müminlere bir ikram olarak sunulan
Ramazan ayı; ibadet, tevbe, dua, zikir, arınma, sosyal yardımlaşma ve dayanışma
ayıdır.
Ramazanda orucu bozacak maddi şeylerden kaçınmak ne
kadar önemli ise, onun manasını bozan, sevabını götüren İslâm adabına aykırı
davranışlardan sakınmak da önemlidir.
Öyleyse, her türlü hayrı, rahmeti, bereketi ve
daha nice güzellikleri bünyesinde barındıran Ramazan ayını gereği gibi
değerlendirelim. Oruçlarımızı Allah’ın emrine uygun olarak her türlü haram ve
kötü davranışlardan sakınarak, bütün uzuvlarımızla tutalım. Tuttuğumuz oruca
zarar verici her türlü olumsuz söz, fiil ve davranışlardan uzak duralım. Bu ayı
fırsat bilip kendimizi gelecek yıllara ve âhiret hayatına manen hazırlayalım.
Belki bir sene sonraki Ramazan ayına yetişilemeyebiliriz. Bunun idraki içinde
olalım.
|