|
BÜYÜK GÜNAHLAR
Şüphesiz Allah,
insanı boş yere yaratmadığı gibi,
onu başı boş da bırakmamıştır.
Onu ibadetle yükümlü kılmış,
hayatı ve ölümü ile imtihana tabi tutmuştur.
İnsanın bu imtihanda başarılı olabilmesi, yaratılış gayesi olan kulluk görevini
yapabilmesi, ilâhî azaptan kurtulup cennet nimetlerine nail olabilmesi; iman
edip sâlih ameller işleyebilmesine; inkâr ve isyandan uzaklaşıp günahlardan
sakınabilmesine bağlıdır.
Farsça bir kelime olan günah; işleyene ceza gerektiren, yaratılışa
aykırı, insanı hayır ve sevap işlemekten alıkoyan, haram olduğu ayet ve
hadislerle belirlenmiş olan fiil veya davranışlara denir.
Yüce dinimiz
İslâm, yasak olan fiilleri yani günahları bildirmiş ve müminlerin bunlardan
sakınmalarını emretmiştir. Kişi bu emir ve yasaklara riayet ettiği takdirde
kendisini kurtaracak ve Allah’ın sevgili kulları arasına girebilecektir.
Kavram ve Kapsam
“Günah” olan söz, fiil ve davranışlar Kur'ân-ı Kerim’de “zenb”
(kasıtlı ve kasıtsız işlenen günah), “ism”, (kasıtlı ve bilerek işlenen
günah),”hatîe” (kasten ve bilerek işlenen günah), “fısk”
(itaatsizlik), “fuhş-fahşa” (çok çirkin olan günah), “seyyie”
(kötülük, günah), “isyan-ma’sıyet” (itaatsizlik) ,”vizr” (günah,
ağır yük), “kebîre” (büyük günah) ...vb. kelimelerle ifade edilmiştir.
Günah, her konuda Allah ve Peygamberin emir ve yasaklarına muhalefet etmektir.
Kur'ân-ı Kerim’de, “büyük
ve küçük
günah” ifadesine yer verilmiş ancak hangi günahların büyük hangi günahların
küçük olduğu konusunda
bir ayırım yapılmamıştır.
Nisâ Sûresi’nin 31. ayetinde büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde küçük
günahların affedileceği belirtilerek şöyle buyurulur:
اِنْ تَجْتَنِبُوا كَبَائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ
سَيَِّاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلًا
كَريمًا
“Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, (küçük) günahlarınızı
örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.”
Necm Sûresinin
32. ayetinde de güzel davrananlar, "Küçük günahlar hariç olmak üzere, günahın
büyüklerinden ve fuhuşlardan kaçınanlar" olarak tarif edilmiş ve şöyle
buyurulmuştur:
اَلَّذينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَ
اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ
الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ فى بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوا
اَنْفُسَكُمْ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقى
“Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük
günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin,
bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın
karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize
çıkarmayın. Çünkü O, Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.”
Yine Kur'ân-ı Kerim’de, ahirette insanlara verilecek
olan amel defterinin küçük büyük bütün günahları kapsayıp ortaya koyacağı
anlatılmış ve şöyle buyurulmuştur:
وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمينَ مُشْفِقينَ مِمَّا فيهِ وَيَقُولُونَ
يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغيرَةً وَلَا كَبيرَةً
اِلَّا اَحْصيهَا وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَدًا
“Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın
içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki
küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün
yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”
(Kehf, 18/49).
Şüphesiz günahların hepsi eşit değildir. Bir adamı
haksız yere dövmek ve yaralamak günah olduğu gibi, onu öldürmek de günahtır.
Fakat bunlar, aynı seviyede değildir.
Büyük günahların birinci derecede olanı kişinin iman
veya ibadetinde başkalarını yüce Allah'a ortak koşmaktır. Sahabeden Abdullah b.
Mes’ud, en büyük günahın ne olduğunu merak etmiş ve Peygamberimize,
أي الذنب
أعظم عند الله؟
“Allah katında en büyük günah hangisidir? diye
sormuş. Peygamberimiz (a.s.) da;
أن
تجعل لله ندا وهو خلقك
“Seni yaratmış olduğu halde Allah’a şirk koşmandır”
buyurmuştur.
Kur'ân-ı Kerim’de Lokman suresinin 13. ayetinde,
وَاِذْ قَالَ لُقْمنُ لِابْنِه وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَىَّ لَاتُشْرِكْ بِاللّهِ
اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظيمٌ
“Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: 'Yavrum!
Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür”
buyrularak insanın yapabileceği en büyük zulmün Allah’a şirk koşmak olduğu
bildirilmiştir.
Kur'ân’da, küfür, “el-hınsi’l azîm”,
haksız yere yetim malı yemek “hûben kebîran”,
açlık korkusu ile çocukları öldürmek “hıt'en kebîran”,
zina “fevahış”,
içki ve kumar “ismün kebîrun”,
şirk “zulmün azîm”,
iftira “bühtânen azîmen”
büyük günah olarak zikredilmiştir.Buna göre her türlü inkâr, şirk ve
nifak büyük günahtır. İnkara varmayan Allah ve Peygamberine itaatsizliklerde de
(fısk, isyan, ma’siyet) büyük günahlar vardır.
Büyük günahların tanımında ve sayısında ihtilaf
edilmiştir. Büyük günah; “Allah’ın yapılmasını yasakladığı her fiil”,
“dinen yasaklandığı konusunda kesin delil bulunan suç”, “hakkında dünyevi ve
uhrevi ceza öngörülen davranış” şeklinde tanımlanmıştır.
Günahın büyüklük ve küçüklüğü izâfîdir. Bir günah
diğerine nispetle küçük veya daha büyük olabilir.
Meselâ bir insanın bir hayat kadını ile zina etmesi büyük günahtır, komşusunun
eşini, kızını veya gelinini kandırıp zina etmesi daha büyük günahtır. Bir
kişinin malını çalması büyük günahtır. Kamunun malını çalması daha büyük
günahtır. İnsanın kimsenin görmediği bir yerde içki içmesi büyük günahtır,
başkalarına kötü örnek olacak şekilde alenen içki içmesi daha büyük günahtır.
İşlendiği zaman sahibini büyük vebal altına sokan, Allah katında olduğu gibi,
kulları arasında da şerefini zedeleyen günahlar, çeşitli hadis rivayetlerinde
büyük günahların başında zikredilmiştir.
Sevgili Peygamberimiz de değişik
hadislerinde büyük günahları bildirerek insanları uyarmış ve bu günahlardan
sakındırmıştır:
الكبائر
الإشراك بالله، وعقوق الوالدين، وقتل النفس، واليمين الغموس
" Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak,
ana babaya itaatsizlik etmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemin
etmek.”
Görüldüğü üzere hadis-i
şerifte, insanın önce Rabbine, sonra en yakını olan anne babasına, daha sonra da
insanlara karşı kulluk, evlatlık ve insanlık görevlerini yapmamaktan kaynaklanan
suçlar vurgulanmış ve bunların büyük günah olduğu bildirilmiştir.
Sahabeden Ebu Berke
Nufeyl İbn Haris anlatıyor: Peygamberimiz (a.s.);
أَﻻ أُنَبِّئُكُمْ بِأكْبَرِ
الْكَبَائِرِﺛﻼﺛﺎ؟
“Büyük günahların en büyüğünü size
haber vereyim mi? diye üç defa sordu. Biz de;
قُلْنَا
بَلى
"Evet haber ver (ey Allah'ın
Elçisi!) dedik. Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s),
. قَالَ: اﻹشْرَاكُ باللّهِ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ وَقَتْلُ النَّفْسِ، وَكَانَ
مُتَّكِئاً فَجَلَسَ
“Allah’a ortak koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek” buyurdu. Sonra, yaslandığı
yerden doğrulup oturdu ve
فقَالَ: أَﻻ وَقَوْلُ الزُّورِ، وَشَهَادَةُ الزُّورِ. فَمَا زَالَ يُكَرِّرُهَا
حَتّى قُلْنَا لَيْتَهُ سَكَتَ،
“İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şahitlik yapmak buyurdu.Bu
sözü durmadan tekrarladı.”
Bir başka hadislerinde Peygamberimiz helak edici yedi günahı şöyle
bildirmiştir:
"اجتنبوا
السبع الموبقات
“Helak edici yedi büyük günahtan sakının"
buyurmuş, sahabenin;
" قيل: يا
رسول الله! وما هن؟ Nedir onlar ey Allah'ın Elçisi diye sormaları
üzerine;
قال: "الشرك بالله.
والسحر. وقتل النفس التي حرم الله إلا بالحق. وأكل مال اليتيم. وأكل الربا
والتولي
يوم الزحف. وقذف المحصنات الغافلات المؤمنات".
“Allah'a ortak koşmak,(sihir, büyü yapmak, Allah’ın
öldürülmesini haram kıldığı bir kimseyi haksız yere öldürmek, yetim malı yemek,
faiz yemek, düşmana hücum anında savaştan kaçmak, namuslu, kendi halinde mümin
kadınlara zina iftirası yapmaktır” buyurmuştur.
Abdullah ibn Abbas, yetmişe yakın büyük günah olduğunu,
ancak tövbe ve istiğfar ile büyük günah diye bir şey kalmayacağını, ısrar
edilince de küçük günahın büyük günaha dönüşeceğini söylemiştir.
Görülüyor ki,
küçük günahlardaki ihmalkârlık, büyük günahlara yol açar. Kar taneleri gibi
küçük günahlar, bir araya gelince büyük kütle haline gelir.
Abdullâh İbn-i Amr'ı rivâyet ettiği bir hadiste
peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
إنَّ مِنَ الْكَبَائِرِ أنْ يَشْتِمَ الرَّجُلُ
وَالِدَيْهِ
"Bir kimsenin anne ve babasına sövmesi, büyük günahlardandır" buyurmuş.
Sahabe,
,قَالُوا وَهَلْ يَشْتِمُ الرَّجُلُ وَالِدَيْهِ
"Ey Allah’ın elçisi! Hiç insan anne ve babasına söver mi? dediler.
Peygamberimiz,
قَالَ نَعَمْ، يَسُبُّ
أبَا الرَّجُلِ فَيَسُبُّ أبَاهُ، وَيَسُبُّ أُمَّهُ فَيَسُبُّ أُمَّهُ.
"Evet, bir adamın babasına söver, o da
onun babasına söver, Adamın anasına söver, o da onun anasına söver" ,
buyurmuştur.
Peygamberimiz birine sövmeyi büyük günahlardan
saymıştır.
Büyük günahların sayısı konusunda kesin bir rakam
vermek mümkün değildir. Bu konuda kitap yazanlar çeşitli sayıda büyük günah
zikretmişlerdir. Meselâ İbn Hacer el-Heytemi (v.974/1567)
büyük günahlar hakkında yazdığı “ez-Zevacir an İktirafi’l-Kebâir”
adlı eserinde 467 büyük günahtan bahsetmiştir.
Zehebî, (ö. 748/1347) ise“Kitabu’l-Kebâir”
adlı eserinde yüz küsur günahtan söz etmiştir. Zehebî'nin kitabına alıp âyet ve
hadislerle izah ettiği büyük günahlardan bir kısmı şunlardır:
Allah'a ortak koşmak (şirk), insan öldürmek,
büyü yapmak, beş vakit namazı ve Cuma namazını terk etmek, zekatı
vermemek, özürsüz Ramazan orucunu tutmamak, ana-babaya âsî olmak,
yakınlarla ilgiyi (sıla-i rahim) kesmek, faiz alıp vermek, yetim malı
yemek, düşmanla savaşta cepheden kaçmak, zulüm, zina, kendini
beğenmek (kibir), yalan söylemek, yalan yere yemin etmek, yalancı
şahitlik yapmak, içki içmek, kumar oynamak, hırsızlık etmek,
vasiyette haksızlık etmek, yapılan vasiyeti değiştirmek, iftira etmek,
haram yemek, her türlü ma’siyeti işlemek, müminlere eziyet etmek,
iki yüzlülük yapmak (riya), kovuculuk (söz taşıma), intihar, gasp,
rüşvet, ahde vefasızlık etmek, homoseksüellik yapmak, sorumluluğu
altında bulunan insanların zina etmesine göz yummak, kamu mallarına zarar
vermek, emanete hainlik etmek, haram kazanç, Allah'a yalan isnat
etmek, terör, sahtekârlık, ölçüde ve tartıda hile yapmak, ölünün
arkasından yaka paça yırtarak ağlamak, büyücüleri doğrulamak, komşuya, iş
arkadaşına, işçisine eziyet etmek, suçsuzu suçlu göstermek, insanların
gizli hallerini araştırmak.
İslam âlimleri "Günâhın küçüklüğüne büyüklüğüne
bakma, kime karşı suç işlediğine bak" demişlerdir. Allah'ı tanımaya ve
kulluğa engel olan, Allah ile kulun arasına perde olan her şey günâhtır.
Bunun için mümin, büyük olsun küçük olsun kime karşı
günah işlediğini düşünmeli ve bütün günahlardan sakınmalıdır.
Günahlar İnsanı Dinden Çıkarır mı?
Hata etme, günah işleme, kusurlu ve noksan olma insana
özgü bir niteliktir.
كُلُّ
بَنِي آدَمَ خَطَّاءٌ. وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ
“Ademoğlunun
hepsi günah işler. Günah işleyenlerin en hayırlısı ise tövbe edenlerdir.”
Şirk, küfür ve nifaka
düşmemek ve küçümseyip hafife almamak şartıyla günahlar insanı dinden çıkarmaz.
Günahı ne kadar çok olursa olsun mümin günahı için Allah'a tövbe eder ve af
dilerse Allah onu bağışlar.
Peygamberimiz Yüce Allah’ın şöyle buyurduğunu
bildirmiştir:
يَا ابنَ آدَمَ، إنَّكَ مَا دَعَوْتَنِي
وَرَجَوْتَنِي غَفَرْتُ لَكَ عَلى مَا كَانَ مِنْكَ وََﻻ أُبَالِي، يَا ابنَ آدَمَ
لَوْ بَلَغَتْ ذُنُوبُكَ عَنَانَ السَّمَاءِ ثُمَّ اسْتَغْفَرْتَنِي غَفَرْتُ لَكَ
وََﻻ أُبَالِي يَاابْنَ آدَمَ إنَّكَ لَوْ أتَيْتَنِي بِقُرَابِ اﻻرْضِ خَطَايَا
ثُمَّ لَقَيْتَنِي َﻻ تُشْرِكُ بِي شَيْئاًﻷ َتَيْتُكَ بِقُرَابِهَا مَغْفِرَةً
"Ey âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden affını umduğun sürece, işlediğin
günahlar ne kadar çok olursa olsun onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım.
Ey âdemoğlu! Günahların gökleri dolduracak kadar olsa bile, sen benden
bağışlanmanı dilersen, günahlarını affederim.
Ey âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla huzuruma gelsen, fakat
bana hiçbir şeyi ortak tutmamış, şirke bulaşmamış olsan, ben de seni yeryüzü
dolusu mağfiretle karşılarım"
Kul günahına şartlarına uygun tövbe eder Allah onu
bağışlar. Çünkü Allah günahları bağışlayan ve çok merhametli olandır. Mümin
hiçbir zaman Allah'ın rahmetinden ümidini kesmemeli, ben günah bataklığına
daldım Allah beni bağışlamaz dememelidir. Yeter ki kul Allah'a yönelsin ve O'dan
af dilesin Allah bütün günahları bağışlar. Bu hususu Yüce Allah Kur'ân'da şöyle
bildirmektedir:
قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذينَ اَسْرَفُوا عَلى اَنْفُسِهِمْ لَاتَقْنَطُوا مِنْ
رَحْمَةِ اللّهِ اِنَّ اللّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَميعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ
الرَّحيمُ
“De ki: “Ey kendilerinin
aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz
Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir”
(Zümer,39/53),
Günahların İnsan
Üzerindeki Etkisi
Günah,
sonsuz kudret ve azamet sahibi Yüce Allah’a bir isyandır. Onun engin rahmetine
ve rızasına karşı bir perdedir. Günah insanın duygu ve düşünceleri
üzerinde olumsuz etki yapar. Kalbinin kararmasına sebep olur. Peygamberimiz
günahın bu etkisini şöyle açıklıyor:
"إنَّ العبدَ
إذا أخْطأَ خطيئةً نُكتت في قلبه نكتةٌ سوداء فإذا هُوَ نزع واستغفر وتاب سُقل
قلبه؛ وإنْ عاد زَيْد فيها حتَّى تعلو قلبه وهو الرَّان الذي ذَكَرَ اللَّه {كلاّ
بلْ رانَ عَلَى قلوبِهمْ ما كَانَوا يكْسِبون.
“Kul
bir hata yaptığı zaman kalbinde siyah bir iz meydana gelir. Eğer kişi, o günahı
terk eder ve tövbe edip af dilerse kalbi o lekeden temizlenir. Eğer, aynı günahı
işlemeye devam ederse, kalpteki leke artar. Hatta bir zaman gelir, kalbi tamamen
kaplar. İşte bu durum Allah'ın "Hayır
onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır""
meâlindeki âyette
zikrettiği pastır."
Hadis-i şerif, iki noktaya dikkatimizi çekmektedir:
Birincisi, bir günahı hiç işlememek esastır. O günah ilk defa işlendiği zaman
kalbi kirletmekte ve kalbin bazı özelliklerini yitirmesine sebep olmaktadır.
Mümin yaptığı bu hatanın, işlediği bu günahın farkına varır, hemen tövbe ve
istiğfar ederse kalbi de eski halini alır.
İkincisi, mümin, işlediği bu günahı tekrarlar ve devamlı
yaparsa bu leke kalbini tamamen kaplamaktadır.
Önde gelen
İslâm alimlerinden İmam Gazzâlî’nin benzetmesi bu anlamda zikre değerdir. O
şöyle diyor:
“Cilalı
aynanın karşısında duran insanın aynaya yansıyan nefesi, aynayı kararttığı gibi,
kişinin uyduğu şehvet ve işlediği günahlardan oluşan karanlıklar da kalp
üzerinde birikerek onu paslandırır ve karartır. Aynanın yüzünde biriken pas
zamanla madenin içine işleyip maddesini bozduğu gibi, kalbin üzerinde biriken
pas da o kalbin tabiatı haline gelir ve kalbin üzerini kapatır.”
Günah, hem ferdi hem de sosyal hayatı bozan
manevi bir hastalıktır.
Gönülde pas bırakan günah bünyeye musallat olmuş bir virüs gibidir. Er geç
kendini hissettirir. Günah, insanın
Allah'a olan meylini köreltir, kötü temayüllerinin önünü açar, kalbine
huzursuzluk verir, gönlünü bulandırır. Kişinin iç dünyasını, maddi ve
manevi hayatını karartır. Onun iç huzurunu alt üst eder. Özü itibariyle günah,
vicdanı sızlatan, vicdanın benimsemediği, insanın kalbine rahatsızlık veren bir
olaydır.
Nevvas ibn Sem’an, anlatıyor.
Peygamberimize iyilik ve kötülüğün ne olduğunu sordum. Peygamberimiz:
البر حسن
الخلق. والإثم ما حاك في صدرك، وكرهت أن يطلع عليه الناس
“İyilik güzel ahlâktan ibarettir. Günah
ise, kalbini tırmalayıp durduğu halde, insanların bilmesini istemediğin şeydir.”
Günahlardan Arınma
Her insan, nitelik ve niceliği değişse de
günah işler ve hata eder. Ancak iman sahibi mü’min, işlediği günah veya yaptığı
hatadan, pişmanlık duyarak hemen Yüce Rabbine sığınır ve O’ndan af dileyerek
tevbe eder. O günah ve hatada, bile bile ısrar etmez. Tevbeleri kabul edenin
Allah olduğunu bilir ve O’na yönelir.
İslâm’ın insanlardan beklediği; yüce
Allah'a yönelmek, bu yönelişte gerçekten samimî olmak, Allah’ın yasakladığı
büyük günahlardan uzak durarak O'na itaat etmek ve hoşnutluğunu kazanmaya
çalışmaktır. Bu adımın sonrasında zaaflara hoşgörü ile yaklaşan, yetersizlikleri
anlayışla karşılayan, tövbeleri kabul eden, kusurlara göz yuman, günahları
bağışlayan, kötülükten dönenlerin yüzüne kapıyı açık tutan, pişmanlıkları cana
yakınlık ve lütufla karşılayan ilâhi rahmet mutlaka imdada yetişir. Bu itibarla
Allah’a kul olmanın manevi zevkine ererek hata ve kusurlarını itiraf eden,
işledikleri günahların farkına vararak tevbe ve istiğfarda bulunanlar ilahi
rahmete nail olurlar. Çünkü şefkat ve merhametini, rahmeti ve bağışlamasını
kelimelerle ifade edemeyeceğimiz Yüce Rabbimiz, kendisine samimiyetle yönelen
gönülleri, açılan elleri, çevirilen yüzleri boş çevirmez.
Günahtan
kaçınmanın başta gelen şartı güçlü bir iradeye sahip olmaktır. Bu iradeyle
birlikte imanı devamlı zinde tutmak gerekir. Günah işlerken, kişiyi hiç kimse
görmeyebilir, ama Allah görmektedir. Allah’ın mülkünde günah işlemek, O’nun
koyduğu yasakları hiçe saymak ne büyük bir cehalet, ne hazin bir cesarettir.
Kişi, böyle bir düşünce ve iman zindeliği ile günaha karşı tavır almalıdır.
Unutmayalım ki; günahlardan uzaklaşmak, en
makbul hicret; farzlara devam etmek en üstün cihat; Allah’ı çok zikretmek Allah
katında en sevimli bir ibadettir.
SONUÇ
“Günah”, her konuda Allah ve peygamberin emir ve
yasaklarına muhâlefet etmektir. Kur'ân-ı Kerim’de, “büyük ve küçük günah”
ifadesine yer verilmiş ancak hangi günahların büyük hangi günahların küçük
olduğu konusunda ayrım yapılmamıştır. “şirk”, “küfür”, ve “nifak”
büyük günahtır. Küfre varmayan söz, fiil ve davranışlardan da büyük günahlar
vardır.
Kur’an’da, iyi mü’minlerin büyük günahlardan
kaçındıkları ve sadece küçük günah işledikleri belirtilmiş, Yüce Allah’ın büyük
günahlardan kaçınanların küçük günahlarını bağışlayıp onları cennete koyacağı
bildirilmiştir.
Dünya hayatında imtihan halinde bulunan
insan, hayra ve şerre, hakka ve batıla, iyiye ve kötüye yönelebilecek
kabiliyette yaratılmıştır. İnsan günah işlemeye elverişli bir varlıktır. Allah,
iyi ve kötüyü, hayır ve şerri yapabilme kabiliyeti verdiği insana, kötüyü ve
şerri bırakmasını ilham etmiş, ancak iman ve itaate zorlamamıştır. Ancak iyiyi,
hayrı işleyenlere mükafat, kötü ve şer olanları işleyenlere ceza vaat
etmiştir.
Günah, sonsuz kudret ve
azamet sahibi Yüce Allah’a bir isyandır. Günah, hem ferdi hem de sosyal
hayatı bozan manevi bir hastalıktır. Bu itibarla mümin, büyük küçük tüm
günahlardan sakınmalıdır.
Günahtan sakınmanın en etkin çaresi, günaha
giden yolu kapamak, bir daha o günaha yaklaşmamak ve günah işlememek için
Allah’a verdiğimiz sözü her an hatırda tutmaktır. Buna rağmen insan bir günah
işlenmişse, bu günahtan pişmanlık duymalı ve hemen tövbe edip Allah’tan af
dilemelidir.
Müslim, Birr 5. III,1980; Tirmizi, Zühd 52. IV,597.
|