EŞLERİN KARŞILIKLI GÖREV VE SORUMLULUKLARI
Yüce Allah
kainatta her şeyi erkekli ve dişili olarak çift yaratmıştır. Konuyla ilgili
ayeti-i kerimede:
وَمِنْ
كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
“Düşünüp ibret alasınız diye
her şeyden (erkekli-dişili) iki eş yarattık.”
buyurulmaktadır (Zariyat,
51/49).
İnsan da aynı kanun gereği çift
olarak erkekli ve dişili yaratılmıştır. İlk insan ve ilk peygamber Adem (a.s.)ı,
topraktan yaratan Cenab-ı Hak ondan da eşi Havva validemizi yaratmıştır. Bu
konuda da Kur’an'da:
…هُوَ
الَّذى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ
اِلَيْهَا
“Allah
sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan
var edendir”
buyurulmaktadır
(A’raf 7/189).
İnsan neslinin devamını ve
meşru bir şekilde çoğalmasını sağlamak için nikahla evlenme emredilmiş; fıtrata
ve ahlaka aykırı; nesle, nefse ve sosyal hayata zararlı olan zina ve fuhuş haram
kılınmıştır. Ana babaya, velilere evlenme çağına giren bekarların
evlendirilmelerini emreden Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:
وَاَنْكِحُوا الْاَيَامى مِنْكُمْ وَالصَّالِحينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَائِكُمْ
اِنْ يَكُونُوا فُقَرَاءَ يُغْنِهِمُ اللّهُ مِنْ فَضْلِه وَاللّهُ وَاسِعٌ عَليمٌ
“Sizden
bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları
evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir.
Allah lütfu geniş olandır”
(Nur: 24/32)
konuyla ilgili bir başka ayet ise şöyledir:
وَمِنْ ايَاتِه اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا
اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً اِنَّ فى ذلِكَ لَايَاتٍ
لِقَوْمٍ
“Kendileriyle
huzur bulasınız diye size kendi (cinsi)nizden eşler yaratması ve aranıza bir
sevgi ve merhamet vermesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir”
(Rum 30/21).
Yüce Allah kadına da, erkeğe
de eşler olarak aralarında karşılıklı bir sevgi, merhamet ve acıma duygusu
vermiştir. Evlenmeyi emreden Yüce Allah, evliliğin zorluklarına tahammülü zevk
haline getirerek sevgiyi ve merhameti de yaratmış, eşlere böylece hayatı yaşanır
hale getirmiştir. İnsan olarak yaratılma, Allah’a karşı sorumlu olma bakımından
kadınla erkek arasında fark gözetmeyen İslam kadına annelik, erkeğe de babalık
görevi vermiş ve aile düzenini yürümezi için eşlere yüklenen fonksiyonları
bizatihi bir üstünlük sebebi olmadığını, üstünlüğün takvada olduğunu
bildirmiştir.
Şu ayet-i Kerimede verilen
mesaj konumuzu da kapsamına almaktadır.
يَا
اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثى وَجَعَلْنَاكُمْ
شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّهِ اَتْقيكُمْ
اِنَّ اللّهَ عَليمٌ خَبيرٌ
“Ey
insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle
tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında
en değerli ve en üstün olanınız, ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.
Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır”
(Hücurat, 49/13).
İnsanın yaratılışı itibariyle
eşe ihtiyacı vardır. İnsanın sıcak bir yuvaya, hayatını birlikte geçirileceği
bir eşe, sahip olacakları çocuklara fıtrat gereği muhtaç olduğu açık bir
gerçektir. Konuya bu açıdan baktığımızda, insanın bir eşe olan ihtiyacının
sadece cinsel tatmin ihtiyacının giderilmesinden ibaret olmadığı anlaşılır.
Evlilik bir hayat arkadaşlığıdır. Hayatın sayısız zorlukları, bu birlik
sayesinde daha kolay aşılabilir. Eşlerin, zorlukları aşma mücadelesinde
birbirlerine maddi ve manevi olarak destek ver yardım verdikleri oranda bu
alandaki başarıları da artacaktır.
TOPLUMUN
TEMELİ AİLE, AİLENİN TEMELİ İSE EVLİLİK KURUMUDUR
İnsanın insanca yaşayabilmesi
için en uygun ortam şüphesiz toplumsal hayat ortamıdır. Toplumsal hayatın sağlam
temellere dayanması için onun temelini oluşturan aile kurumunun varlığı
kaçınılmazdır.
Büyük bir fabrika, üretimini
yaptığı bir ürünün her bir bölümünü, ayrı birimlerde üretir sonra bunları bir
araya getirir. Alt birimlerde üretilen parçalar kalitesiz olursa ürünün bütünü
de kalitesiz ve verimsiz olur. Tıpkı bunun gibi, toplumun yapı taşları olan
aile sağlam temeller üzerine kurulu sağlam bir yapıya sahip olursa, toplumun
bütünü de sağlıklı bir yapıya sahip olur. Ailenin sağlıklı olmasının ilk şartı,
beraberliğin nikah esasına dayanmasıdır.
Evlenmeyi teşvik eden, aile
hayatının düzenli ve sağlıklı olarak yürümesi için köklü prensipler getiren
ayeti kerimelerden başka Peygamberimiz (s.a.v.) de bir çok tavsiyelerde
bulunmuştur. Cinsel ihtiyaç, özellikle genç yaşlarda baskındır. Bu ihtiyaçların
yanlış ve gayri meşru yolarla giderilmemesi konusunda İslam Peygamberinin özel
uyarılarda bulunduğunu ve çözüm yolları sunduğunu görüyoruz.
Bir hadis-i şerifte
Peygamberimiz,
يا معشر الشباب، من استطاع الباءة فليتزوج، فإنه أغض للبصر وأحصن للفرج..
“Ey gençler sizden
evlenmeye güç yetirenler evlensin. Zira evlilik gözü harama bakmaktan iffet ve
namusu harama düşmekten daha çok korur”
buyurmuştur.
Aile yuvası kurulması belli
ölçüde ekonomik gücü de gerektirdiğinden, maddi gücü yeterli olmayanların, bu
imkanı buluncaya kadar, cinsel ihtiyacı sınırlayıcı bir yol olarak orucu tavsiye
etmiş olması ilgi çekicidir. Ancak, cinsel ihtiyacı kontrol altında bulunmanın
yolu asla, evlilikten uzak durmak değildir. Esas olan evlenip aile yuvası
kurmaktır.
Bir başka hadisi şerifte,
النكاح سنتي. فمن لم يعمل بسنتي فليس مني. وتزوجوا، فإني مكاثر بكم الأمم ...
“Nikah
benim sünnetimdir.
Benim sünnetimle amel etmeyen benden değildir"
Evleniniz, çoğalınız. Zira ben kıyamet günü sizin
çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim...”
buyurulmuştur
Konuyla ilgili gerek ayeti
kerimeler ve gerekse hadisi şeriflerin temelde, evliliğin İslami esaslar
gözetilerek oluşturulması ve evlilik sonucu doğacak çocukların İslami terbiye
üzere yetiştirilmelerini de ana babaya görev olarak yüklemiştir.
Aile hayatının korunması ve
evliliğin devamı, eşlerin birbirlerine karşı saygılı, ölçülü davranmalarını
öngörmüş, aile hayatını tehlikeye sokacak tutum ve davranışlardan da eşlerin
kaçınmalarını tavsiye etmiştir. Evliliğin normal yürüyebilmesi için de evlilik
öncesi eş seçiminden başlamak üzere, nişan, nikah, düğün gibi hususlarda gerekli
tedbirlerin alınmasını öngörmüştür.
EŞ SEÇİMİ
Aile yuvasının verimli ve
düzenli olması, kendisinde beklenen olumlu sonuçlara ulaştırabilmesi için bir
takım temel kriterlerin mutlaka gözetilmesi gerekir. Bunların başında evlenme
yasağı bulunan kimselerin dışındakilerden biri eş olarak seçmek şartı
gelmektedir. Evlenecek kadın ve erkeğin evlenmelerinde dinen herhangi bir
sakınca olmamalıdır. Evlenecek kimselerin bu engellerden biri ile karşı karşıya
olup olmadıklarını iyice araştırmaları gerekir. Söz konusu evlilik engelleri,
değişik bir ifade ile, kandileriyle evlenilmesi yasak olan kimseler ana hatları
ile şöyle belirtilebilir:
1.Din farkı temel evlenme
engellerindendir.
Kur’an’da Yüce Allah,
ولاتنكحوا
المشركات حتى يؤمن
“Müşrik kadınlarla iman
edinceye kadar evlenmeyin.” buyurmaktadır
(Bakara: 2/221).
Yine, Müslüman bir kadının
gayr-i müslimlerle evlenmesi de yasaktır.
Zira az önce okuduğumuz
ayetin devamında,
ولاتنكحوا
المشرينك حتى يؤمنوا
"İman etmedikleri sürece
Allah'a ortak koşan erkeklerle kadınlarınızı evlendirmeyin"
(Bakara, 2/221)
buyurulmaktadır.
Ancak Müslüman erkeğin ehli
kitap kadınlarla evlenmelerine cevaz verilmiştir
(Maide, 5/5).
2. Müslüman olan
kadınlardan evlenilmesi yasak olanlar da şu ayet-i kerime ile tespit edilmiştir.
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ
وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّتى
اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ
وَرَبَائِبُكُمُ الّتى فى حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَائِكُمُ الّتى دَخَلْتُمْ بِهِنَّ
فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَائِلُ
اَبْنَائِكُمُ الَّذينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ
“Şu
kadınlarla evlenmeniz size haram kılındı:
Analarınız, kızlarınız, kız
kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kız
kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz,
karılarınızın anneleri, gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanında kalan üvey
kızlarınız,-onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur. Öz
oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almanız…"
(Nisa 4/23)
Başkasını nikahı altında
bulunan, yahut boşanmış olup iddet bekleyen bir kadınla da evlenilemez. Zira
iddet bekleyen kadın hükmen nikahlı gibidir.
Bir erkek üç kere boşadığı
bir kadın ile bir daha evlenemez. Ancak bu kadın, normal şartlar altında
başka bir erkekle evlenir ve ayrılırsa o zaman ilk koca ile evlenmesi mümkündür.
Eş Seçiminde Dikkat
Edilecek Hususlar
Evlenme engeli dışında,
evliliğin mutlu bir aile yuvası oluşturması ve sağlıklı şekilde devamı için,
belli ölçülere dikkat etmek gerekir. Bu ölçüleri ana hatları ile Hz Peygamber
(s.a.v.) şu hadisi ile ortaya koymaktadır:
تُنْكَحُ الْمَرأةُ ﻷرْبَعِ خِصَالِ: لِمَالِهَا، وَلِحَسَبِهَا، وَلِجَمَالِهَا،
وَلِدِينِهَا. فَأظْفَرْ بِذَاتِ الْدِّينِ، تَرِبَتْ يَدَاكَ
“Kadın dört özelliğinden
dolayı nikahlanır. Malından dolayı, Soyundan dolayı, güzelliğinden veya
dindarlığından dolayı, eli bereketlenesice sen dindar olanını tercih et.”
Hadisi şerifte evlenecek
eşlere yapılan tavsiyenin özü şudur: Dünya geçicidir, insan bugün zengin, yarın
fakir olabilir. Allah katında kişiyi değerli yapan şey maddi zenginlik değildir.
Her şey maddi imkandan ibaret değildir. Evlilik hayatının temellerinin atıldığı
böylesine kritik bir noktada, ölçü olarak kabul edilen şeyler, iki dünya
mutluluğuna da esas olacak şekilde belirlenmelidir. Eş olarak seçilecek olan
kişi, sırf maddi imkanları yerinde değildir, diye reddedilmemelidir. Evlilik
gibi ciddi bir kurumu oluşturma konusunda samimi duygularla işe başlanırınsa,
bir takım güçlüklerin ortadan kaldırılmasında yardımcı olacaktır. Nitekim,
girişte de zikrettiğimiz bir ayet-i kerimede;
وانكحوا الايامى منكم والصالحين من عبادكم وامئكم ان يكونوا فقراء يغنهم الله من
فضله والله واسع عليم
"Sizden bekar olanları,
kölelerinizde ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar
yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır
hakkıyla bilendir." (Nûr,32)
anlamındaki ayette bu konuya işaret
edilmektedir
Yine hadisin mesajından
şunları da çıkarıyoruz: Kişinin soyunun sopunun iyi olması, her şeyden önce
dine, ahlaka uygun, doğru, güzel ve asil davranışılar içinde olması halinde
mümkün olur. Önemli olan kişinin davranışları ve yaşayışıdır. Seçilecek eşte
asaletin gündeme getirilmesinden önce kişisel niteliklerin ön plana çıkarılması
gerekir.
Hz. Peygamber bu hadisi ile
bize buyuruyor ki; güzellik denen şey nisbidir ve geçicidir. Geçici olan
şeylerin, kalıcı olan şeyler karşısında, olmaları gereken yerde tutulmaları
gerekir. Bu bakımdan güzellik eş seçiminde tek kriter olarak alınmamalıdır. Eş
olarak seçilecek kimsenin maddi durumuna, güzelliğine, asalet durumuna
bakılacaksa ve mutlaka bunlardan birini tercih etme durumu varsa, dindar olan eş
adayının, güzel, zengin ya da soylu olana tercih edilmesi gerekir. Zira
evlenmenin asıl maksatlardan biri de Allah'ın rızasına uygun bir hayat yaşama
konusunda destek ve destekçi bulmak, gelecek nesillerin için de bu imkanların
bulunduğu uygun ortamlar bırakmaktır.
Dinin bu
tavsiyelerinin dikkate alınmadığı evliliklerde, akla gelmedik sayısız problemler
çıkmaktadır. Kulu yaratan Allah onun kuracağı yuvanın hangi şartlarda sağlıklı
yürüyeceğini de bildirmiştir.
الايعلم من خلق وهو اللطيف الخبير
"Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir,
hakkıyla haberdardır," (Mülk,14)
Evlenip yuva kurmanın
sağladığı en büyük mutluluklardan biri de çocuklardır. Ancak vakti geldiğinde
çocukların da mutlu yuvalar kurabilmeleri için, onların iyi bir insan, iyi birer
mümin olarak yetiştirilmesi kaçınılmazdır. İşte bu noktada ebeveyne ve bilhassa
özel konumu sebebi ile annenin üstleneceği rol çok önemlidir. Zira çocuğa asıl
kişiliğini kazandıran, ilk eğitimini veren, ona kendinden bir şeyler katan
annedir. Hadis-i şerifte kadının/annenin de dindar olması gereğine dikkat
çekilmiş olması bu bakımdan da dikkat çekicidir.
Kur'ân, sünnet ve güzel
örflerimizin belirlediği ölçüler içinde eş seçmek ve aile yuvası kurmak için
gerekli bilgilerle donanma için özel bir gayret de göstermek gerekir. Bu tür
bilgilerin alınabileceği özel eserler okunmalı, bilenlere gerektiğinde
danışmalıdır. Zira planlanan şey, hayat boyunca sürdürülecek bir beraberliktir.
İş asla tesadüflere bırakılmamalı, aldatıcı ve geçici kriterler esas
alınmamalıdır.
EŞ SECİMİ SONRASI
Eş seçimi yapıldıktan sonra
karşılıklı karar ve karşılıklı anlaşma gerçekleşince, yörelere göre nişan
uygulaması yapılır. Bu noktada şu konu çok önemlidir. Nikah yapılmadığı sürece
nişanlılar evlenmiş sayılmazlar. Karşılıklı ilişkilerde dini ölçülerin
gözetilmesi gerekir. Nişanlılık döneminde dînî nikah adı altında nikah
kıyılmamalıdır. Zira, anlaşmazlık durumunda özellikle kız açısından sıkıntı
ortaya çıkmaktadır.
Nişan ve nikah törenleri
yapılırken, israftan, gösterişten ve aileleri sıkıntıya sokacak davranışlardan,
harcamalardan kaçınmak gerekir. Zira peygamberimiz:
"خير النكاح أيسره"
“Nikahın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır”
buyurmuştur.
Altından kalkılamayacak ağır şartlar
ve masraflar ileri sürmek, evlenmeyi zorlaştırır. Cemiyeti ve evlenecek gençleri
hem de ailelerini sıkıntıya sokar. Evlenmek kolaylaştırılmalı ve evleneceklere
yardımcı olunmalıdır.
Törenler sırasında dinimizin haram
kıldığı tutum ve davranışlardan kaçınmalı, toplantı adabı konusunda İslami
duyarlılıklar gözetilmelidir. Söz gelimi, yörenin örf ve adeti dine aykırı ise,
bundan vaz geçilmelidir. Bu gibi durumlarda usulüce uyarıda bulunmak, ve
"adetimiz böyledir" diye karşı çıkılır endişesine yer vermemelidir. Zira İslami
bilinç bunu gerektirir. Ayet-i kerimede müminler hakkında;
“…
وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِمٍ…”
“Onlar
kınayanın kanamasından korkmazlar (aldırmazlar)”
buyurulmuştur
(Maide,5/54).
Eşlerin karşılıklı hak ve
sorumlulukları
Bir aile yuvası çatısı
altında buluşan esler, evlendikleri andan itibaren karşılıklı bir takım hak ve
sorumluluklar altına girerler. Kur’anda Yüce Allah bu konuda şöyle
buyurmaktadır:
“وَلَهُنَّ
مِثْلُ الَّذى عَلَيْهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ
وَاللّهُ عَزيزٌ حَكيمٌ
…”
“...
Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi.
Kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler bu haklarda
kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azizdir. Hakimdir.”
(Bakara 2/228)
.
Peygamber efendimiz de veda haccında karı koca haklarıyla ilgili şöyle
buyurmuşlardır:
أﻻ
وإن لكُمْ على نسائكمْ حقاً، ولنسائكُمْ عليكم حقاً
“(Ey
erkekler) Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız olduğu gibi kadınlarınız da sizin
üzerinizde hakları vardır.”
Bu hakların bir kısmı ortak ve
karşılıklı riayet edilmesi gereken haklardır. Bir kısmı erkeğin hakları, bir
kısmı da sadece kadına ait haklardır. Hemen belirtelim ki insan ve müslüman
olmaktan dolayı gereken haklar zaten başta gelmektedir. Yani müslüman müslümanın
din kardeşidir. Ona zulmetmez, ona yalan söylemez, hile yapmaz, haksızlık etmez,
zarar vermez, kalbini kırmaz, onu incitmez, güler yüzle ve tatlı dille mukabele
eder, saygısızlık yapmaz, sevinciyle sevinir, üzüntüsünü paylaşır. İhtiyacı
olduğunda yardımına koşar. Bu İslami tavsiyelerin eşler arasında en ileri
seviyede hayata geçirilmesi gerekir. Bu genel esasların yanında eşlerin
karşılıklı özel hak ve görevlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz:
1. Emanet:
Eşler, birbirlerinden son derece emin olmalı ve birbirlerine güvenmelidirler.
Birbirlerinden saklı gizli bir işleri olmamalıdır. Zira onlar hayatı paylaşan
iki ortaktırlar. Ortaklar ne kadar dürüst olurlarsa Allah onlara yardım eder.
Hilekarların ortağı şeytandır. İhlaslı, samimi ve dürüst olan birbirlerine hayır
ve sabır tavsiyesinde bulunan, hayatın acı tatlı günlerinde destek olan eşler
olmaları gerekmektedir.
2. Birbirlerine güven
vermeleri gerekir. Birbirlerini şüpheye düşürecek söz ve davranışlardan
kaçınmalıdırlar.
3. Karşılıklı sevgi ve saygı
bulunmalıdır. Taraflardan birinin, diğerini saygı duymadığı, sevgi beslemediği
evlilik, ya tuzsuz bir yemek gibi tat vermez, ya da günün birinde yıkılır.
4. Aile yuvasına karşılıklı
iyi niyet ve iyi davranış hâkım olmalıdır. Yüce Allah Kur’anda:
وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ اِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصيرٌ…
“Aranızda
iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür”
buyurmaktadır (Bakara
2/237).
Eşlerin karşılıklı ortak
haklarının dışında kadının erkeğe, erkeğin kadına karşı hakları da vardır.
Kadının Kocası Üzerindeki
Hakları
a) Erkek, eşiyle iyi
geçinmeli, sinirli, hırçın ve kırıcı olmamalıdır.
Kur’anda:
وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ
“Onlarla
iyi geçinin”
(Nisa: 4/19)
buyurulmaktadır. Ayette, aile yuvasının devamını
sağlayacak temel prensibi getirmektedir. Erkekler eşleri ile iyi geçinecekler,
bunun için uygun ortamı hazırlayacaklardır. Eşin, mizacı, ruhi yapısı ve
karakteri dikkate alınmalıdır. Erkek, her şeyden önce eşine bir insan olması
açısından bakmalı, onun; aile yuvasının temelini oluşturan iki t emel unsurdan
biri olduğu hatırından çıkarmamalıdır.
“-Ey Allah'ın Elçisi!
kadınların erkekler üzerindeki hakları nelerdir?” sorusuna; Peygamberimi
(s.a.v.)
...أن يطعمها إذا طعم. وأن يكسوها إذ اكتسى. ولا يضرب الوجه. ولا يقبح. ولا يهجر
إلا في البيت
“Yediğinden yedirmesi,
giydiğinden giydirmesi (kadının kocası üzerindeki hakkıdır.) Sakın
(eşinin)yüzüne vurmasın, ona kötü muamelede bulunmasın, evin dışında onu terk
etmesin”
cevabını vermiştir.
b) Erkek, imkanları
ölçüsünde, eşinin bilgi ve kültür düzeyinin yükselmesi için gayret sarf
etmelidir. Özellikle dini konularda
eşlerin kendilerine yeter hale gelmeleri önemlidir. Bunun gerçekleşmesi için
günün şartlarına göre neler yapmak gerekiyorsa o yapılamalı, asla ihmalkar
davranmamalıdır. İlim olmadan sâlih amel işlenemez, doğru karar verilemez.
Dünya için de ahiret için de bilgi temel ihtiyaçtır. Bilgi, yanlış davranışa
engel olur..
c) Erkek, eşini maddi ve
manevi her türlü kötülüklere, olumsuzluklara, fesada karşı korumalı, ailenin
şeref ve haysiyetini koruyucu tedbirleri almalıdır. Yüce Allah,
يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْليكُمْ نَارًا وَقُودُهَا
النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ
لَا يَعْصُونَ اللّهَ مَا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
“Ey
iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten
koruyun”
buyurulmaktadır. (Tahrim :
66/6).
İnsanın gerek kendini ve
gerekse aile fertlerini ateşten koruması ancak onları bilgilendirmesiyle
mümkündür. Erkek ailenin yöneticisi ve sorumlusudur.
…اَلرِّجَالُ
قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ
“Erkekler
kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar..”
(Nisa: 4/34)
anlamındaki âyet ve
.َالرَّجُلُ
رَاع في أهْلِهِ، وَهُوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ..
ٍ"Kişi
ailesinin koruyucusudur ve onlardan sorumludur”
anlamındaki hadis bu gerçeği beyan etmektedir.
d) Erkek, aile fertleri
arasında, yeme, içme, mesken, giyim, kuşam gibi her konuda ayrım yapmamalı,
adil olmalıdır. Peygamber efendimiz (a.s.) bir hadisinde,
خَيرُكُمْ
خَيرُكُمْ ﻷهلِهِ، وأنَا خيرُكُمﻷﻫﻠﻲ
“Sizin hayırlınız ailesi
(eşi) için hayırlı olanınızdır. Ben ailem için hayırlıyım.”
buyurmuştur.
e) Erkek hanımının gizli
sırlarını ifşa etmemelidir. Zira eşlerin
birbirlerine karşı emin, güvenilir kişiler olmaları gerekir. Sırrın ifşasını
Peygamberimiz (a.s.), şer olarak nitelemiştir:
إِنَّ مِنْ أَعْظَمِ اﻷمَانَةِ عِنْدَ اللّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الرَّجُلُ
يُفْضِي إِلَى امْرَأﺗﻪ،وَالمرْأةُ
تُفْضِي إِلَى زَوْجِهَا ثُمَّ يَنْشُرُ أَحَدُهُمَا سِرَّ صَاحِبِهِ
"Şüphesiz ki Kıyamet günü,
Allah'ın en çok ehemmiyet vereceği emanet, kadın-koca arasındaki emanettir.
Kadınla koca birbiriyle içli dışlı olduktan sonra, hanımının sırlarını erkeğin
etrafa yayması o gün en büyük ihanettir."
Kocanın Kadın Üzerindeki
Hakları
a) Allah’a isyana, günaha
teşvik etmediği müddetçe kadın, kocasının meşru ve mubah olan istek ve
arzularına riayet etmelidir. Yüce Allah,
“…فَاِنْ
اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبيلًا
…
“.....Eğer
(o kadınlar size) itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın...”
buyurmaktadır (Nisa: 4/34).
b) Kadın kocasının
şerefini, namusunu, malını ve çocuklarını korumakla görevli ve sorumludur.
Bu konuda bir ayeti kerimede:
…فَالصَّالِحَاتُ
قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّهُ
…
“....İyi kadınlar,
itaatkardırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlarda gaybı
korurlar...” buyurulmuştur
(Nisa: 4/34)
Ayet-i kerimedeki “gayb”,
hanımından uzakta bulunan erkeğin namusu, malı ve her türlü hakları
anlamındadır.Peygamber Efendimiz ;
“Kadın kocasının evinin ve
çocuklarının koruyucusudur.”
c) Kadın kocasının evinin
muhafızı durumundadır. Gözünü mahremi
olmayanlardan ve haramdan korur, elini, dilini kötü söz ve kötü işlerden korur.
Kocasının akrabasına da iyi muamelede bulunur. Yüce Allah;
قُلْ لِلْمُؤْمِنينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ..."
…”
“Mü’min
kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar....”
buyurmaktadır. (Nur, 24/31)
Şu hadis-i şerif de aynı konuyu vurgulamaktadır:
-قيل لرسول الله أي النساء خير قال التي تسره إذا نظر وتطيعه إذا أمر ولا تخالفه في
نفسها ومالها بما يكره
"
Hz. Peygamber’e (s.a.v) “Hangi kadın daha hayırlıdır?” diye soruldu; o da:",
Kocası yüzüne baktığı zaman onu sevindiren, emrettiği vakit itaat eden, yanında
bulunmadığı vakit malını ve iffetini koruyandır"
cevabını vermiştir.
Netice itibariyle,
dinimizde evlenme emredilmiş, teşvik edilmiş, evlenmenin kolaylaştırılması
tavsiyesi edilmiştir. Nişan nikah ve düğün törenlerinde gösteriş ve israftan
kaçınılması tavsiye edilmiştir. Karı kocanın birbirlerine karşı hak ve
sorumlulukları açıklanmış, bu kurallara uyulduğu takdirde sağlıklı bir aile
yuvasının kurulup devam edeceği ortaya konmuştur.
Buhari, Nikah, 3, VI, 117; Müslim, Nikah 1, II, 1018.
Müslim, Rada 53, II, 1086.
Tirmizî, Tefsir, 10. V, 274.
Buhârî, Ahkâm 1, VIII, 104. Nikâh 81, VI, 146; 90, VI, 151.
Tirmizî, Cihâd 27, 1705, IV, 208; Ebû
Dâvud, İmâret 1, III, 232.
İbn Mâce, Nikah, 50, I, 636.
Müslim, Nikâh 124,
II, 1061.
Buhârî, Ahkâm 1,
VIII, 104; Tirmizî, Cihâd 27, IV, 208; Ebû Dâvud, İmâret 1, III, 232.
|